Tekne Tatili Nedir, Nasıl Yapılır?(Marmaris — Bozburun)
Bir tekne, farklı yaş ve karakterlerde 14 insan, turkuaz koylar, muazzam gün doğumları, mehtabın cömertliği, milyonlarca yıldız, bol kahkahalar ve 1 hafta boyunca hayatın tüm rutinlerinden uzakta mükemmel bir tatil.

Bu sene ikinci kez düzenlediğimiz tekne tatiliyle ilgili detayları soran çok arkadaşım oldu.
14 erkek, 1 hafta, bir teknede ne yapıyorsunuz?
Ne yiyip, ne içiyorsunuz?
Hiç mi karaya çıkmıyorsunuz?
Canınız sıkılmıyor mu?
Çok sallanıyor mu?
gibi bir sürü soru aldım. Merakları gidermek ve bu ilginç tatili yapmak isteyenlere yardımcı olsun düşüncesiyle deneyimlerimi yazmaya karar verdim.
Ekip Kurma
Öncelikle şunu belirtmeliyim ki 14 kişiyi 1 hafta 24 metrelik bir teknede barındırarak keyifli bir tatil yapmak istiyorsanız bu 14 kişinin uyumlu insanlar olması şart. İşin en zor ve en önemli noktası burası. 14 kişiyi 1 saatlik halı saha maçına toplarken bile nasıl çaba göstermemiz gerektiğini halı saha müdavimleri iyi bilirler. Son dakika gelemeyeceğini söyleyenler mutlaka olur ve onların yerine oyuncu bulma çalışmaları oldukça meşakkatlidir.

Dönem ve Tekne Seçimi
Ekibi kurduktan sonra tatilin yapılacağı dönem için uygun tekneyi bulup kiralamak gerekiyor. Tarihleri 14 kişinin ortak isteğine bırakırsanız programı iptal etmek zorunda kalabilirsiniz. Bu yüzden dönemi belirledikten sonra maksimum iki hafta alternatifi sunarak çoğunluğun uyacağı tarihe plan yapmanız doğru olacaktır.
Biz geçen sene eylül, bu sene haziran dönemini tercih ettik. Bu tarihler sezonun başına ve sonuna denk geldiği için hem uygun tekne bulma ihtimaliniz artıyor hem de bunaltıcı sıcaklardan ve sezon kalabalığından kurtuluyorsunuz. Bu işlemleri şubat, mart aylarında yaparsanız hem katılımcıların kendini o tarihlere adapte etmesi daha kolay olacak hem de tarihi siz belirlemiş olursunuz. Rezervasyon konusunda geç kalırsanız boş kalan tarihlerden birini seçmek zorunda kalabilirsiniz.
Tekne seçimi yaparken kaptan ve görevli personel de oldukça önemli. 1 haftayı 24 metrelik teknede onlarla da beraber geçirdiğinizi unutmayın. Biz iki tatilde de farklı teknede idik ve aralarında dağlar kadar fark vardı. Son gittiğimiz tekne bir öncekine göre her anlamda daha olumluydu. Hatta “önceki teknede bir kırbaç yemediğimiz kalmıştı” gibi esprilere konu olacak cinstendi bu fark:)
Neden Bozburun?
Bozburun bakir kalmış balıkçı beldelerinden biri. Doğasıyla kendisine hayran bırakır cinsten. Tekne turlarıyla meşhur olmuş Marmaris’e bağlı şirin bir kasaba burası. Turizm sezonu mayıs ayında başlıyor, ekim ayına kadar devam ediyor.
Yaklaşık 150 civarında tekne haftalık turlar düzenliyor. Bir teknede maksimum 14 kişi konaklayabiliyorsunuz. 7 kamarası var. Her bir kamarada klima, duş, tuvalet, yatak ve eşyalarınızı koymanız için dolaplar var. Karavan mantığıyla minimum alanda maksimum verim elde edilmiş. Bir nevi hareketli otel her biri.

Hareketli otel doğru bir tabir, çünkü aynı oteller gibi teknede konaklayan kişilerin kimlik bilgileri liman yönetimine bildiriliyor. Mürettebat turizm sektörüne hakim personellerden oluşuyor. Her teknede mükemmel yemekler yapan çok iyi aşçılar var. Kendi aralarında transfer durumları dahi söz konusu olabiliyor.
Yemek Alışverişi
Tekneye çıkmadan önceki en ciddi organizasyon yeme-içme alışverişi. 14 kişi, 1 hafta, 3 öğün yemek ve ara öğünler de düşünüldüğünde ciddi bir alışveriş süreci geçiriyorsunuz. Geçmiş yıllardan tecrübeli bir ekip olduğumuz için bu konu bizim açımızdan sorun teşkil etmedi ama ilk defa gidecekler için baya uğraştırıcı bir süreç bu kısım.
Alınan malzemeler mürettebata teslim edildikten sonra sunulan lezzetli yemekleri yemek dışında bu konu pek gündeminizde olmuyor. Baştan belirtmeliyim, teknede en az kilo alan 2 kilo alarak karaya iniyor. Yemekler çok lezzetli, biz tatilin sonlarına doğru masadan çeşit eksiltme gayreti içindeydik.
Rota
Tekneler Bozburun limanından hareket ettikten sonra macera başlıyor. Bölge oldukça zengin alternatiflere sahip olduğu için rastgele durduğunuz herhangi bir koy bile muazzam güzellikte. Dişlice adası gibi rutin duraklar da var tabi. Biz genelde her gün 2 koyda durduk. Toplamda 10–11 tane noktada anı biriktirdik.


Uğradığımız noktalar şu şekildeydi;
- Bencik Koyu
- Dişlice Adası
- Kocaada
- Tat Bükü
- Çanak Bükü
- Tavşanbükü
- Çomçalık Koyu
- Değirmen Ada
- Kızıl Ada
- Mercimek Koyu
- Akvaryum Koyu
Teknede 1 Gün
Bizim için teknede gün sabah namazı vaktinde başlıyor. Önceki gün türlü aktivitenin ardından neredeyse sızarak uyumuş olmamıza rağmen çok dinç uyandığımızı söyleyebilirim. Seher vaktinin alacakaranlığında doğanın tüm ihtişamı gözlerinizin önünde sizi bekliyor. Onunla bütünleşiyorsunuz. Şayet bir gün şiir yazabilirsem bu kesinlikle teknede, sabah namazı vaktinde olacaktır.

Uyanışımız 05:30 civarında olduğu için grubun bir kısmı namazdan sonra kahvaltıya kadar uyumayı tercih ederken bir kısmı da denizin sabah dinginliğinde yüzmeyi seçiyor. Yüzmenin en lezzetlisi de bu saatlerde oluyor. Tefekkür, kahve, kitap, bilgisayardaki işler ve yarım saat süren yüzme. Kahvaltı öncesi benim rutinim bu şekildeydi.
Kahvaltı, öğlen ve akşam yemekleri büyük bir ailenin yaşadığı neşe ile yapılıyordu teknemizde. Grubumuzda 10 yaşında çocuk da vardı, 50'lerinde abilerimiz de. 14 farklı hikaye, 14 farklı yaşam.
Her iki öğünün arasında çay saatlerimiz olduğu için ekip olarak aynı masada günde minimum 5–6 kere toplanıyorduk. Onun haricindeki zamanlarda yüzme, kanoyla gezme, atlama talimleri, derine dalma çalışmaları, kitap okuma, drone uçurma, hedefli yüzme (şuraya kadar gidip gelir miyiz, deneyelim, en kötü kano da bize eşlik eder yorulan ona biner), simitin içinden geçerek balıklama atlama, teknenin en üstünden suya atlama, balık tutma, orantısız yananların ve ayağına kestane batanların tedavisi, kulunç kırma seansları, köylü-vampir, su üstünde tavla, taşlardan yazı yazma, video editleme, air droplaşma…






14 kişi 24 metrelik bir teknede nasıl 1 hafta zaman geçirir diye insan düşündüğünde, bir yerden sonra sıkıcı olacağı hissine kapılıyor. Ancak o kadar dolu dolu geçiyor ki bir dakika bile can sıkıntısına vakit kalmıyor. Tekrar belirtmeliyim ki burada grubun uyumu çok önemli.
Yatsı namazını kıldıktan sonra yorgunluk iyice çökmeye başlıyor. Alacakaranlığın karşıladığı gün tepenizde parıldayan yıldızlarla birlikte noktalanıyor. Ben hiç kamarada yatmadım. Açık havada, yıldızların altında uyumak benim için en konforlu yataktan daha cazipti.

Doğa, Gökyüzü, Dolunay
Tekne tatilinde en sevdiğim detay gökyüzü. Şehir hayatında pek şahitlik etme imkanımızın olmadığı bir deneyim yaşıyorsunuz; günün doğumunu, doğanın dirilişini, günün batışını, doğanın istirahate çekilişini an be an izleyebiliyorsunuz. Güneş ve ayın ahengini, yıldızların başınızın hemen üstünde titreyen ışıklarını deneyimliyorsunuz.
Geçen sene dolunay haftasına denk gelmiştik, bu sene ise ayın olmadığı haftadaydık. Gündüzleri hilal görünse de geceleri kayboluyordu. İkisi de farklı deneyimler sunuyor. Ay olmadığında yıldızlar belirginleşiyor, dolunay olduğundaysa kocaman yuvarlak sarı bir top gökyüzünde asılı durarak gecenizi aydınlatıyor. Doğanın sunduğu görsel şöleni fotoğraflayabildiğimiz kadarıyla aşağıda görebilirsiniz.









Denizin Altı
Denizin üstünde olduğu kadar altında da muhteşem zenginlikler var. Su olabildiğince berrak, su altı kayalıkları eşsiz güzellikte ve deniz canlıları oldukça fazla. Belgeselleri aratmayacak seviyede suyun altı da size muazzam deneyimler sunuyor. Çektiğimiz fotoğrafları aşağıda yayınlayacağım ancak bilmelisiniz ki gerçeği bu karelerden çok daha iyi.
Unutmadan şu detayı da vermeliyim, coğrafya kayalıklardan oluştuğu için suyun altını izleyebilmek için deniz gözlüğü ve kayaların ayaklarınıza zarar vermesini önlemek için deniz ayakkabınız mutlaka yanınızda olmalı.




Bir otelde tam pansiyon tatil yapmayı oldum olası sevemedim. Hemen hemen hepimiz tatili dinlenme amacıyla yapıyoruz ancak şundan eminim ki yapay olan tam anlamıyla dinlendiremiyor. Bedenen bir dinlenme, rahatlama söz konusu olsa da doğayla bütünleşemediğinizde iç dengeyi sağlayamıyoruz.
Yaptığımız tekne seyahatinde bilhassa gün doğumları ve gecenin sakinliği insanın iç dengesine şifa oluyor. Aydınlatmanın ay ışığıyla sağlandığı, klimanın rüzgar olduğu, üstünüzü gökyüzünün örttüğü bir otel düşünün, hem iç dünyanız hem de vücudunuz muazzam bir dengeye ulaşıyor.
Tekne tatili yaptıktan sonra tatil anlayışınızın baştan aşağı değişikliğe uğrayacağını da bilmelisiniz. En basitinden her yerde denize giremeyeceksiniz. Bu uyarıyı da yaparak yazıyı burada noktalıyorum.
Sizler de bu konuya katkı koymak isterseniz veya farklı geri bildirimleriniz olursa sosyal medya hesaplarım üzerinden ya da [email protected] mail adresimden benimle iletişime geçebilirsiniz. Yazıyı beğendiyseniz “Alkışla” butonuna birkaç kez tıklamayı lütfen unutmayın.
Tatilimizden kesitlerin yer aldığı videolara ve drone çekimlerine aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz.
https://www.instagram.com/reel/CihcV4eqQOf/?utm_source=ig_web_copy_link&igshid=MzRlODBiNWFlZA==
https://www.instagram.com/reel/CtcYhh1oNhh/?utm_source=ig_web_copy_link&igshid=MzRlODBiNWFlZA==
https://www.instagram.com/reel/Cib9RYUqlM4/?utm_source=ig_web_copy_link&igshid=MzRlODBiNWFlZA==
https://www.instagram.com/reel/CtcQimoous1/?utm_source=ig_web_copy_link&igshid=MzRlODBiNWFlZA==
https://www.instagram.com/reel/Ci3IeyYKLVt/?utm_source=ig_web_copy_link&igshid=MzRlODBiNWFlZA==
https://www.instagram.com/reel/CiaL33NDG5z/?utm_source=ig_web_copy_link&igshid=MzRlODBiNWFlZA==
https://www.instagram.com/reel/CicP5ceD_QX/?utm_source=ig_web_copy_link&igshid=MzRlODBiNWFlZA==
Diğer yazılarıma da göz atabilirsiniz;
