Sıfırdan Bire — VIII “ Bir şirket CEO’suna ne kadar az öderse o kadar performans gösterir.”
Şirketler ve devletlerin birbirine benzemesi ile ilgili pek çok örneklere kitaplarda denk gelmişsinizdir, bu kitapta buna benzer örnekler bulunuyor. Ekipler yada şirketlerde yanlış karar ve yanlış kişiler krizlere sebep olabilir, bu noktada kurucu yada kurtarıcı ortaya çıkıyor ve ilk öncelikli işleri yoluna koyar, temeli sağlam oluşturmak gerek.
İşe en önce başlangıç olarak “Kesin inançlılar” yazımı öneririm, orada da anlatılıyor öncelikle size, sizle yola çıkmaya inanan doğru kişiler bulmalısınız. Evlilik gibi iyi günde kötü günde yanınızda olacak inanmış insanlar bulmalısınız. Sonra bunları bir uzlaşı kültüründe birleştirmelisiniz tarihte bazen liderler, şirket yöneticileri farklı argümanları kullanmışlar uzlaşı için. Cengiz Han tüm göçebe obalarının kavgalarını bitirip kendi aralarında kavga etmek yerine kavgayı dışarıda edip zenginlik ve ganimet temelli bir uzlaşı kültürü geliştirmiş, dünyanın üçte birini ele geçirmiş. Mantığı yadsınamaz, kesin inançlı insanlarla ilerlemek önemli.

Bir ekip, bir startup, bir şirket, bir devlet başarılı olacaksa en başta şuna bakılabilir, kurucu ekipler ve birbirilerini ne kadar iyi tanıdıkları, ne kadar iyi birlikte çalıştıkları, ortak geçmişleri, ortak değerleri var mı ? ilk görüşte aşk ile evleniyorlarsa diyor kitapta yani birbirini tanımayan kurucular iş yapmaya başlıyorsa o startup yatırımı risklidir. :)
Sonra diğer altın öğüt, iyi bir takım , 0'dan 1'e gitmeniz için iyi ve uyumlu bir takım. Sinerji çok önemli.
Herhangi bir ekipte uyumsuzluğu yakalamak için 3 altın soru var ( sahiplik, irade, kontrol üçlemesi):
Şirketin hisselerinin yasal sahibi kim? ( yatırımcı)
Sahada yani günlük operasyonları şirkette yöneten kim? ( kurucu)
Resmi olarak şirket işlerini kontrol eden kim? ( Konsey yani yatırımcı +kurucu)
Kitapta uyumsuzluk konusunda büyük şirketlerden örnekler var, uyumsuzluklar güzel anlatılıyor. Teori ile pratik farklılık arz ediyor, parayı veren düdüğü çalma noktasında olursa sıkıntı olabiliyor diye anlıyorum, dikkatli ve uyumlu ilerlemek örnek olarak az çoktur yani, Konsey yada kurullar max 3 kişi olmalı gibi.
“ Bir şirket CEO’suna ne kadar az öderse o kadar performans gösterir.”
Bu yukarıdaki ifade için yazar pek çok startup a yatırıp yapıp bu yargıya varmış. Bunu şundan dediğini belirtiyor, eğer CEO çok para kazanırsa kurucu rolü yerine politik bir rol izlemeye yönelir diyor. Maaşı ile birlikte statükoyu yani konfor alanını korumaya onu yöneltir. Ama bunlar yoksa yani yoksunsa bu büyük paralardan o zaman Tarık bin Ziyad gibi olacaktır diyor, önümüzde deniz gibi düşman arkamızda düşman gibi deniz deyip İspanya’yı fethedebilecektir diyor, bence mantığı yadsınamaz.
Link:






