SAĞCILAŞARAK İKTİDARA OYNAYAN CHP VE AKP’NİN BİTİŞİ…

Yazıma “CHP nasıl bir partidir” diye başlamak istiyorum esasında. Yazının devamını okumadan önce sizler de 5–10 dakika kuruluşundan itibaren CHP’yi bildiğiniz kadar kafanızda tasarlayın ve nasıl bir partiyle karşı karşıyasınız, onu bir önünüze koyun.
Sonra Kurtuluş Savaşı sonrası Türkiye’sini gözünüzde canlandırın, Hilafetten Cumhuriyete geçmiş bir ülkeyi koyun masaya ve Atatürk’ün neden hep “Cumhuriyet’i yerleştireceğiz” deyip demokrasiden pek söz etmediğini anımsayın.
Arkasından tek parti dönemindeki başbakanları alt alta yazın ve hangisinin bugünkü CHP’de yer alabileceğini tartışın kendinizle. Bununla birlikte tek partiyle birlikte kurulan bir cumhuriyette, hilafetin özümsetildiği ve önemsetildiği bir ülkede, herkesin üye olduğu CHP’nin demokratik olup olamayacağını yatırın masaya.
Kafamda hep bir soru var ve kime sorarsam sorayım net bir yanıt alamıyorum. Soru şu: “Bana tek parti döneminden 5 sivil siyasetçi adını sayın” Kime sorarsam sorayım, net bir cevabını alamıyorum ama “Sivil” sözcüğünü çıkardığımda hemen hemen herkes sayıyor ve çoğunlukla da asker sayıyorlar.
CHP’nin sola yakınlaşması esasında Atatürk sonrası İsmet İnönü’yle beraber çok parti döneminde başlıyor, o da sosyalist Türkiye İşçi Partisi’nin 60’ların ortasında meclise 15 vekille girmesiyle başlıyor. Esasında İsmet İnönü’nün hakkını yememek lazım, Atatürk sonrası Millî Eğitim Bakanlığı’na Hasan Âli Yücel’i getiriyor ve İsmail Hakkı Tonguç’la birlikte Köy Enstitüleri’ni kuruyor. Esasında bu düşünce de Amerikalı eğitim filozofu dedikleri John Dewey tarafından ortaya atılan bir sistem. Ve ilginçtir, bu sistem çok partili döneme geçildiğinde iktidardaki CHP tarafından kapatılmaya başlanıyor.
1950 seçimlerinde Demokrat Parti iktidara gelince ortaya -bence mecburi- bir tartışma çıkıyor, Demokrat Parti sağcı bir parti, doğal olarak da CHP solcu parti oluveriyor. İçlerinde hâlâ solcu var mıdır derseniz, varsa da pek isimlerini bilmiyoruz. Hemen kimi isimleri söyleyebileceğinizi ben de biliyorum ama onların ne kadar yada kime göre solcu olduklarını bir düşünün.
1960 darbesi sonrası 1965’te yapılan seçimlerde TİP 15 milletvekiliyle meclise girince CHP’nin solculuğu ciddi bir şekilde tartışılıyor bence kendi aralarında ve İsmet İnönü “Ortanın Solu” tezini atıyor ortaya ve bu tezle birlikte CHP birdenbire solcu oluyor yada olduğunu sanıyor.
Bu sol yakıştırmasını en çok Bülent Ecevit seviyor. Ecevit bu yaklaşımı solcu olduğu için mi seviyor, bence hayır ama bu tez üzerinden giderek İsmet İnönü’yü kongrede yeniyor. Esasında başabaş oylamada yenemiyor ama merkez yönetimi lehine çevirince İsmet İnönü istifa ediyor. Ecevit’in o zamanki iddiası ne peki, CHP’nin 12 Mart Darbesi’ne başbakan vermesi. Ecevit darbeye karşı çıkıyor ve sol adına isyan ederek partinin başına geçiyor. Herkes dağlara taşlara “Karaoğlan” yazıyor ve o demokrat sandığımız Ecevit bikaç şey yapıyor yada yapmıyor.
Yapmadığı şey, asla Sosyal Demokrat sözcüğünün ve tezini kullanmıyor. İkinci ortanın solu tezinden sonra sol adına parti başkanı olan birisi olarak en koalisyon kurmaması gereken Milli Selamet Partisi ve Necmettin Erbakan ile koalisyon kuruyor. Şeriatçılık suçlamasıyla kapatılmış olan Milli Nizam Partisi’nin devamı MSP’yle, anayasasına laikliği yazdırmış olan parti koalisyon kuruyor ama Ecevit hâlâ solcu. Arkasından bişey daha yapıyor, 12 Mart darbesine başbakan verdi diye eleştiren Ecevit, 12 Mart Darbesi’nin Hava Kuvvetleri Komutanı Muhsin Batur’u cumhurbaşkanı adayı olarak gösteriyor ve seçimi kıl payı kaybediyor.
12 Eylül’de ve sonrasında bişey değişiyor mu, hayır, partiler kapatılıyor, isimleri yasaklanıyor ve Erdal İnönü başkanlığında SODEP kuruluyor. Belki ilk kez CHP’liler Erdal Bey ve SODEP’le sosyal demokrat olmayı deniyorlar. Ancak sosyal demokratlık öyle kolay bişey değil, Deniz Baykal partiye üye oluyor, genel sekreter oluyor ve 3 kez kongrelerde Erdal Bey’e karşı aday oluyor ve kaybediyor. Bakıyor olacak gibi değil, CHP tabanı sosyal demokratlaşıyor, ayrılıp CHP’yi kuruyor ve kendi ismiyle yenemediği Erdal İnönü’yü ve sosyal demokrasiyi CHP adıyla yeniyor.
Seçime 1 gün kala daha da uzatmak istemiyorum yazıyı ama ondan sonra yaşananlar zaten yakın tarihimiz. Çok partili döneme geçişle birlikte mecburen solcu olarak lanse edilen CHP bugün dinci AKP’ye karşı durup dururken sağcı adaylarla yarışmıyor, bitürlü solcu olamadığından, kuruluşunda bu jargonun olmamasından dolayı böyle yapıyor. SODEP ve SHP’nin başarısı ne diye soracak olursanız, tek yanıtım var, o da CHP olmadıklarından derim.
