Kariyerlerinin İlk Yıllarındaki Gençlere Tavsiyeler – 1. Bölüm
Muhtemelen şu ana kadar okumuş olduğunuz “tavsiye” yazılarından bir tanesini daha okumak üzeresiniz. Tavsiyeleri veren bu insanların farklı geçmişlere, farklı deneyimlere ve farklı bakış açılarına sahip olmaları nedeniyle her bir tavsiye de kişiden kişiye farklılık gösterebilir, gösterecektir de. Dolayısıyla birazdan okuyacağınız tavsiyeler de benim tecrübelerim ve belki de kişisel ilgi alanlarım doğrultusunda olabilir.
Tavsiyeleri iş ve yaşam başlıklarını genel anlamda kapsayacak şekilde vermek istiyorum. Çünkü bu iki konsept aslında iç içe ve birbirlerini ciddi anlamda etkiliyor. Hayatınızda yapacağınız değişikliklerin iş yaşamınızı ciddi anlamda etkilediğine inandığım için tavsiyeleri gruplandırmadan serbest bir şekilde yazacağım. Başlayalım!
Gülümseyin
Gülümseyin. Sabah simit alırken teşekkür ederken gülümseyin. Dolmuşta ücreti uzatırken gülümseyin. İş ortamınızda insanlara günaydın derken gülümseyin. Bunu alışkanlık haline getirin. Bulunduğunuz şartlar her ne kadar zor olursa olsun gülümsemeye çalışın. Bazı insanlar duvar gibi bir yüze sahip olacaklar ve hayatlarını öyle geçirmeye devam edecekler. Umurunuzda olmasın. Unutmayın, gülümsemek bulaşıcıdır ve faydalı bir şeydir.
Bir işe başvurduğunuzda mülakat esnasında gülümseyin, pozitif olun. Karşınızdaki kişi verdiğiniz enerjiyi hissedip, size kocaman bir + verebilir. Mülakatlarda gülümseyen bir insan olmanın önemini lütfen ama lütfen küçümsemeyin, gerçekten de önemlidir ve etkisini görürsünüz. Pozitif insanlarla çalışmak her zaman daha keyiflidir ve güzeldir.

Zehirli insanlardan ve içeriklerden uzak durun
O duvar yüzlü insanlardan uzak durun. Devamlı negatif olan insanlardan, şikayet edenlerden ve bahane üretenlerden... Bu tip insanlar sizi zaman içerisinde zehirleyip siz henüz farkına varmadan sizi dibe çekmeye başlayacaktır. Bu bir iş arkadaşı olabilir, bir akraba olabilir ya da sosyal ortamınızda bulunan herhangi biri. Uzak durun, bırakın öyle yaşamaya devam etsin. Kahraman olmak zorunda değilsiniz.
Malum bir çoğumuz sosyal ağlarda, bir haber sitesinde özetle dijital platformlarda bir hayli zaman geçiriyoruz. Bu aktivitelerinin faydalı olması/olmaması ya da sadece zaman geçirmek amaçlı olması gerçeklerinden bağımsız olarak, yapılması gerekenin, herhangi bir şekilde “taraf” durumu içeren siyasi ya da bir spor müsabakası yorum programları gibi (eğer özel ilgi alanınız ya da mesleğiniz değilse) program bittiğinde hiçbir sonuca ulaşılamayan, karşılıklı atışmalardan oluşan, sadece gerginlik yaratan içeriklerden uzak durmak olmalıdır. Bu içeriklerden alınan negatif ortam, sizi zehirleyecek ve büyük ihtimalle objektif olmadığı için doğru bilgiler edinmenize engel olacaktır. Özetle, tükettiğiniz içerik sizi gergin bir hale getirmeye başlıyorsa direkt kapatın, bir şey kaybetmezsiniz, ve sosyal ağ algoritmalarına ilgilenmediğinizi bildirin ki karşınıza benzer içerikleri asgari derecede çıkarsın. Bu tür içerikleri tükettikçe gergin, şikayetçi ve saldırgan bir kişiliğe bürünmeniz ne yazık ki şüphesiz.
Farklı deneyimler keşfedin
İlginizin olduğu, boş zamanlarda uğraştığınız herhangi bir şey illaki vardır. Ya da geçmişte uğraştığınız ve zevk aldığınızı hatırladığınız ama uzun süredir yapmadığınız. Sonuçta hayatınızda belli bir süre boyunca iş/okul dışında hiç bir şey yapmadığınız, sadece yatıp bir şeyler izlediğiniz dönemler olabilir. Bu 6 ay olabilir, 1 sene olabilir ya da daha uzun bir süre…
İlgi alanınız olduğunu ya da olabileceğini bildiğiniz o şey her ne ise, ona benzer olan bir başka şeyi denemeye başlayın. Bu basit olandır. Örneğin basketbola ilginiz varsa voleybol deneyin, gitar çalmayı biraz biliyorsanız org (klavye) deneyin. Ya da hep yapmak istediğiniz ama hiç cesaretinizin olmadığı bir maceraya atılın? Bu daha iddialıdır mesela. Unutmayın bunlar para gerektiren şeyler olabilir ancak bütçeniz neyse, belki de hiç yoksa bedava yapabileceğiniz şeyler mutlaka orada sizin denemenizi bekliyor olabilir. Bahane üretmeyin, farklı şeyler deneyin!
Heyecanlı olun
Olamıyor musunuz? Size heyecan verecek bir şey yapmadığınızdan olabilir. Deneyip görmedikçe bilemezsiniz. Deneyin ve heyecan vermiyorsa bırakın. Başka bir şey deneyin. Bu, işle de ilgili olabilir, bir hobiniz ile de. Örneğin akşamları öğrendiğiniz bir becerinin gün içerisindeki işlerinizi kolaylaştıracak bir şeye dönüşmesi… Denemek için sizde işe gitme heyecanı uyandırsın. Güne böyle başlamak ne kadar keyifli olacaktır, düşünsenize?
Ya da bir enstrüman çalmayı öğrenmeye başladınız, gün içerisinde “eve gitsem de biraz enstrümanımla vakit geçirsem, bakalım bugün hangi parçayı çalmayı deneyeceğim/öğreneceğim!” heyecanı size muhteşem bir enerji verecektir!
Kabullenin
Başarmak istediğiniz herhangi bir şey var, bir beceri kazanmak olabilir, kilo vermek olabilir, sağlıklı beslenmeye başlamak, spor yapmak, İngilizce’nizi geliştirmek ya da herhangi bir şey! Belli bir rutin oluşturdunuz ve başladınız. Belli bir süre harika ilerlediniz, 3 ay diyelim. Sonrasında durdunuz ve bir süre yapamadınız. Bahane yok, istemediniz, ya da o itici gücü bulamadınız içinizde. Olabilir. Moralinizi bozmayın. Kabullenin. Tekrar başlayamadığınız için kendinizi mutsuz hissedip depresyona gireceğinize, tembelliğin tadını çıkartın! Ama kendinize bir başlangıç tarihi verin mutlaka ve deadline’ınızı bilin.😊 Gevşeklik yok!💪
Bu örneğin dışında da — her ne kadar zor olsa da — bir problemle baş başa kaldığınızda eğer o anki moral bozukluğunuzun sonucu değiştirmeye etkisi olmayacağı bariz ise, kabullenmeyi öğrenin. Moraliniz bozuk kalsın ama kabullenmeyi bilin. Zamanla bir kas gibi moralinizin de bozulmamaya başladığını, doğal olarak kabullendiğinizi göreceksiniz. Gerçekler ortada ise ve sonucu değiştiremiyorsanız kabullenmek erdemdir. 😇 Ve sizi güçlü kılar.
Reddedin
Hayır demek zordur. Her ortamda. Hayır demeniz gereken kişi bir aile üyesi olabilir, bir iş arkadaşı, en yakın dostunuz ya da bir müşteriniz. Gönlünüzden net bir şekilde HAYIR! demek geçse de kaba görünmemek, karşınızdakinin kalbini kırmamak ya da ortamın havasını değiştirmemek için ya bu kelimenin etrafından dönerek bir yol bulmaya çalışırsınız ya da sadece çekinirsiniz ve bu çok normaldir. Sizin güzelliğinizdendir. ❤️ Ama tehlikeli olabilir ve size zarar verebilir. Her ne ise hayır demeniz gereken şey; eğer bariz bir şekilde mantıksız ise, sizi mutsuz edecek bir şey ise ya da sonuçlarının olumsuz olabileceğine inandığınız bir şey ise, basitçe “hayır” deyin. Eğer böyle bir ortamla karşı karşıya karşılaşırsanız, “kaba olmak istemem ama…” ya da “seni kırmak istemem ama …” gibi başlangıçlar yaparak reddetmeye çalışın. Bunun pratiklerini yapmak emin olun kolay olmayacaktır ancak yapmacık olmayın, neyin doğru olduğuna inanıyorsanız onu söyleyin. Ve bunu lütfen kibar bir şekilde yapın, belki gülümseyerek. 😊
Yürüyüş yapın
Baya böyle sokakta/caddede yürüyüş, tek başınıza. 4o dk yeterli. Yürümenin bilimsel olarak faydalarını okuduğum kaynaklarını anımsayamadığımdan bu yazıda alıntı yapmayacağım ancak kendi deneyimlerimden bildiğim ve farklı insanlardan duyduğum kadarıyla, düşünmek için ve “şey”leri sıraya, bir düzene sokmak için yürüyüş oldukça faydalı bir aktivite.
Benim için, yürüyüşe başladıktan ortalama 10 dk sonra (büyülü bir şekilde) kendiliğinden “şeyler” belirgin olmaya başlıyor ve yürüdüğüm süre boyunca aklımda tüm bu “şeyleri” organize edebiliyorum. Eve gelir gelmez genellikle not defterime bunları yazıyor ve kalıcı hale getiriyorum. Akşam yemeğinizi yediniz, dinlendiniz, çıkın yürüyüşe. Günün muhakemesi, yarın ne yapacağınız ve kısa gelecekteki planlar, fikirler, her şey sırasıyla yerine oturmaya başlayabilir. En azından bende öyle oluyor. Belki de düzenli olarak yaptığım için olabilir, haftada ortalama 4 kere sabah ya da akşamları yürüyüş yapıyorum, vaat vermek istemiyorum ama mutlaka deneyin, faydasını göreceksiniz. Yürümenin fiziksel olarak faydasını vurgulamama gerek bile yoktur herhalde.
Ormanda vakit geçirin
Bu tavsiye belki biraz kişisel ilgi alanım olduğu için bu yazıda yeri olabilir, ancak ormanda vakit geçirmenin genel anlamda insanlara çok faydalı olduğunu bildiğim için yazmak istedim. Bununla ilgili makaleleri de araştırıp okuyabilirsiniz. Örneğin; ağaçların ve bitkilerini salgıladığı belli kimyasalları insanların soluması sonucu depresyon ve anksiyete gibi problemleri olumlu yönde etkilediği biliniyor. Ormanı solumak, doğa ile iç içe olmak, metrelerce uzunluktaki belki 100 yıldır ayakta olan ağaçların gölgesinde kendinizi küçük hissetmek gibi bile olabilir… Temel anlamda farkında olmak, farkındalık.
Japonların “shinrin-yoku” adını verdiği forest bath tabirini de araştırmanızı öneririm. Biraz zihinsel, biraz fiziksel. Faydalı mı? Kesinlikle evet.
Ormana ulaşmanız zor olan bir yerde yaşıyorsanız doğa ile vakit geçirebileceğiniz herhangi bir yer de olabilir, bir göl kenarı ya da bir dağ yamacı. Mangalı ve müziği bırakın, doğa ile bütünleşmeye çalışın, kısa bir yürüyüş yapıp farkında olun çevrenizde olanların. Gidemiyorum demeyin, bahane üretmeyin!
Daha yazılacak çok şey var. Özellikle de iş hayatı özelinde, daha detaylı. Bunu da 2. yazıya saklayalım.
Yukarıda yazdıklarım, deneyimlerimden yola çıkarak anlattığım kişisel tavsiyelerimdi. Herhangi birinin doğru/yanlış olmasından öte tüm okuyucular kendi hayatlarına göre farklı yorumlayacaktır.
Bu yazıyı 30 Ağustos Zafer Bayramında, Türkiye saati ile 21:00 civarında yazıyorum. Bundan 5 yıl sonra bu yazıyı tekrar okuduğumda geçen 5 yıl içerisinde neleri (belki de ve muhtemelen zor ve kötü yoldan) öğrenmiş olacağımın şimdiden merakı ve heyecanı içerisindeyim.
Ne gibi deneyimler yaşadığım ve ilgi alanlarım doğrultusunda merak içerisindeyseniz Instagram profilim bunlara göz atmak ve iletişime geçmek için doğru kanal olabilir. YouTube kanalıma da çok yakın zamanda içerik yüklemeye başladım, bir sonraki video için kendimi her gün zorluyorum. 😊
Bu yazıya ekleyebileceğim ilgili bir başka yazım da kendine meydana okumak üzere, neredeyse 3 yıl öncesinden. Eğer motivasyon arayışındaysanız okumak faydalı olabilir.
Diğer yazılarım da ilginizi çekebilir, tüm yazılarıma ulaşmak için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz.
Okuduğunuz için teşekkür eder, hayatınızda yanlış adımlar atarak öğrenmenizi ve bir sonrakinde doğru adımı atmanızı öneririm.
