Nasıl iOS Developer Oldum ?

Her şey bir gün uzun bir yolculuğa çıktığımda oldu. Araba sürerken yalnız başıma olduğum için çok sıkıldım ve YouTube videolarını rastgele çal moduna alarak seyahat ediyordum. Bir kamu kurumunda çalışıyordum ve işimden çok sıkılmıştım. Traş olmak, işe gitmek, belirli kıyafet kalıplarıyla giyinmek, türlü satış hedefleriyle uğraşmak beni mutlu etmiyordu; zamanla aynı monoton işleri yaptığımdan ve bunun da kapasitemi tam olarak kullanamadığımda bu işe gidip gelirken zamanla köreleceğimi de düşünmeye başlamıştım. Global bir iş yapmak istiyordum ve aslında yaptığım kaliteli bir işin kıymet görmesi gibi basit isteklerim vardı. İşte tam bu sıkışmışlıkların ortasında arka planda Eyüp Çimen’in “Nasıl iOS Developer olunur” videosu çalmaya başladı. 1 saat 20 dakika boyunca keyifle dinledim. Çıktığım seyahatin dönüş yolu bitmedi desem yeridir, akşam oturup araştırmaya başladım. Swift nedir, nasıl bir dildir, kulağa hoş geliyor ama sevebilir miyim ? gibi soruların cevabını bulmaya çalıştım. Pratikte tatbik etmeden bunu bilemeyeceğim için akabinde kendime bir Macbook edindim. Bunları yaparken de Swift ile ilgili bulabildiğim teknik olmayan her türlü Podcast, Youtube içeriği ve Yazıları tüketmeye başladım. Arabada, yemekte, akşam, sabah 1–2 saat erken kalkıp saatimi içerik tüketmeye ayırıyordum. Hafta sonlarımı da bu şekilde doldurdum fakat önce bir yol haritası oluşturmam gerekiyordu sonuç olarak bu benim için bir “Heves” değil geride kalan hayatımın işi olacaktı.
Neler Yaptım ? Aşama aşama anlatacağım
1. Yol haritası için araştırma aşaması
Oturup araştırmaya koyuldum öncelikle yüzeysel anlamda Swift ile ilgili içerikleri tükettiğim için teknik olarak “Swift dili nasıl bir dildi ?” bir süre onu anlamaya çalışarak geçirdim daha sonra Swift ile ilgili yerli-yabancı kaynakların hepsini tarayarak bir liste oluşturdum. Bu kaynaklarla ilgili yorumları inceledim fakat daha sonra herkesin anlama şeklinin farklı olduğuna kanaat getirip her kursta bulunan aynı konu başlığını farklı eğitmenlerden bir kere okudum/izledim. Böylece hangi eğitmenin benim için daha uygun olduğunu hangisinin anlatımından daha iyi kavrayabildiğimi çözdükten sonra ilk önce onun kursuna başlamaya karar verdim.
Yararlandığım kaynakların listesini yazının sonuna ekleyeceğim. Kaynakları merak ediyorsanız yazının devamını okumadan aşağıda bulabilirsiniz.
2. Öğrenmeyi Öğrenmek
Sonra bu anlatılan konuları
-Dinlemek ayrı, -Öğrenmek ayrı, -Kalıcı hafızama yerleştirmek için mantığını anlamanın çok ayrı
üç bölüm olduğunu anladığımda nasıl daha iyi mantığını kavrayabilirim diyerek kendi kendime denemeler yapmaya başladım. Bunların sonucunda biri bana anlatıyorsa anlıyor, anladığımı kendim kodlarsam öğreniyor, başkalarına da öğretirsem kalıcı hafızama yerleştiriyordum. Bu benim için biraz meşakkatli bir yoldu ama bu hedefim için ve benim öğrenme stilime daha uygun olduğundan mecbur olduğum bir yoldu. Dinlemek ve öğrenmek tamamdı ama öğretmek kısmına geldiğimde bunu da araştırmam gerektiğine karar verip bunun için de ayrı bir yol haritası oluşturdum: yerli/yabancı bloglara, Medium içeriklerini ve YouTube videolarını inceledim. Bunu yazarak yapmak istemediğime karar verdim. Yazı süreci hem belki saatler alabiliyor, hem de bana daha az öğretici geliyordu. Video içerik ile öğretecektim ama daha önce hiç video içerik deneyimim yoktu fakat sevdiğim bir konuda iyi bir video çekip önce kendim izlediğimde hoşuma gitti. Bu acemiliğimi de üzerine giderek yenmiştim. Video çekerken bir çok hata yapabiliyordum ama videoları durdurma veya başa dönme korkusuyla hata yapmamaya çalışarak yazdığım için hem bu korku bilgilerimi kalıcı hafızama yerleştirmeme sebep oluyordu hem de takıldığım yerlerde dönüp bakabileceğim kaynak, kendi kaynağım oluyordu 💪 bu aslında müthiş bir şeydi benim için. Bu konuyu da böyle hallederken ⬇️
3. Maruz Kalma Etkisiyle Swift Akademi
Her şey güzel ve yolunda gidiyordu; aylar sonra birden “Sosyal Çevremin” mobil geliştiricilerden değil de kendi iş arkadaşlarımdan ve çocukluğumdan gelen samimi arkadaşlarımdan oluştuğunu ve bu çevremde kimsenin yazılımla ilgili bir işte çalışmadığı veya ilgilenmediğini anladım. Kimseyle mobil uygulama geliştirme üzerine konuşamıyor, tartışamıyor, fikir alışverişi yapamıyordum. Bunun için farklı gruplara dahil olsam da daha önce var olan gruplarda herkesin aslında benden daha tecrübeli ve bilgili olduğu ortadaydı ben ise bu durumda hem kendim gibi bu işe çok hevesli kişileri bulmak hem de iOS Developer camiasında bir başkasına yardım etmeyi “Beis” görmeyen kişilerle tanışmak ve böylece kendimi geliştirmek istiyordum. Daha önceleri okuduğum bir psikoloji kitabında “mere exposure effect” olarak bilinen “maruz kalma etkisi”ne başvurmak için kendi topluluğumu kurmaya karar verdim. En kötü 40–50 kişi oluruz içlerinden benim gibi hevesli üç beş kişiyle bile samimi olsak, Swift konuşabilsem, fikir alışverişi yapabilsem ve onların çalışma tarzlarından kendime örnek çıkarabilsem bana yeter; hem de çevremi değiştirmiş olurum böylece Swift’e günlük sohbetlerimde de maruz kalırım diye düşünerek Swift Akademi’yi Telegramda kurdum. İlk önce bu grubu doğru bir platformda duyurabilmek için Ekşi Sözlük hesabımdan entry girdim. Yavaş yavaş insanlar gelmeye başlamıştı ilk katılan kişi şu an kardeşim gibi olan, beraber yol yürüdüğüm Kaan AYDIN ile çok iyi anlaşmıştık o da benim gibi sektör dışından alaylı olarak iOS Developer olmaya çalışıyordu başlangıç zamanlarımız hemen hemen aynıydı böylece Swift Akademi’yi Kaanla birlikte yönetmeye başladık. Hesaplar tutmuştu, artık çevremi yavaş yavaş değiştirmeye başlamıştım. Kendisinin Akademi’de benden daha fazla emeği vardır o yüzden buradan ona çok teşekkür ederim. 🙏 Kaan AYDIN kardeşim olmasa bu yol bu kadar kolay bitmezdi 💪🏻 Kaan’ın dışında çevremde Ahmet Onur Şahin’de bu süreçte ne zaman motivasyonum düşse imdadıma yetişti🙋🏻♂️Kendisi bilmese de bana katkısı bildiğinden çok daha fazla 🙏🏻 Tabi ki son olarak iOS camiasının en isyankar ama en hırslı çocuğu Talha VAROL kardeşimin katkılarını da unutmamak gerekiyor bu adam öyle bir adam ki tam bu iş olmaz diyorsun bi fikirle çıkıp geliyor hadi be diyorsun hem güldürüyor hem kod yazdırıyor ayrıca gerçekten havada durdu şahitleri var. 💪🏻
Sonuç olarak: Çevremi değiştirmeyi başarmıştım, artık her gün iş çıkışı Kaan AYDIN ile toplantı yapıyor, kodlarda karşılaştığımız hataları birbirimize sorarak gelişimimize çok daha hızlı devam ediyorduk. Harika hissetmeye başlamıştım gün içinde Swift ile ilgili konuşabileceğimiz bir grubumuz vardı artık. Bir süre sonra Swift Akademi YouTube kanalını kurduk buraya da sektörden tecrübeli Developerları konuk alarak aslında genelde aynı soruları sormaya başlamıştık. Burada amacımız herkesin bir soruya farklı cevap verebileceğini bildiğimizden kim, neyi nasıl öneriyor /düşünüyor? diye kendimize ve bizim gibi yeni öğrenmeye başlayan kişilere bir “Yol göstermekti” bir süre sonra Akademi, 1500 takipçiyi geçerek bizi de heyecanlandırdı ve Türkiye’deki en büyük Swift gruplarından biri haline geldi. Bu adımı da tamamlamıştım, daha çok gelişip daha hızlı ilerlemeye başladım.
4. Yolunu Kaybetme Aşaması
Bir süre sonra 1. aşamada belirlediğim yol haritasında aslında kalıplar içerisine sıkışmak olduğunu, hemen hemen her eğitmenin aynı konulardan bahsettiğini ve bu işi öğrenmek isteyen kişiler için yüzeysel kaldığına kanaat getirdim. (Tabii ki hiç bilmeyen birisi için başlangıç konularını en azından hesap makinesi yapımı gibi en temel düzeydeki uygulamaları yaparak özgüven kazanması için bu kurslar en başta gerekli) Aradan aylar geçmişti ve ben sürekli YouTube çekiyor, GitHub’a proje gönderiyor her gün küçük de olsa bir şeyler öğreniyordum. Fakat her gün yeni bir şeyler öğrenmenin ve bunun sonucunda her seferinde farklı bir konuya yönelmenin beni dağıttığını ve yolumu kaybettiğimi hissettim. Bu konuyu Kaan AYDIN’a açtığımda onun da aynı şekilde hisssettiğini öğrendim. Bu konuda ikimiz de şikayetçi olduğumuzdan daha önce Swift Akademi sayesinde tanıştığımız, tecrübeli Freelance geliştirici Yusuf Demirci ile iletişime geçerek bu durumu anlattık ve kendisinden bize Mentorluk yapmasını talep ettik. Sağolsun bizi hiç kırmadı hemen bir toplantı ayarladık ve çalışmalara başladık. Kendisinin bizi ve sorunlarımızı doğru anlayarak tekrar yolumuzu bulmamız için doğru kanalize etti. Sonrasında iki kişi olduğumuzdan ve artık hızlı geliştiğimizden bir başka dostum olan ve teknik bilgisine çok güvendiğim Muhammed Celal TOK’tan da bize Mentorluk yapmasını talep ettik, o da sağolsun teklifimizi geri çevirmedi ve mentorumuz oldu. Böylece iki tane güçlü mentorla yolumuza devam etmeye başladık.
5. İş Başvurularına Başlama
Bu süreç böyle devam ederken hem Freelance iş kovalıyorduk hem de Mentorlarımdan Yusuf Demirci YouTube içeriğine ara vermemi ve oradan kalan zamanımı da Swift’e yönlendirmemi illa ki birine öğreteceksem de grup içinden birine öğretmem gerektiğini tavsiye ettiği için bir süre YouTube içeriklerine son verdim ve iş başvurularına başladım. Tabi öncesinde bir işe başvurabilmek için CV gerekliydi; elimdeki silahları düşününce GitHub’ım doluydu, nasıl kod yazdığımı gösterebileceğim bir YouTube kanalım vardı ve Swift Akademi isminde bir topluluğumuz vardı. Deneyimim yoktu bu sebeple elimdeki silahları en güçlü şekilde kullanmam gerekiyordu. Yine mentorlarım yardımıyla ve yönlendirmesiyle bunları kullanarak güzel bir CV hazırladık. Şimdi sırada başvuru aşaması ve Case almak+ Mülakat aşaması vardı. Bunun için aylık yayınladığım Z raporlarımdan birinde şöyle yazmışım. 👇

Bu yazıyı yazdıktan sonra tahminlerimi hemen hemen tutturarak 20 Haziran 2022 itibariyle işe başladım. Bunu yazmamdaki amaç bir süre sonra yoldan çıktığımı hissettiğimi yazmıştım, yola tekrar girdiğimde bir şeyleri doğru yaptığını ve “Az kaldığı” hissine erişiyorsun, bu da daha sağlam ve planlı ilermene sebep oluyor. Bu anlamda Mentorlarımın bana kattığı şeyler çok önemliydi çünkü insan bazen kendine dış pencereden bakamıyor ve birinin sana bakması seni hedefine daha iyi kanalize ediyor.
6. Beni En Çok Geliştiren Şey ve Son Adım
Eğitim vs. tabi ki bunların ve ilk adımlarımı atmamda faydası oldu ancak beni esas geliştiren şey şirketlerle girdiğim mülakatlar, mülakatlar sonrasında verilen case’ler ve bolca reddedilmek oldu. O kadar çok reddedildim ki, her reddedilişimde bir şeyleri düzelttim ve artık beni reddedemeyecekleri noktaya geldim. Kendim Case alamadığım zamanlarda arkadaşlarımın girdiği mülakatlardan sonra onlara verilen Case’leri istedim ve onları kodladım. Hatta Kaan AYDIN ile o kadar çok Bootcamp’ten kabul alamadık ki sonunda kendi Bootcamp’imizi yapmak için bir eğitmenle anlaşmak üzereydik 🙋🏻♂️ (bunun üzerine görüşmeler hala devam ediyor) bizi yolumuzdan kimse döndüremezdi ve bu süreç de böylece ilerledi sonunda istediğim noktaya gelebildim.
Reddedilme maillerimden sadece bir kaç tanesi




Son olarak şunu söylemek istiyorum: Kendinizi bu konuda biraz ilerlettikten sonra acaba beni alırlar mı? Yeterli miyim? demeden başvurulara başlamalısınız. Ama başvurularınıza şimdiden verilecek cevabı ben size vereyim: Sizi almayacaklar 👍🏻 Ama siz her reddedildiğinizde neden reddedildiğinizin sebebini öğrenip ona göre eksiklerinizi kapatırsanız bir süre sonra toparladığınızı hissedeceksiniz böylece iş görüşmelerine daha özgüvenli ve kararlı bir şekilde girip “bir gün” birinden kabul alacaksınız.






