
Mahalle Maçlarında Özgürlük
Evet, okullarımızda ezberle yetiştirildik. Evet, iktidarlara mecbur gibi koşullandırıldık. Evet, bilimi kullanacağımıza, bilime taptık.
Evet, okullarımızda ezberle yetiştirildik.. Evet, iktidarlara mecbur gibi koşullandırıldık. Evet, bilimi kullanacağımıza, bilime taptık. Ya şimdi?

Geçmişi hep bir ağızdan eleştirir, geçmişten özgürleşmek için çabalarken şimdi de yeni bir ezberimiz var. Birey. Hedefimiz birey olmak. Evet, farklıyız. Evet, eğitimde amaç matematiğin Mehmet’e öğretilmesi değil, Mehmet’in matematik öğrenmesi. Evet, eğitimde amaç izci vatandaş değil özgür bireylerin yetişmesi. Ama şunları da unutmayalım Etnik, dini, cinsel kimliklerimizle binbir gruba bölünüp haksızlık en çok bize yapılıyor diye adımızı duyurma yarışında kimlik politikalarımızın gönüllü tutsakları olurken, başıboş bıraktığımız iktidarları bir o kadar daha güçlendirdik. Evrensel değerlerin hepimiz için geçerli olacağı bir dünya kurmak yerine, bu değerleri ancak kendimize şemsiye olacağı ölçüde benimser olduk. Aydınlanma çağından bu yana bir tür dini inanca dönüşen pozitivizmden kurtulalım derken, her şeyin göreceliğini abarttığımız postmodernizmin kaygan, zeminsiz ortamında birbirinden anlaşılmaz düşüncelerin sağırlar diyaloğunda kaybolduk. Ben bireyim diye, bize dayatılan çoktan seçmeli özgürlük şıklarının tüketicileri olurken, mahalle maçlarında takımsız kaldık. Ben bireyim diye farklılığımızı yüceltirken, küreselleşen karar odakları için cüceleştik, hepimiz birer istatistik olduk. “Hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için” diyen roman kahramanlarımız, film karakterlerimiz nerdesiniz?
