avatarGokhan Gultekin

Summary

The author shares their first impressions of life in Sweden, including details about Stockholm, Gothenburg, the people, transportation, and daily life.

Abstract

The author provides a detailed account of their first 14 days in Sweden, focusing on their experiences in Stockholm and Gothenburg. They discuss the geography and climate, as well as their observations of the Swedish people, who are characterized by their friendliness, equality, and trust. The author also touches on the transportation system and the ease of using mobile apps for payments and navigation. They mention the challenge of opening a bank account due to being a high-risk country but express overall satisfaction with the quality of life in Sweden.

Bullet points

  • The author arrived in Stockholm and spent one night before moving to Gothenburg, where they will settle.
  • Stockholm has a beautiful and captivating landscape, with approximately 30,000 islands.
  • The weather in Sweden is cold, with canals freezing over.
  • The Swedish people are friendly, and the author observed a high degree of gender equality.
  • The transportation system is efficient, with mobile apps for payments and navigation.
  • The author mentions the challenge of opening a bank account due to being a high-risk country.
  • The author expresses satisfaction with the quality of life in Sweden.

İsveç: ilk izlenimler

Central Station, Gothenburg

Zaman hızlı akıyor, bugün İsveç’te geçirdiğim 14. günüm. Stockholm hava alanına indiğim andan itibaren öğrendiğim bilgileri daha fazla içimde tutamadığımdan dolayı bu yazıyı yazma kararı aldım. Bir hikaye şeklinde yazmayı çok isterdim ancak çok fazla zaman alacağından ve okuması da yorucu olacağından yalnızca benim dikkatimi çeken ve hatta şaşırtan detayları madde madde yazmaya çalışacağım.

Keyifli okumalar! 🤓

Başlangıç

İstanbul’dan Stockholm’e direkt uçuş yapıp, 1 gece konaklayıp (toplamda 24 saat geçirip) hızlı trenle Gothenburg’e, yaşamaya başlayacağımız şehre geçiş yaptım. Bu süreçte Stockholm’u bir turist gibi gezmem için yeterli vakit olmadığından bol bol yürüyüş yaparak çevreyi gözlemlemeyi tercih ettim. Stockholm hakkında söylemek istediğim ilk şey: beklediğimden çok daha güzel, büyüleyici bir şehirmiş! Gezmenizi, görmenizi kesinlikle tavsiye ederim.

Stockholm coğrafi yapısı

Pegasus Hava Yolları ile 400 TL civarında bilet satın alınabiliyor.

Stockholm’e iniş yaparken gördüğüm kara yapısı beni epey şaşırttı. Stockholm’de yaşayan arkadaşım, burada toplamda 30 bin ada olduğundan ve insanın ömrü boyunca hepsini gezmenin mümkün olmadığı bilgisini verdi 😊 İniş yaparken gördüğüm manzarada kara üzerinde karlar varken, su ile kaplı olan kısımlar neredeyse tamamıyla donmuş durumdaydı.

Hava durumu

Tahmin edeceğiniz gibi, bir hayli soğuk havası var. Hatta pasaport kontrolü yapan polis “Welcome to the cold weather” dedi ve gülümseyerek damgayı vurdu 😄

Ben teknik olarak kışın sonuna doğru gelmiş olsam da, yine de yeterince soğuk olduğunu söyleyebilirim. Kışın en yoğun yaşandığı dönemde sıcaklık belki 10–15 derece daha düşük oluyordur. Yukarıdaki fotoğrafta paylaştığım görüntü ise beni en çok şaşırtan şeylerden biri oldu. Tüm kanallar donmuş durumdaydı ve bu buz tabakası üzerinden esen rüzgar gerçekten titretiyordu. Stockholm’e gelmeden önce “belki bot turu yaparım” gibi düşünceler geçiyordu aklımdan, denizin donmuş olacağını ve üzerinde hiç bir teknenin gitmediğini hayal etmemiştim 😄 Gothenburg hava şartları ise Stockholm kadar sert değil, daha güneyde kaldığından nispeten daha yumuşak bir havası var.

İnsanlar

İsveç’e taşınmadan önce yaptığım araştırmalarda kadın-erkek eşitliğinin maksimum olduğunu, hatta kadınların daha bile güçlü olduğu bir ülke olduğunu okumuştum. Ülkeye gelince gerçekten de bunu görebiliyorsunuz. Örnek verecek olursam mesleki açıdan kadın-erkek ayrımını bile görmeniz mümkün değil. Hava alanında pasaport kontrolü yapan 4 gişedeki 4 polis de kadındı. Sokaklarda tamirat gibi işlerde kadınların tulumlarını giymiş, çalıştığını görebilirsiniz. Otobüslerde ya da Uber’de de kadın şoförleri görmek mümkün. Liste uzar gider.

Gerek alışveriş yaparken, gerekse iş yerinde iletişime geçtiğim insanlarda gördüğüm yaygın özellikler güler yüzlülük ve kibarlık. İnsanlarda genel olarak görünür bir stres yok. Düşünsenize, her sabah bindiğiniz metroda devamlı kavga çıkmıyor. Güne kavga, dövüş ve stresle başlamıyorsunuz. Refah seviyesinin nasıl yükseldiğini görmek çok da zor değil.

Fiziksel olarak ise insanlar beklendiği gibi genellikle sarışın ve uzun boylu.

Toplu taşıma & ulaşım

Gothenburg’un meşhur tramvayları

Stockholm’de toplu taşıma kullanmadım ama Gothenburg’e geldiğimden beri her gün en az 2 kere kullanıyorum. Gothenburg nüfusu 590 bin civarında olsa bile işe gidiş geliş saatlerinde toplu taşıma araçları haliyle kalabalık oluyor. Yine de üst üste gitmiyorsunuz tabii ki de. (İstanbul ile kıyaslamıyorum, İstanbul’un nüfusu İsveç’in toplam nüfusundan fazla.)

Gothenburg’de toplu ulaşım ağı gerçekten geniş. Yer altından giden bir metrosu bildiğim kadarıyla yok (yazarken fark ettim de, hiç alt geçit de görmedim) fakat tramvay kullanımı çok yaygın. Nereye gitmek isterseniz rahatlıkla gidebiliyorsunuz. Bir diğer ilginç şey ise otobüs ya da tramvaylara biniş kartı basmıyorsunuz. Arkadaşım biniş kartımı yalnızca aktifleştirmem için basmamı, sonrasında basmama gerek olmadığını söyledi. Sonrasında her binişimde basmamak için kendimi zor tuttum, utandım, tıksındım. Kartını basan kişi pek göremiyorsunuz. Sebebini bilmiyorum ama ülkenin hamurunda şeffaflık ve güven ilkesi olduğundan dolayı herhalde. “Argadaşım biletini bassana yeaa” diye yolculara bağıran şoför de yok.

Biniş kartları

Toplu taşıma biniş kartını basılı olarak satın almak zorunda değilsiniz. Tümüyle mobil uygulama üzerinden satın alıp, okutabiliyorsunuz. Tüm araçlarda mobil uygulamadan okuyabilecek donanım mevcut. Aslında çok da zor bir teknoloji değil, bizde bu tip uygulamalar var mı bilmiyorum, toplu taşımada hiç karşılaşmadım (Şehirler arası İdo yolculuklarında olduğunu biliyorum, çok sık kullanıyordum). Ayrıca şehirler arası trene binerken de biletinizi bastırıp okutmak zorunda değilsiniz. Direkt mobil uygulamadan biniş kartınızı gösterebiliyorsunuz. Gerçi trende de “biletini göster” diyen olmadı ilginç bir şekilde, göstermeden geldim.

Şeffaflık & Güven

Kart basmama meselesinde de bahsettiğim gibi şeffaflığı farklı yerlerde görmek mümkün. Gelmeden önce ülke ile ilgili bir şeyler araştırırken sevgili Berkay Tartıcı tarafında yazılan şu harika yazı serisi ile karşılaşıp bir çırpıda okumuştum: İsveç’in Kalkınma Öyküsü. Okumanızı tavsiye ederim.

Sokaklarda gezerken şu dikkatimi çok çekmişti: insanlar perdelerini yalnızca dekor ve güneş ışığını engelleme amaçlı kullanıyor sanki. Evlerin, dükkanların, mekanların perdeleri hep açık! Yani tül falan da değil, komple açık. Bunu hem Stockholm’de, hem de Gothenburg’de neredeyse her yerde gördüm. İnsanlar da kafalarını uzatıp bakmıyor diye tahmin ediyorum.

Şeffaflık, bence güvenle birlikte geliyor. Çalıştığım şirketle imzaladığımız sözleşme bile 1.5 sayfa, hatta ilk sayfası kişisel bilgilerimi içeriyor genellikle. Bizim ülkede en azından benim gördüğüm sözleşmeler (kendi şirketimiz Peakode da dahil) hep 4–5 sayfa civarındaydı.

Kredi kartı kullanımı

Stockholm Arlanda hava alanına iner inmez hava alanındaki bir marketten telefon hattı almak istedim. Kredi kartım ile ödeme yapacaktım ve Türkiye’de olduğu gibi kartı görevliye verip şifre girmeyi beklemek yerine kartı cihaza benim yerleştirip, şifreyi girmem gerektiğini söylediler. Yalnızca bu markete özel bir durum olduğunu sanmıştım ama geldiğimden beri yaptığım tüm ödemeler bu şekilde oldu, bu da beni şaşırttı, daha yeni alıştım diyebilirim. Birkaç güne kadar hala kartı görevliye uzatma ihtiyacı hissediyordum 😄

Nakit kullanımı

İsveç’e yolculuk öncesinde bir süre banka hesabım olamayacağını bildiğim için çokça parayı TL’den SEK’e (İsveç Kronu) çevirmiştik. Komik olan şu ki İsveç’te nakit para kullanımı neredeyse yok denecek kadar az (en azından geldiğimden beri gözlemlediğim kadarıyla nakit para ile alışveriş yapan görmedim). Ben de çevirdiğim paradan ilk olarak Stockholm’de ayarladığım otelde check-in sırasında vermek istedim. Parayı uzatınca görevli kadının bana attığı bakıştan anlamalıydım, para üstü olmadığı için ertesi gün check-out yaparken verebildi 😂 O gün bu gündür yalnızca kredi kartım ile alışveriş yapıyorum. Çevirdiğimiz parayı da kullanamadığımdan banka hesabım açıldığında ATM’den yatıracağım.

Banka hesabı açmak

Çalıştığım şirket, maaş yatırabilmek için bir İsveç banka hesabım olması gerektiğini söyledi. Ben de direkt banka hesabı açmaya gittim, fakat henüz kimlik kartım olmadığı için ve bankadaki görevli Türkiye’nin “Yüksek riskli ülkeler listesi” içerisinde olduğundan dolayı hesabımın açılmasının 2 ayı bulabileceği bilgisini verdi. Eğer şirket bir çözüm bulmazsa hesap açılana kadar maaş alamayacağım sanırım. Bu, gerçekten hoşlanmadığım tek şey oldu diyebilirim. Özellikle de “yüksek riskli ülke” konumuna girmemiş olmamızdan.

Kişi numarası (personnummer)

Eğer İsveç vatandaşı değilseniz, bu ülkeye taşınır taşınmaz yapılması gereken ilk iş, personnummer almak için başvuru yapmak. Birinci elden ev kiralamak ve hatta spor salonuna üye olmaya kadar bir çok şeyde gerekli olan bu numarayı, İsveç Vergi Dairesi’nden almanız gerekiyor. Neyse ki başvurduğumdan 1 hafta sonra elime ulaştı. Ben biraz fazla şanslıydım sanırım. Bu numara ile birlikte kimlik kartı başvurusu yapabileceğim. Uzun vadede mantıklı ama kısa vadede çileli bir mesele 😄

Ev bulma & kiralama

Geçici olarak tuttuğum evin bulunduğu sokak

Konut kira bedelleri uçuk! (Türkiye’ye kıyasla) Yani en azından ortalama bir maaşın yarısını ya da üçte birini ev kirasına veriyorsunuz. Türkiye’de de bu oran böyle sanırım. Burada Mortgage ile ev satın almanın çok daha mantıklı olduğunu söylüyorlar. Böylece aylık ödeyeceğiniz kira bedeli maaşın dörtte birine kadar düşebiliyor. Elektrik, internet ve ısınma bedeli genellikle kira bedeline dahil oluyor. Ayrıca bir şey ödemiyorsunuz.

Ev bulma süreçleri İsveç’te çok ama çok zorlu, hele ki farklı bir ülkeden geliyorsanız. Bununla ilgili ayrı bir yazı yazacağım, çünkü bu konuda yazan kimseyi göremedim. Çok faydalı olacaktır, ama yazmadan önce ev tutmuş olmamız lazım ki deneyimlerimizi paylaşayım 😊 Şu ana kadar gerçekten zorlayıcı olduğunu düşündüğüm nadir konulardan biri bu. Diğer taraftan şöyle düşününce de yeterince kötü gelmiyor aslında kulağa: Türkiye’de para kazanma hırsı ile doğayı katledip yeni siteler, lüks binalar, AVMler yapma trendi var biliyorsunuz. İsveç gibi ülkeler bunu yapmıyor işte, fark bu. O yüzden boş ev yok 😄 Doğayı koruma adına yeni binalar yapmayınca ev bulmak zorlaşıyor ve tutmak pahalı hale geliyor. Varsın, böyle olsun. Ev bulmak zor olsun, doğayı katletmeyelim yeter ki.

(Tabii ki de burada da yeni siteler, lüks binalar ve AVMler var. Vurgulamak istediğim konunun ne olduğunu anladığınızı tahmin ediyorum.)

Yeme-içme

Sıradan, normal bir öğle yemeği

İskandinav mutfağı bir hayli övülür ama bence Türk mutfağı ile pek kıyaslanamaz. Bizdeki yemek çeşitliliği burada yok. Ama yine de şu ana kadar yediğim yemeklerin hepsi gayet lezzetliydi. Sürekli kilo vermek, sağlıklı beslenmek için çaba harcayan biri olarak Türk mutfağından biraz uzaklaşmış olmayı bir fırsat olarak görüyorum 😊

İlginç bir şey var ki bizdeki “lüks mekan” anlayışı ile burada insanların öğle saatlerinde yemek yedikleri sıradan mekanlar birbirine benzer. Örneğin ben Türkiye’de ev yemeği yapan esnaf lokantalarına giderken burada aşağıya fotoğrafını eklediğim gibi “alengirli” yerlere gidiyoruz. (Fotoğrafta görünen kısım bilardo ve bar kısmı. Yemek yenen bölüm hemen solda kalıyor.)

Fiyatlardan bahsedecek olursak dışarıda yemek yemenin maliyeti mekandan mekana çok değişmiyor. Örneğin yukarıda paylaştığım yemekle, Türk restoranındaki Adana kebabının ya da uzak doğu restoranındaki sushi menüsünün fiyatları çok benzer, uçurum yok. Öğlen dışarıda yemek yemenin ortalama fiyatı 50–70 TL. Bazı mekanlarda yemeğin üstüne bir de taze filtre kahvenizi ve istediğiniz kadar kurabiyeyi ücretsiz tüketiyorsunuz (En azından yukarıda paylaştığım mekanda ve bir yerde daha böyle denk geldi). Ama yemeklerini evde hazırlayıp, ofiste yiyen çok fazla insan da var. Havalar daha sıcak olduğunda evde hazırladıkları yemekleri alıp açık havada oturup yiyorlarmış. Bu da kültürün bir parçası sanırım.

İçme suyu

İsveç genelini bilmiyorum ama Gothenburg’de su musluktan içiliyor ve tadı gayet lezzetli. Çocukken musluktan içerdik ya hani, işte aynı o zamanki lezzette. Hatta restoran gibi yerlerde bardağınıza su doldurmanız için musluklar var. Geldiğimden beri suya para vermedim.

Market alışverişi & fiyatlar

İskandinav ülkelerine çok pahalı denir ama bunu marketlerde görmek pek mümkün değil, bazı fiyatlar Türkiye ile hemen hemen aynı, hatta bazı şeyler daha bile ucuz. Şaşırtıcı, değil mi? Marketlerdeki ürün çeşitliliği de bizdekine göre daha fazla. Krem peynirin bile 10 tane çeşidi var. Soğuk memleket olduğu için taze meyve sebze yok derlerdi, gayet de var, hatta fazlası var. Bu anlamda henüz bir sorun yaşamadım.

Genel olarak ev kirası harici çoğu şeyin fiyatı maaşa oranla gayet iyi durumda diyebilirim.

Alkol tüketimi

Dış mekanlarda ve barlarda bir şeyler içmek çok pahalı. Örneğin bir bira markette ortalama 10 SEK iken, bir mekanda ya da restoranda içmek 60–90 SEK arasında gidip geliyor. Türkiye’de bu oran ortalama 1'e 2–3 şeklinde. (1 SEK = 0,57 TL)

Markette demişken, İsveç’te alkol oranı %3.5 üzerinde olan her türlü içecek Systembolaget denilen içki marketlerinden satın alınmak zorunda. Başka yerde satılması yasak. Marketlerde de ya alkolsüz ya da limitin altında alkol içeren içecekler satılabiliyor. Hatta Systembolagetlerin çalışma saatleri de ilginç: hafta içi 20:00'a kadar, Cumartesi 15:00'a kadar çalışıyorlar, Pazar günü ise çalışmıyorlar. Ama yine de İsveçliler çok içiyormuş 😄 Hafta içi genellikle evlerinde geçirip, hafta sonu çok içtiklerini duydum (özellikle de Cuma iş çıkışı)

Neden Systembolaget gibi bir sistem var derseniz, geçmişi 1800lere dayanıyormuş. Merak edenler için: https://en.wikipedia.org/wiki/Systembolaget

Wikipedia

Bahsetmeden edemeyeceğim: gayet basit bir ihtiyaç olan Wikipedia’dan bilgi edinmek için VPN’e bağlanmak zorunda kalmamanın verdiği hazzı anlatamam.

Son olarak: Voi ❤️

Sokaklarda rastgele bırakılmış scooterlar gördüm ve bunların nasıl kullanıldığını çok merak ettim. İlk defa geçtiğimiz hafta sonu deneyimledim ve çok zevk aldım!

Voi, elektrikli scooter kiralamanızı sağlayan bir hizmet. Her şey mobil uygulaması üzerinden yapılıyor. Uygulamayı açıyor, kiralanabilir scooterların konumlarını görüyorsunuz ve gidip kiralıyorsunuz. Kiralamak istediğiniz scooterın üzerinde bir kare kod bulunuyor. Bu kodla birlikte aktif hale getirip sürmeye başlıyorsunuz. Kiralama bitiminde de uygulama üzerinden tekrar kilitleyip herhangi bir yere bırakıyorsunuz. Sonrasında kiralama bedeli otomatik olarak kredi kartınızdan çekiliyor. İşleyişi çok basit ve harika düşünülüp yaratılmış bir sistem. Scooterlar 20 km/saat hızla sınırlandırılmış. Bu hız bile sürerken tehlikeli hissettiriyor zaten 😄

Fiyatlar da (bence) gayet uygun. Bir scooterı unlock etme 10 SEK, sonrasında her dakika başına 1.5 SEK olarak hesaplanıyor. Ben dün ortalama yarım saat sürdüm ve ortalama 50 SEK = ~30 TL ödedim. Maaşa oranla Türkiye için bile iyi bir fiyatken buradaki gelir seviyesinin daha yüksek olduğunu düşündüğünüzde çok daha hesaplı oluyor.

Kapanış

Gothenburg’un yaşamak için ideal ve keyifli bir şehir olduğunu söyleyebilirim ve banka hesabı ile ilgili durum dışında şu ana kadar herhangi bir hayal kırıklığı ya da olumsuz bir şey yaşamadım. Farklı bir ülkeye taşınmak kolay iş değilmiş ama en azından bunu söyleyebilirim.

İş hayatı ile ilgili de biraz daha deneyim edindikten sonra ayrı bir yazı yazmak istiyorum. Ama genel olarak iş-hayat dengesinin çok daha iyi kurulduğunu gözlemliyorum. Tüm bu yazdıklarım ve hatta daha fazlası 2 hafta içerisinde gerçekleşti. Hepsi bu süre içerisinde gözlemlediğim şeyler. Bu yazıda yazdığım ve belki överek anlattığım ama 1 sene sonrasında daha farklı olduğunu öğreneceğim şeyler olabilir ya da düşüncelerim değişebilir, bilemeyiz.

Yeni şeyler öğrenip, paylaşmak için sabırsızlanıyorum. İsveç’e taşınmadan önceki süreci özet olarak geçtiğim yazıyı okumak isterseniz:

Bu yazıyı okuduğunuz için çok teşekkür ederim! ❤️

Eğer varsa sorularınızı doğrudan Twitter, Instagram ve LinkedIn üzerinden paylaşabilirsiniz.

Son olarak…

İsveç’te, doğada yaşadığım maceralarımı paylaştığım bir YouTube kanalı kurduğumu duyurmak isterim!🎉 Eğer bu tip ilgili içerikler ilginizi çekiyorsa kanalıma göz atabilirsiniz!☺️

Yurtdışında Yaşamak
İsveç
Gothenburg
Yurtdışında Çalışmak
Isveçte Yaşam
Recommended from ReadMedium