avatarUluc Aydemir

Free AI web copilot to create summaries, insights and extended knowledge, download it at here

3838

Abstract

53f">Jim 20 yaşında <b>MIT</b>’den (Massachusetts Institute of Technology) matematik derecesiyle, 23 yaşında <b>Berkeley</b>’den matematik doktorasıyla mezun oldu. 26 yaşında <b>NSA</b>’de (Amerikan Ulusal Güvenlik Ajansı) hacker olarak çalışmaya başladı. 28 yaşında <b>Stony Brook Üniversitesi</b>’nin matematik departmanının başına geçti.</p><p id="bbc4">Üniversitede çalışırken bir nevi hobi amaçlı MIT’den eski arkadaşlarıyla beraber hisse senedi ve benzeri enstrümanları trade etmeye başladı. Yatırımları o kadar iyi gitti ki boşanmanın eşiğinde olmasına ve hayatındaki diğer tüm olumsuzluklara rağmen üniversitedeki işinden istifa ederek kendi yatırım şirketini kurdu.</p><p id="493c">O tarihlerde, günümüzde hala birçok kurumda olduğu gibi; iki tip trade stratejisi bulunuyordu. Bunlar temel analize dayanan ve teknik analize dayanan yaklaşımlardı. Temel analizciler daha çok makro ekonomik gelişmeleri takip eden ve büyük resmi görmeye çalışıp uzun vadeli yatırım yapanları tanımlarken; teknik analizciler daha çok günlük verileri yakından takip edip, çeşitli grafikler yardımıyla kısa vadede kâr elde etmeye çalışanları tanımlıyor.</p><p id="a4d9">Temel analizciler genelde piyasa oyuncularının davranışları sebebiyle — ya da stop-loss seviyelerinin çalışmasıyla— daha az ya da daha zorlu ama büyük kâr edebilen kesimi oluştururlar. Kısa vadeli trade ise insanı hem mental hem de fiziksel olarak yıpratan — adeta varınız yoğunuzla Vegas’ta durmaksızın kumar oynamaya benzeyen bir yapıdır. Herkes bilir ki eninde sonunda kasa kazanır ve herkesin hatırladığı onlarca başarılı işleminiz değil kasanın kazandığı çok büyük kaybınız olur.</p><p id="4db9">Bu bilgiler ışığında kısa vadeli işlemlerin getirdiği stresten bunalan Jim, üçüncü bir yol olduğunu düşündü ve bugün <b>“quant trading”</b> olarak anılan yeni bir yaklaşımın öncülerinden oldu.</p><p id="20af">Quant trading, piyasanın tarihsel hareketlerini ve verdiği sinyalleri izleyen bunları belirli matematiksel modellemeler kullanarak düzenleyen ve piyasanın — yine kısa süreliğine de olsa — bir sonraki hareketini tahmin etmeye dayalı bir trading stratejisi.</p><p id="be83">Başarılı bir quant trading stratejisi oluşturabilmek ve uygulayabilmek bugün olduğu gibi 1980'lerde de oldukça zor olduğu için en iyi üniversitelerin MBA mezunları bile bu iş için yeterli değildi. Jim en iyi üniversitelerden sadece — genellikle matematik üzerine — doktora mezunlarını işe alıyordu. İlk işe aldığı kişiler NSA’den eski hacker arkadaşlarıydı.</p><h2 id="a449">Rönensans Teknoloji</h2><p id="52c6">Jim Simons kafasında kurduğu plan ve işe aldığı dahilerle beraber 1982 yılında kurduğu şirketine <b>Renaissance Technologies</b> adını koydu.</p><p id="f889">Şirket yaptıkları uzun araştırmalar sonucunda 3 adımda “para kazanmayı” sağlayan bir strateji geliştirdi.</p><p id="7a28">İlk olarak tarihsel fiyat hareketleri içerisinde yer alan anomalileri buldular. Daha sonra bunların istatiksel olarak tekrarlayanlarını diğerlerinden elediler. Son olarak geride kalanlar içerisinden temel analizde olduğu gibi bir şekilde açıklanabilir olanları ayırdılar.</p><p id="0a74">Ayırdıkları bu işlemlere trade edilebilir hareketler adını koydular. Bugün ülkemizde olmasa da Wall Street başta olmak üzere diğer dünya finans merkezlerinde oldukça yaygın olarak kullanılan algoritmik işlemler ya da daha kaba tabirle “bilgisayarların çarpışması” gibi tanımlanan yatırım stratejisinin ilklerinden oldular.</p><p id="e73f">İşlemi gerçekleştiren kodlar 5 temel üzerine dayanıyordu. Bunlardan ilki bir trendin ne kadar süreyle devam edeceği üzerine, diğeri trendin ne zaman ters döneceği üzerine, üçüncüsü ekonomik verilere piyasanın verdiği anlık tepkiler üzerine, dördüncüsü traderların genel alışkanlıkları — davranış biçimleri — üzerine (hafta sonuna çıkarken ya da yaz tatiline giderken açık pozisyon

Options

larını kapatmak gibi), sonucusuysa dönemsel hareketlere — tarih tekerrürden ibaret sözüne — dayanıyordu.</p><h2 id="47cd">Madalyon Fonu</h2><p id="e91d">1988 yılına gelindiğinde optimum sonucu sağlayan bir model geliştirildi ve adı Jim’in gençliğinde kazandığı matematik ödüllerinden sadece biri olan <b>The Medallion Fund </b>olarak<b> </b>konuldu.</p><p id="4804">20 milyon dolar sermaye ile yola çıkan fon ilk yılında %16 ikinci yılında %1 getiri elde etti.</p><p id="2e30">Üçüncü yıl olan 1990'da ise olanlar oldu ve işler %78'lik getiri ile çığırından çıktı. 1991 ve 1992'de sırasıyla %54 ve %47 getiri elde eden fon 1993 yılında yeni yatırım kabul etmeyi bıraktı.</p><p id="9f74">Fonun yatırımcılarının büyük kısmını şirket çalışanları oluşturmasına rağmen yönetim ücretlerine (management fees) ciddi zamlar yapıldı ve yine de herkes bu kararları saygıyla karşıladı.</p><p id="7559">Ülkemizde tamamen risksiz sayılan — ülkenin batma riskini saymazsak tabi — mevduat faizinin bile %20 olduğu ortamda bu getiriler sizlerin gözüne ilk anda çok yüksek gelmeyebilir fakat Amerika gibi belli başlı dönemler hariç faizlerin oldukça düşük ya da sıfıra yakın seyrettiği ülkelerde istikrarlı bir şekilde %70'lik getiri sunmak neredeyse imkansız ve akıl almaz bir olay.</p><p id="66ea">Bu durumun bilinciyle Madalyon Fonu’nun değerli yatırımcıları %5'lik yönetim ücreti üzerine alınan ve %20'den %44'e çıkan performans ücretine de çıtlarını dahi çıkarmadılar.</p><h2 id="35b6">IBM ile İş Birliği</h2><p id="e46b">İnanılmaz başarılı modelleri sadece birkaç para birimi ve emtia üzerinde değerlendiren Renaissance Technologies başka bir stratejik adım daha attı ve dünyaca ünlü <b>IBM</b> ile iş birliğine gitti.</p><p id="ef33">IBM bünyesinde çalışan yazılımcıların desteğiyle The Medallion Fund stratejisi ve algoritmaları sayısız yatırım aracı üzerinde uygulanmaya başlandı.</p><p id="cb3f">Fon hiçbir zaman batamayacak kadar büyük (too big to fail) seviyesine ulaşmadı çünkü ulaşmayı dilemedi.</p><p id="8dda">Üst sınır olarak 10 milyar dolar seviyesi belirlendi ve bu sınırın üstüne genellikle çıkılmadı.</p><p id="065f">1988–2018 yılları arasında inanılmaz bir performans göstererek yatırımcılarına ve çalışanlarına ortalama %66'lık bir getiri sundu. Yüksek yönetim ve performans ücretleri düşüldükten sonra bile sunulan %39'luk net getiri gelişmiş ve gelişmekte olan ülke standartlarında akıl almaz bir yatırım dönüşüne (ROI) işaret etti.</p><h2 id="8b5b">Sonuç</h2><p id="70a3">The Medallion Fund aktif olduğu süre boyunca 100 milyar doların üzerinde net getiri sağladı.</p><p id="dc21">Bundan daha garip ve şaşırtıcı olansa şirket girdiği trade işlemlerinin sadece %50.75'den doğru sonuçla — kazanarak — ayrıldı.</p><p id="b360">Doğru okudunuz yüzlerce dahi bilim insanı, IBM gibi bir şirketin akıl almaz altyapısını da kullanarak yıllarca süren çalışma ve gelişmelere rağmen yazı tura atabilen bir maymunu sadece %0.75 farkla yenebildi.</p><p id="0cc3">%1 bile olmayan bu fark tarihin en başarılı fonu ile herşeyini kaybedip sonunda intihar eden bir “trader” arasındaki ince farkı yaratıyor.</p><p id="1fad">Buradan hareketle bir daha kimseye yatırım tavsiyesi sormayın ve en ufak bir fikriniz yoksa bile — illa bu kumarı oynayacağım diyorsanız — sadece yazı tura atın ve yatırımınıza ona göre yapın.</p><p id="24c2">Size çok iyi bir fikri olduğunu söyleyen ya da içerden bilgi aldığını iddia ederek yatırım tavsiyesi veren sosyal medya fenomeninden, akrabalarınıza ve hatta <b>J.P. Morgan</b>’da trader olarak çalışan arkadaşlarınıza kadar herkesin önce yüzüne gülümseyin sonra da onlar ne dedilerse tam tersini yapın. Eminim kazanan siz olacaksınız.</p><p id="f449">Bu ve benzeri yazılarım hakkında haberdar olmak isterseniz ücretsiz mail listeme <a href="https://uluc.substack.com">buradan</a> üye olabilirsiniz.</p></article></body>

Yazı Tura Üzerine Kurulmuş İmparatorluk

Photo by Executium on Unsplash

“Ripple Bir Günde Neden %300 Yükselmeli?” başlıklı yazımda yatırım tavsiyesi vermekten neden — ve ne kadar — nefret ettiğimi uzun uzun anlatmıştım.

Burada bahsedilen yatırım tavsiyesinin de cebindeki son — belki de ilk — 1000TL ile İddia oynamak yerine telefonuna indirdiği uygulamadan saçma sapan açıklamalara dayanarak (bkz: teknik analiz) çeşitli finansal enstrümanları çok küçük miktarlarda alıp satarak sosyal medyada yer alan bütün profillerine “trader”, paylaşımlarına ise #ytd yazan kişinin yazdığı hashtag manasında olmadığını belirtmiştim.

Yani ben ne demek istedim ve genel olarak ne demek istiyorum?

Özetle; Türkiye’de bu işi — trader — yapılabilecek en üst düzeyde 7 sene boyunca yapmış ve en yakınlarına bile bir gün “dolar alın yükselecek, euro satın düşecek” dememiş biri olarak, önünde 4 ekran elinin altında 2,5 klavye, adına kayıtlı Bloomberg, Reuters vb.(aylık ücret toplamı:$3000+) dahil yüzlerce kaynak olmasına rağmen bu işin %50–%50 ihtimali olduğunu bilen ve iddia eden biri olduğumu söylemek istiyorum.

Niki Lauda’nın Formula 1 pilotları için söylediği eğitilmiş maymunun bile yapabileceği bir meslek söylemini ben daha da ileri götürüp; traderlar için yazı tura atabilen ya da %50 ihtimalli sonuç veren bir tuşa basma yetisine sahip herhangi bir hayvanın bile rahatlıkla yapabileceğini iddia ediyorum.

Belki de işimden istifa etmemin sebebi buydu. Sabahtan akşama dünyanın en önemli bankalarının gönderdiği raporları okusam, FED’in (Amerikan Merkez Bankası) Bej Kitabı hakkında FED Başkanı’nından daha fazla bilgi sahibi olsam, işe sabah 6’da gelip akşam 9’da çıksam, Bloomberg’de tüm önemli datalar için üçüncü dünya savaşı çıkmış gibi sesler çıkaran alarmlar kursam, kimsenin bilmediği siteleri takip edip, dünyanın en başarılı traderlarının kullandığı teknik analizleri kullansam da günün sonunda yazı tura atmayı bilen bir maymuna yenilebileceğimi söylüyorum.

Ne yaparsam yapayım elle tutulur, gözle görülür bir fark yaratmanın imkansızlığının altını çiziyorum.

Peki şimdi — İstanbul’u geçelim — Londra’da veya New York’da gösterdiği inanılmaz “performans” sonucu, yıllık milyon dolar bonus alan trader kardeşimizi bu sözlerimle yaralayabilir miyim? Bence yaralayamam çünkü kendisi Margin Call filminde yer alan Will Emerson karakteri gibi o bonusun büyük kısmını çoktan New York veya Londra’nın en popüler escort kızı ya da erkeği ile ezdi ve açıkcası dünya pek umurunda değil.

Ama Michigan Üniversitesi astro-fizik doktorası sonrası, sadece para için NASA yerine Goldman Sachs’da işe girmiş ve tek hayali büyük mutlu bir aile kurmak olan kardeşimizin biraz üzülmesini doğal olarak bekliyorum. Sonuçta; Ford F-150 Raptor ve kırmızı panjurlu ev, Amerika şartlarında NASA maaşı ile de rahatlıkla alınırdı— üstüne de insanlığa bir nebze faydan dokunurdu.

Jim Simons Kimdir?

Jameson Harris Simons 25 Nisan 1938, Newton, Massachusetts doğumlu Amerikalı matematikçi.

Jim 20 yaşında MIT’den (Massachusetts Institute of Technology) matematik derecesiyle, 23 yaşında Berkeley’den matematik doktorasıyla mezun oldu. 26 yaşında NSA’de (Amerikan Ulusal Güvenlik Ajansı) hacker olarak çalışmaya başladı. 28 yaşında Stony Brook Üniversitesi’nin matematik departmanının başına geçti.

Üniversitede çalışırken bir nevi hobi amaçlı MIT’den eski arkadaşlarıyla beraber hisse senedi ve benzeri enstrümanları trade etmeye başladı. Yatırımları o kadar iyi gitti ki boşanmanın eşiğinde olmasına ve hayatındaki diğer tüm olumsuzluklara rağmen üniversitedeki işinden istifa ederek kendi yatırım şirketini kurdu.

O tarihlerde, günümüzde hala birçok kurumda olduğu gibi; iki tip trade stratejisi bulunuyordu. Bunlar temel analize dayanan ve teknik analize dayanan yaklaşımlardı. Temel analizciler daha çok makro ekonomik gelişmeleri takip eden ve büyük resmi görmeye çalışıp uzun vadeli yatırım yapanları tanımlarken; teknik analizciler daha çok günlük verileri yakından takip edip, çeşitli grafikler yardımıyla kısa vadede kâr elde etmeye çalışanları tanımlıyor.

Temel analizciler genelde piyasa oyuncularının davranışları sebebiyle — ya da stop-loss seviyelerinin çalışmasıyla— daha az ya da daha zorlu ama büyük kâr edebilen kesimi oluştururlar. Kısa vadeli trade ise insanı hem mental hem de fiziksel olarak yıpratan — adeta varınız yoğunuzla Vegas’ta durmaksızın kumar oynamaya benzeyen bir yapıdır. Herkes bilir ki eninde sonunda kasa kazanır ve herkesin hatırladığı onlarca başarılı işleminiz değil kasanın kazandığı çok büyük kaybınız olur.

Bu bilgiler ışığında kısa vadeli işlemlerin getirdiği stresten bunalan Jim, üçüncü bir yol olduğunu düşündü ve bugün “quant trading” olarak anılan yeni bir yaklaşımın öncülerinden oldu.

Quant trading, piyasanın tarihsel hareketlerini ve verdiği sinyalleri izleyen bunları belirli matematiksel modellemeler kullanarak düzenleyen ve piyasanın — yine kısa süreliğine de olsa — bir sonraki hareketini tahmin etmeye dayalı bir trading stratejisi.

Başarılı bir quant trading stratejisi oluşturabilmek ve uygulayabilmek bugün olduğu gibi 1980'lerde de oldukça zor olduğu için en iyi üniversitelerin MBA mezunları bile bu iş için yeterli değildi. Jim en iyi üniversitelerden sadece — genellikle matematik üzerine — doktora mezunlarını işe alıyordu. İlk işe aldığı kişiler NSA’den eski hacker arkadaşlarıydı.

Rönensans Teknoloji

Jim Simons kafasında kurduğu plan ve işe aldığı dahilerle beraber 1982 yılında kurduğu şirketine Renaissance Technologies adını koydu.

Şirket yaptıkları uzun araştırmalar sonucunda 3 adımda “para kazanmayı” sağlayan bir strateji geliştirdi.

İlk olarak tarihsel fiyat hareketleri içerisinde yer alan anomalileri buldular. Daha sonra bunların istatiksel olarak tekrarlayanlarını diğerlerinden elediler. Son olarak geride kalanlar içerisinden temel analizde olduğu gibi bir şekilde açıklanabilir olanları ayırdılar.

Ayırdıkları bu işlemlere trade edilebilir hareketler adını koydular. Bugün ülkemizde olmasa da Wall Street başta olmak üzere diğer dünya finans merkezlerinde oldukça yaygın olarak kullanılan algoritmik işlemler ya da daha kaba tabirle “bilgisayarların çarpışması” gibi tanımlanan yatırım stratejisinin ilklerinden oldular.

İşlemi gerçekleştiren kodlar 5 temel üzerine dayanıyordu. Bunlardan ilki bir trendin ne kadar süreyle devam edeceği üzerine, diğeri trendin ne zaman ters döneceği üzerine, üçüncüsü ekonomik verilere piyasanın verdiği anlık tepkiler üzerine, dördüncüsü traderların genel alışkanlıkları — davranış biçimleri — üzerine (hafta sonuna çıkarken ya da yaz tatiline giderken açık pozisyonlarını kapatmak gibi), sonucusuysa dönemsel hareketlere — tarih tekerrürden ibaret sözüne — dayanıyordu.

Madalyon Fonu

1988 yılına gelindiğinde optimum sonucu sağlayan bir model geliştirildi ve adı Jim’in gençliğinde kazandığı matematik ödüllerinden sadece biri olan The Medallion Fund olarak konuldu.

20 milyon dolar sermaye ile yola çıkan fon ilk yılında %16 ikinci yılında %1 getiri elde etti.

Üçüncü yıl olan 1990'da ise olanlar oldu ve işler %78'lik getiri ile çığırından çıktı. 1991 ve 1992'de sırasıyla %54 ve %47 getiri elde eden fon 1993 yılında yeni yatırım kabul etmeyi bıraktı.

Fonun yatırımcılarının büyük kısmını şirket çalışanları oluşturmasına rağmen yönetim ücretlerine (management fees) ciddi zamlar yapıldı ve yine de herkes bu kararları saygıyla karşıladı.

Ülkemizde tamamen risksiz sayılan — ülkenin batma riskini saymazsak tabi — mevduat faizinin bile %20 olduğu ortamda bu getiriler sizlerin gözüne ilk anda çok yüksek gelmeyebilir fakat Amerika gibi belli başlı dönemler hariç faizlerin oldukça düşük ya da sıfıra yakın seyrettiği ülkelerde istikrarlı bir şekilde %70'lik getiri sunmak neredeyse imkansız ve akıl almaz bir olay.

Bu durumun bilinciyle Madalyon Fonu’nun değerli yatırımcıları %5'lik yönetim ücreti üzerine alınan ve %20'den %44'e çıkan performans ücretine de çıtlarını dahi çıkarmadılar.

IBM ile İş Birliği

İnanılmaz başarılı modelleri sadece birkaç para birimi ve emtia üzerinde değerlendiren Renaissance Technologies başka bir stratejik adım daha attı ve dünyaca ünlü IBM ile iş birliğine gitti.

IBM bünyesinde çalışan yazılımcıların desteğiyle The Medallion Fund stratejisi ve algoritmaları sayısız yatırım aracı üzerinde uygulanmaya başlandı.

Fon hiçbir zaman batamayacak kadar büyük (too big to fail) seviyesine ulaşmadı çünkü ulaşmayı dilemedi.

Üst sınır olarak 10 milyar dolar seviyesi belirlendi ve bu sınırın üstüne genellikle çıkılmadı.

1988–2018 yılları arasında inanılmaz bir performans göstererek yatırımcılarına ve çalışanlarına ortalama %66'lık bir getiri sundu. Yüksek yönetim ve performans ücretleri düşüldükten sonra bile sunulan %39'luk net getiri gelişmiş ve gelişmekte olan ülke standartlarında akıl almaz bir yatırım dönüşüne (ROI) işaret etti.

Sonuç

The Medallion Fund aktif olduğu süre boyunca 100 milyar doların üzerinde net getiri sağladı.

Bundan daha garip ve şaşırtıcı olansa şirket girdiği trade işlemlerinin sadece %50.75'den doğru sonuçla — kazanarak — ayrıldı.

Doğru okudunuz yüzlerce dahi bilim insanı, IBM gibi bir şirketin akıl almaz altyapısını da kullanarak yıllarca süren çalışma ve gelişmelere rağmen yazı tura atabilen bir maymunu sadece %0.75 farkla yenebildi.

%1 bile olmayan bu fark tarihin en başarılı fonu ile herşeyini kaybedip sonunda intihar eden bir “trader” arasındaki ince farkı yaratıyor.

Buradan hareketle bir daha kimseye yatırım tavsiyesi sormayın ve en ufak bir fikriniz yoksa bile — illa bu kumarı oynayacağım diyorsanız — sadece yazı tura atın ve yatırımınıza ona göre yapın.

Size çok iyi bir fikri olduğunu söyleyen ya da içerden bilgi aldığını iddia ederek yatırım tavsiyesi veren sosyal medya fenomeninden, akrabalarınıza ve hatta J.P. Morgan’da trader olarak çalışan arkadaşlarınıza kadar herkesin önce yüzüne gülümseyin sonra da onlar ne dedilerse tam tersini yapın. Eminim kazanan siz olacaksınız.

Bu ve benzeri yazılarım hakkında haberdar olmak isterseniz ücretsiz mail listeme buradan üye olabilirsiniz.

Yatırım
Finans
Trader
Para
Türkçe
Recommended from ReadMedium