avatarUluc Aydemir

Free AI web copilot to create summaries, insights and extended knowledge, download it at here

1628

Abstract

ın yerine koyması gerek.</p><p id="f805">İçinde bulunduğumuz dünyada empati sahibi olan bir insanın yaşaması neredeyse imkansız. Düşünmemeye çalışsan dahi her gün haberlerde, sosyal medyada karşına çıkan acılara kayıtsız kalman mümkün değil. Tabii ki çare hayatına son vermek değil. Doğrusu kötülüklere karşı savaşmak, elinden geldiğince iyilere yardım etmek. Ama esas sorun, bu insanlar kendilerine yardım edemiyorlar. Kendi sorunlarını çözmeden başkasına yardım elini uzatabilir misin? Belki…</p><p id="47c0">Dünyanın her yerinde olan binlerce acıya, savaşlarda öldürülen bebeklere, ırkçılık sonucu katledilen binlerce insana rağmen ben nedenini bilmediğim bir şekilde Antalya’da yoksulluktan intihar eden 4 kişilik aileyi unutamadım, unutamıyorum. O babanın acısını hayal edemedim.</p><p id="4355">Robin, Chester, Anthony, Amy ve diğerleri; en kötü senaryoda bile kendilerinden başka kimseye zararı olmayan insanlardı. Bence onlar bu dünyanın kahrını, acısını çekemediler. Milyon dolarlarıyla ölene kadar mutlu mesut yaşayabilecekken, çocukları aç yatan bir baba olduğunu bilerek uyuyamadılar. Suriye’de ufacık bebeği öldürülmüş anneyi düşünerek George Floyd gibi nefes alamadılar. Ve belki de George gibi son nefeslerinde annelerine feryat ettiler..</p><p id="0a8c">Peki dikkatinizi çeken bir şey oldu mu? Yukarıda geçen isimlerin hepsi kendi alanlarında dünyanın en yaratıcı isimleri. <i>Film karakteri olan bile.</i> Bu bize ne anlatıyor? İnsanın ruhunu kaplayan maskeden sıyrılması için önce acı içinde yoğrulması gerektiğini mi?</p><blockquote id="a278"><p>“Ömrümün hülasası sadece şu üç kelimedir; <b>hamdım,

Options

piştim, yandım</b>.”</p></blockquote><p id="371b">Derken Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî, bize bunu mu anlatmak istedi?</p><p id="461e">Daha acısı, en çok önemseyen bu insanların; en önemsemez, en gamsız, en vurdumduymaz tipler oldukları düşünülür…</p><p id="acdd">Kendi suçları tabi; saklarlar çünkü. 10 sene boyunca her gün düşünüp bir kere aramadıkları insanlar vardır mesela. Kötü gün dostu olurlar ama…</p><p id="9756">Hani bir klişe vardır ya; “En zor zamanımda beklediklerim aramadı ama hiç beklemediğim insanlar kapımı çaldı.” diye, işte o kapıyı çalan tiplerdir bunlar.</p><p id="98ba">Bir fayda sağlayamayacağını, yardım edemeyeceğini düşündüğü insanı da aramazlar asla; dertleşmek diye bir kavramları yoktur maalesef. Kendi dertleriyle de kimseyi sıkmazlar, içlerinde verirler savaşı. Çünkü kimsenin de onların derdini çözemeyeceğini bilirler.</p><p id="8e2c">Ve bir gün fazla gelir herşey, üst üste biner. Yıllardır içine attığı, sustuğu; kitaplara, şarkı sözlerine, notalara, yemeklere, resimlere, şiirlere akıtmaya çalıştığı acı, eşik noktasını aşar. Anti-depresanlar, içki ve uyuşturucu da fayda etmez artık ve son vermek isterler...</p><p id="eca0">Kimsenin çözemediği, kimseye kalmayan bu dünyadan; kiminle neyin savaşının verildiğini, kimin kiminle neyi, neden paylaşamadığını anlayamadan göçer giderler, birileri hala fâni şeyler için birbirinin kuyusunu kazıp ruhunu kamçılarken…</p><p id="b681">Goethe’nin meşhur sözünde olduğu gibi: <i>“Dünya hassas kalpler için bir cehennem.”</i> O yüzden ya sen de onlardan daha kötü olursun sonunda ya da vazgeçersin herşeyden sizin olsun dünyanız deyip…</p></article></body>

Neden Hep En İyiler İntihar Eder?

Birazdan hepimiz girmek istemediğimiz bir denizin dalmak istemediğimiz derinliğine ikinci defa düşünmeye fırsat bulamadan atlayacağız.

Photo by Sydney Sims on Unsplash

Tüm gidenlerin yaptığı gibi, hazırsanız başlayalım.

Anthony Bourdain, Robin Williams, Chester Bennington, Whitney Houston, Mac Miller, Amy Winehouse, Kate Spade, Alexander McQueen, Tim Bergling(Avicii), Jack Maine ve niceleri…

“Easy champ.” -ama Hacı’nın dediği gibi değil- Jack Maine’in gerçek olmadığını biliyorum.

Neden en iyiler intihar ederken en kötüler son nefeslerine kadar yaşamaya çalışır? Kötü oldukları için mi tutunurlar hayata, yoksa tutundukları için mi kötü olurlar?

Şu an hayatın tadını çıkarmak isteyen insanları kötüleyecek değilim; onlar adına samimi olarak mutluyum. Umarım hepimiz instagramda göründüğü kadar hayattan zevk alıyoruz.

Benim düşündüğüm ve önem verdiğim ise hayatına son verenler.

Bir insanın iyi olması için başkalarına karşı empati beslemesi, kendini onların yerine koyması gerek.

İçinde bulunduğumuz dünyada empati sahibi olan bir insanın yaşaması neredeyse imkansız. Düşünmemeye çalışsan dahi her gün haberlerde, sosyal medyada karşına çıkan acılara kayıtsız kalman mümkün değil. Tabii ki çare hayatına son vermek değil. Doğrusu kötülüklere karşı savaşmak, elinden geldiğince iyilere yardım etmek. Ama esas sorun, bu insanlar kendilerine yardım edemiyorlar. Kendi sorunlarını çözmeden başkasına yardım elini uzatabilir misin? Belki…

Dünyanın her yerinde olan binlerce acıya, savaşlarda öldürülen bebeklere, ırkçılık sonucu katledilen binlerce insana rağmen ben nedenini bilmediğim bir şekilde Antalya’da yoksulluktan intihar eden 4 kişilik aileyi unutamadım, unutamıyorum. O babanın acısını hayal edemedim.

Robin, Chester, Anthony, Amy ve diğerleri; en kötü senaryoda bile kendilerinden başka kimseye zararı olmayan insanlardı. Bence onlar bu dünyanın kahrını, acısını çekemediler. Milyon dolarlarıyla ölene kadar mutlu mesut yaşayabilecekken, çocukları aç yatan bir baba olduğunu bilerek uyuyamadılar. Suriye’de ufacık bebeği öldürülmüş anneyi düşünerek George Floyd gibi nefes alamadılar. Ve belki de George gibi son nefeslerinde annelerine feryat ettiler..

Peki dikkatinizi çeken bir şey oldu mu? Yukarıda geçen isimlerin hepsi kendi alanlarında dünyanın en yaratıcı isimleri. Film karakteri olan bile. Bu bize ne anlatıyor? İnsanın ruhunu kaplayan maskeden sıyrılması için önce acı içinde yoğrulması gerektiğini mi?

“Ömrümün hülasası sadece şu üç kelimedir; hamdım, piştim, yandım.”

Derken Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî, bize bunu mu anlatmak istedi?

Daha acısı, en çok önemseyen bu insanların; en önemsemez, en gamsız, en vurdumduymaz tipler oldukları düşünülür…

Kendi suçları tabi; saklarlar çünkü. 10 sene boyunca her gün düşünüp bir kere aramadıkları insanlar vardır mesela. Kötü gün dostu olurlar ama…

Hani bir klişe vardır ya; “En zor zamanımda beklediklerim aramadı ama hiç beklemediğim insanlar kapımı çaldı.” diye, işte o kapıyı çalan tiplerdir bunlar.

Bir fayda sağlayamayacağını, yardım edemeyeceğini düşündüğü insanı da aramazlar asla; dertleşmek diye bir kavramları yoktur maalesef. Kendi dertleriyle de kimseyi sıkmazlar, içlerinde verirler savaşı. Çünkü kimsenin de onların derdini çözemeyeceğini bilirler.

Ve bir gün fazla gelir herşey, üst üste biner. Yıllardır içine attığı, sustuğu; kitaplara, şarkı sözlerine, notalara, yemeklere, resimlere, şiirlere akıtmaya çalıştığı acı, eşik noktasını aşar. Anti-depresanlar, içki ve uyuşturucu da fayda etmez artık ve son vermek isterler...

Kimsenin çözemediği, kimseye kalmayan bu dünyadan; kiminle neyin savaşının verildiğini, kimin kiminle neyi, neden paylaşamadığını anlayamadan göçer giderler, birileri hala fâni şeyler için birbirinin kuyusunu kazıp ruhunu kamçılarken…

Goethe’nin meşhur sözünde olduğu gibi: “Dünya hassas kalpler için bir cehennem.” O yüzden ya sen de onlardan daha kötü olursun sonunda ya da vazgeçersin herşeyden sizin olsun dünyanız deyip…

Depresyon
Türkçe
Fikir
Kaygı
Akıl Sağlığı
Recommended from ReadMedium