avatarAli Elmalı

Summarize

Palyatif Toplum- Bana acı ile ilişkini söyle sana kim olduğunu söyleyeyim?

Byung-Chul Han tarafından yazılan Palyatif Toplum adlı kitaba dair notlarımı, düşüncelerimi paylaşmak için bu yazıyı yazıyorum.

Yazar, filozof, kültür kuramcısı diye geçiyor biraz araştırdım. On parmağında on marifet insanlardan. Yani öyle bir tabir ki bu “kültür kuramcısı” sözü hani Mandrake gibi birisiniz sanki, her an bir büyü hamlesi ile olayların seyrini, toplumların kültürlerini değiştirebilecekmişsiniz gibi anlıyorum. Böyle isimleri, title ları çok takdir ediyorum, 20 yılı aşan telko dünyasındaki mesleki hayatımda pek çok toplantıda, mail de söylemde altyapıcılar, altyapıdan, altyapı ekibinden, altyapı yöneticisi olarak hitap edildiğimden sanırım “kültür kuramcısı” ifadesi çok fantastik bir isim geldi:) bana.

Çocukluğum Ege’nin küçük bir köyünde yemyeşil çam ormanlarının içinde geçti, haliyle ormancılık, orman mühendisleri orada sözü halk arasında çok geçen bir yapı olduğu için ne kadar okusanız, ne okusanız çevrenin yerlileri siz uzay mühendisi bile olsanız derler ki mesleğinizi işitince ( eğer ormancılık üzerine değilse) az daha okuyup ormancı, orman mühendisi olamadın mı diye konuşurlar… Kültür kuramcısı tam da böyle benzersiz bir meslek bence günümüz teknoloji dünyası için :) az daha yada daha çok okunup olunması gereken afiyeli bir şey, üniversitelere de konmalı bu bölüm olarak…

Kültür nedir deyince TDK :

1. Tarihsel, toplumsal gelişme süreci içinde yaratılan bütün maddi ve manevi değerler ile bunları yaratmada, sonraki nesillere iletmede kullanılan, insanın doğal ve toplumsal çevresine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçların bütünü; hars, ekin. 2. Bir topluma veya halk topluluğuna özgü düşünce ve sanat eserlerinin bütünü. 3. Muhakeme, zevk ve eleştirme yeteneklerinin öğrenim ve yaşantılar yoluyla geliştirilmiş olan biçimi; irfan.”

Kitaba gelince, okunabilirliği yüksek bir kitap:) basit anlatımları içeriyor, yetmezmiş gibi az sayıda sayfadan oluşuyor, böyle çayınızı alıp kısa sürede okuyabilirsiniz.

Palyatif sözünün “manto ile örtmek” gibi bir anlamı var. Tıp biliminde eğer hastalığın çözümü yani tedavisi yoksa acıları gidermek için uygulanan tedaviye deniyormuş.

Ernst Jünger’in “ Bana acı ile ilişkini söyle sana kim olduğunu söyleyeyim” sözü ile kitapta konuya giriyor.

Toplumsal olarak, acıya karşı olan tavrımız toplumda nasıl yaşadımıza dair ipuçları verir diyor. Acılar şifrelerimiz olup her toplum eleştirisinde acının yorumlanması mutlaka ortaya konulmalıdır. Algofobi yani acı korkusu karşımızda günümüz toplumlarında çok çıkmakta. Aşk acısı, ayrılık acısı gibi türlü çeşit acılar sürekli anesteziye sebep oldu deniyor. Acı yaratacak herşeyle savaş, hayatın her yerinde görülüyor modern toplumda sanat , spor, siyaset, tartışma programları gibi…

Bu stilde toplumlarda, uyum, uyuşma baskısı sürekli artmaktadır.Sürekli uyum sağlamanız beklenir, güçlü olmak, doğru olmak falan değil uyumlu olmaktır önemli olan bu kafada. Yani güçlü olan değil uyum sağlayan adapte olan hayatta kalır mottosunu eleştiriyor yazar kitabında bu noktada. Palyatif yaklaşımlar keskin yenilikleri istemez, değişime kapalıdır, konformistdir. “Right here but not right now” modunda yaklaşır. Alternatif aramaz, aynı konfor alanında aynı teknoloji aynı argümanlar ile gider. Teknolojide de ürün ve servis kullanırken algofabiyi çok gözlemlersiniz, uygulama patlaktır pek çok workaround ile çalışır, ama değişime kimse cesaret edemediği için başka workarorund çözümler ile onu sürdürmeye çalışılabilir ve sorunun etrafında dolanıp durulur diyor kitapta. Bunlar nadir de olsa risk alma iştahına sahip kişi ve ekiplerin çokluğuna göre artan yada azalan oranda görülebilen senaryolardır deniyor. Ayrıca bu palyatif kültürden beslenen topluluklar, şirketler, kültürler yeni yaklaşımları risk ve düşman algısı ile görmeye yatkındır, olabilir ama bize uygun değil deyip kapatıp geçmeye meyillidirler diyor,:) TRT’de bir dizi vardı , icat çıkarma diyordu evin babası çocuklarına yeni fikirler sununca onun gibi.

Aslında algofobi bir paradigma değişikliğidir diyor yazar, bu sözü ilk 2021 yılında Dijital Dönüşüm konusunda bir toplantıda duyduğumda pek bir hoşuma gitmişti. Paradigma değişikliği… Sözcükler çok güçlü enstrümanlardır, zaman içinde bazıları daha anlamlanır yıllandıkça güzelleşir şarap gibi, bazıları daha kıymetini kaybeder zamana yenik düşen dostluklar gibi. Birkaç sunumumda punduna getirip farkındalığı arttırmak için bu paradigma değişikliğini kullanmışımdır, yazar da kullanmış. Gördüm ki eser ölçüde kullanırsanız güzel bir lezzet katıyor herşeye. ☺

Amerikan toplumundan bahsediyor, pozitif psikoloji denen olguda ilaç firmaları ağrı tedavisinde kullanılan ilaçları sağlıklı bireylere de boca etmek için bu metodu kullandı deyip bunu da mutlak iyilik hep iyi olmak şemsiyesi altında yaptılar diyor. Bununla ilgili yetkililerin yorumlarını iletiyor, Amerikalılar neler yaşamışlar böyle demeden edemiyor insan. Kitapta, belki Hiroşima, Nagazaki’nin, belki de kıtada yok edilen Kızılderililerin laneti olabilir mi diye de aklına geliyor insanın bir yandan bu durumlar. Amerikalı ağrı uzmanı David. B. Morris yıllar önce “günümüz ABD toplumu acısız bir varoluşu anayasal hak olarak gören dünyanın ilk neslidir, acı bir skandaldır.” demiş.

Palyatif toplumlar, yapılar performans yapılarıdır. Acı zayıflık , eksiklik göstergesidir, ayrıca beğeni toplumudur. Eline sunulan enstrümanlar ile sürekli “Like” lamak ile mesul hisseder kendini modern zamanların insanı, her şey beğeni kazanana kadar önemlidir. Sanat, sosyal hayat bir nevi instagram haline getirilir. Sürekli beğeni kültürü pomplayarak böylece kolektif şekilde olumlama getirir deniyor .

Beğeni toplumunu anlatırken, dikkatimi çeken bir noktaya geliyor: Kültürün ekonomikleşmesi, ekonominin kültürleşmesi ile paralel olarak ilerler. Beğeni kültürü bu noktada kültürü meta haline getirir, satın aldığımız tükettiğimiz değerler yığını olur. Tüketim alanı sanatı her şeyi metalaştırır. Tüketim ürünleri artık sanat ürünü olur. Günümüzde pek güzel örneklerini görüyoruz, yazar vurmuş gol olmuş burada, artık kültürle ticaret, sanatla tüketim, sanatla reklam arasında sınır mınır kalmaz diyor. Sanatçıların marka olduğunu görürüz. Yaratıcı olmak bir gereklilik gibi olsa da kısmidir, yani ekonomik olarak aynı olanı çeşitlendirme üzerine olacak şekilde çerçeve çizilir, sinema ve sanatta bunca teknolojiye rağmen konuların ve senaryoların ısıtılıp ısıtılıp önümüze konması buna işaret eder diyor.

Link:

https://www.kitapyurdu.com/kitap/palyatif-toplum-gunumuzde-aci/617575.html

Uyum sağlamak üzerine sözler:

Notlarımı Aktarırken Dinlediğim Parça:

İngilizce Kısım:

Türkçe Yayın
Sosyoloji
Türkçe
Recommended from ReadMedium