avatarUluc Aydemir

Free AI web copilot to create summaries, insights and extended knowledge, download it at here

1941

Abstract

lyar milyar dolarları olan Rus oligark kardeşimizin “model” sevgilisi Zorlu Center Louis Vuitton mağazasında yüz elli yedinci “Speedy” çantasını almaya çalışıp — kredi kartının çalışmaması sonucu — rezil olmuş ve üstüne bir de Raffles’dan atılmışken, bunu yapmayın!</p><p id="5d8c">Her ülkenin kendi âdetleri, gelenekleri, kültürel normları olabilir.</p><p id="760e">Bir ülkede kadınlar gece sokakta rahatça yürüyebilirken; birinde — üzücü şekilde — yüreği ağzında gezebilir. Bir ülkede elle yemek çok normalken; diğerinde çok garip karşılanabilir. Ama bir ülkede şöyle bir finansal sistem varken; diğerinde böyle bir finansal sistem olamaz. Birisi Amerika’dan SWIFT sistemini kapattığında; İstanbul’da bir Rus güzelin kalbi kırılır.</p><p id="1c05">Anlatmak bile zül ama deneyeceğim — bu kadar insanın nasıl inanabildiğini hâlâ aklım almasa da…</p><p id="ea38">Sayısız ambargo uygulanan, en izole edildiğini düşündüğünüz ülkeler bile küresel finans sistemine sıkı sıkıya bağlılar. Etrafından dolaşma gibi görünen hareketleri, içerisine dahil olma çabasının en net göstergesi.</p><p id="6657">“Ben yaptım oldu.” diye bir şey söz konusu değil. Bunu hepimiz, her gün günlük hayatımızda fazlasıyla yaşayarak tecrübe ediyoruz zaten. Şimdi bütün bunları görüp isyan ederken; nasıl böyle bir finansal ürün olabileceğine inanabilirsiniz? Bunun Nasrettin Hoca, kazan doğurdu dediğinde inanıp da öldü dediğinde inanmamaktan farkı ne?</p><p id="6925">Diyelim ki Uluç’un 100.000 Euro’su var. Bu 100.000 Euro’ya hem %15 faiz verilecek hem de kur 16'dan 30'a çıkarsa parası 3.000.000 TL olacak. Karşı argüman: “Hayır kur 30 olursa faiz almıyorsun.” E, bir zahmet onu da alma istersen.</p><p id="bf8a">Olabildiğince basit ifade etmeye çalışıyorum. Bundan daha basit anlatılamayacağını düşünüyorum. Bütün finansal sistem risk ve getiri üzerine kuruluyken; ne kadar risk alırsan o kadar fazla getiri — faiz, kâr payı, falan filan artık adına ne dersen — elde

Options

edebilirken risk olmadan %15 getiri sunan bir sistemden söz ediyoruz öyle mi?</p><p id="6695">Dediğim gibi böyle birşey olamaz ama bir an için olabildiğini varsayalım. Euro Bölgesi’nde mevduat faizi şu an için 100.000 Euro’ya kadar olan hesaplarda negatif; yani bankaya 100.000 Euro yatırırsan bir ay sonra banka sana 99.998 Euro geri veriyor. Ama bizde 100.000 Euro’nu bankaya yatırırsan kurun değişmemesi veya gerilemesi halinde banka sana %15 faiz yani bir ay sonra 101.350 Euro veriyor. Euro rezerv para birimidir; değer kaybeden ya da kazanan Euro’nun karşısındaki diğer paralardır. Saçma bir cümle olarak “1 Euro her zaman 1 Euro’dur.” demek zorunda kendimi hissediyorum.</p><p id="2edc">Bu “senaryo” Euro basabilen bir banka (bkz: ECB) ve Euro kazanan bir Alman (bkz: Hans) için Euro’nun faizi sıfır ve hatta negatifken %15 faiz getirisi sunmak demek. Karşı argüman ne olur; “Onlara vermiyor ama” olmasın. Bunu da açıklatmayın sayın kremalar.</p><p id="28d6">Bu senaryo gerçek olsa; 1 TL en kötü ihtimalle 1 Euro olur ama oraya hiç girmeyelim ve dünyadaki başıboş gezen tüm Euro’ların ülkemize gelmesini es geçerek sadece Euro kazanan gurbetçilerin — Euro’nun değerinde onlar için bir değişiklik olmadığını anlayarak — bu %15 getiriden faydalandığı varsayalım.</p><p id="1ffa">Gerçekleştirilebilecek bir şey olsa bile — ki değil — “Zero-sum game” olarak anılan — yani birinin kazanması için karşısında birisinin kaybetmesi gereken bir düzen olan — finansal sistemde sizce bunun bedelini kim öder? Kilimcinin kör oğlu mu?</p><p id="9360">Bu Euro’nun düşeceği ya da — daha doğru tabirle — TL’nin değer kazanacağı beklentisi üzerine oynanmış çok büyük bir kumardır. Tüm — olmayan — varlığını Vegas’ta kırmızıya basmaktan zerre kadar farkı yoktur. Hayatın pahasına yazı tura atmaktır. Bunun yerine gidin Sıkkın Maymun Yat Kulübü’ne üye olun.</p><p id="866b"><i>“Siyah Kuğular”</i> intihar ediyor sayın okur.</p></article></body>

Kur Mu Korumalı Mevduat?

Photo by Ibrahim Boran on Unsplash

Hiçbir şeye şaşırmam artık dedikçe şaşılacak şeyler üretmek konusunda inanılmaz bir başarıya sahibiz.

Üzüle sıkıla savaşları bile bir yere oturtuyor insan beyni ; yine de yerine oturmayan çok acayip şeyler oluyor.

Kendimi herhangi bir konuda uzman saymam; bu konuda da uzman olduğumu iddia edecek değilim. Fakat üzerine birkaç kelam edecek kadar bilgi sahibiyim diyebilirim.

Nasıl derseniz; ülkenin her açıdan (aktif büyüklüğü, şube sayısı, çalışan sayısı vb.) en büyük bankalarından birinin, en önemli biriminin — Hazine — en önemli masalarında — FX ve ALM — 7 sene boyunca çalıştım.

Her gün üzerinden geçtiğiniz — ya da geçmediğiniz ama parasını ödediğiniz — en büyük projelerin kredilerini fiyatladım, en yüksek hacimli döviz piyasası işlemlerini gerçekleştirdim, en yüksek meblağlı opsiyon kontratlarını yazdım.

Ben ne kadar gündemden uzak kalmak için çabalasam da o beni — doğal olarak — bir şekilde buluyor.

Üzülerek duydum ki ülkenin yetiştirdiği en berrak beyinler, İTÜ, ODTÜ, Boğaziçi mezunları, kremanın kremaları; yeni bir finansal enstrüman keşfetmişler ve tüm varlıklarını bu yatırım aracına yönlendirmişler.

Küresel finans sistemini biraz fazla küçümsüyoruz sanırım. Hâlbuki daha yeni yaşananlar bize bunun tam aksini göstermişken, milyar milyar dolarları olan Rus oligark kardeşimizin “model” sevgilisi Zorlu Center Louis Vuitton mağazasında yüz elli yedinci “Speedy” çantasını almaya çalışıp — kredi kartının çalışmaması sonucu — rezil olmuş ve üstüne bir de Raffles’dan atılmışken, bunu yapmayın!

Her ülkenin kendi âdetleri, gelenekleri, kültürel normları olabilir.

Bir ülkede kadınlar gece sokakta rahatça yürüyebilirken; birinde — üzücü şekilde — yüreği ağzında gezebilir. Bir ülkede elle yemek çok normalken; diğerinde çok garip karşılanabilir. Ama bir ülkede şöyle bir finansal sistem varken; diğerinde böyle bir finansal sistem olamaz. Birisi Amerika’dan SWIFT sistemini kapattığında; İstanbul’da bir Rus güzelin kalbi kırılır.

Anlatmak bile zül ama deneyeceğim — bu kadar insanın nasıl inanabildiğini hâlâ aklım almasa da…

Sayısız ambargo uygulanan, en izole edildiğini düşündüğünüz ülkeler bile küresel finans sistemine sıkı sıkıya bağlılar. Etrafından dolaşma gibi görünen hareketleri, içerisine dahil olma çabasının en net göstergesi.

“Ben yaptım oldu.” diye bir şey söz konusu değil. Bunu hepimiz, her gün günlük hayatımızda fazlasıyla yaşayarak tecrübe ediyoruz zaten. Şimdi bütün bunları görüp isyan ederken; nasıl böyle bir finansal ürün olabileceğine inanabilirsiniz? Bunun Nasrettin Hoca, kazan doğurdu dediğinde inanıp da öldü dediğinde inanmamaktan farkı ne?

Diyelim ki Uluç’un 100.000 Euro’su var. Bu 100.000 Euro’ya hem %15 faiz verilecek hem de kur 16'dan 30'a çıkarsa parası 3.000.000 TL olacak. Karşı argüman: “Hayır kur 30 olursa faiz almıyorsun.” E, bir zahmet onu da alma istersen.

Olabildiğince basit ifade etmeye çalışıyorum. Bundan daha basit anlatılamayacağını düşünüyorum. Bütün finansal sistem risk ve getiri üzerine kuruluyken; ne kadar risk alırsan o kadar fazla getiri — faiz, kâr payı, falan filan artık adına ne dersen — elde edebilirken risk olmadan %15 getiri sunan bir sistemden söz ediyoruz öyle mi?

Dediğim gibi böyle birşey olamaz ama bir an için olabildiğini varsayalım. Euro Bölgesi’nde mevduat faizi şu an için 100.000 Euro’ya kadar olan hesaplarda negatif; yani bankaya 100.000 Euro yatırırsan bir ay sonra banka sana 99.998 Euro geri veriyor. Ama bizde 100.000 Euro’nu bankaya yatırırsan kurun değişmemesi veya gerilemesi halinde banka sana %15 faiz yani bir ay sonra 101.350 Euro veriyor. Euro rezerv para birimidir; değer kaybeden ya da kazanan Euro’nun karşısındaki diğer paralardır. Saçma bir cümle olarak “1 Euro her zaman 1 Euro’dur.” demek zorunda kendimi hissediyorum.

Bu “senaryo” Euro basabilen bir banka (bkz: ECB) ve Euro kazanan bir Alman (bkz: Hans) için Euro’nun faizi sıfır ve hatta negatifken %15 faiz getirisi sunmak demek. Karşı argüman ne olur; “Onlara vermiyor ama” olmasın. Bunu da açıklatmayın sayın kremalar.

Bu senaryo gerçek olsa; 1 TL en kötü ihtimalle 1 Euro olur ama oraya hiç girmeyelim ve dünyadaki başıboş gezen tüm Euro’ların ülkemize gelmesini es geçerek sadece Euro kazanan gurbetçilerin — Euro’nun değerinde onlar için bir değişiklik olmadığını anlayarak — bu %15 getiriden faydalandığı varsayalım.

Gerçekleştirilebilecek bir şey olsa bile — ki değil — “Zero-sum game” olarak anılan — yani birinin kazanması için karşısında birisinin kaybetmesi gereken bir düzen olan — finansal sistemde sizce bunun bedelini kim öder? Kilimcinin kör oğlu mu?

Bu Euro’nun düşeceği ya da — daha doğru tabirle — TL’nin değer kazanacağı beklentisi üzerine oynanmış çok büyük bir kumardır. Tüm — olmayan — varlığını Vegas’ta kırmızıya basmaktan zerre kadar farkı yoktur. Hayatın pahasına yazı tura atmaktır. Bunun yerine gidin Sıkkın Maymun Yat Kulübü’ne üye olun.

“Siyah Kuğular” intihar ediyor sayın okur.

Ekonomi
Finans
Yatırım
Türkçe
Hazine
Recommended from ReadMedium