Hikaye Anlatıcılığı
“Evren atomlardan değil, hikayelerden oluşur”
Muriel Rukeyser
“Soğuk bir kış akşamıydı. Odanın duvarına geçmişi yansıtırken vaktin nasıl geçtiğini farketmemişti. Yalnız kaldığında herkes bunu yapar. Ya halıdaki desenlerde geometriyi yeniden keşfeder ya da duvara bakıp bir takım hayallere dalar. Sahneyi tekrar kurar ve geçmişte söyleyemediklerini, söyleyebildiği farklı bir senaryoda hayali olarak tekrar yaşar. Yerde halı yoktu, belki de bu yüzden duvara bakıyordu.
Dakikalar sonra başına gelecekleri bilse muhtemelen bu kadar sakin olamazdı. Duvarı seyrederken yüzünde ne bir pişmanlık emaresi ne de geçmişe dair bir özlem vardı. Hareketsiz, bir şekilde sadece duvara bakıyordu. Şömineden gelen çıtırtılar ve duvar saatinin tik takları dışında çıt yoktu odada. Neden sonra, bir şey oldu. Aniden irkildi. Kalp atışlarını duyabiliyordu. Hızlanan kalbi vücudundaki tüm kanı şaşkınlıktan dona kalmış suratına pompalıyordu sanki. Kıpkırmızı olmuştu teni. Ne olmuştu böyle?
Olan şuydu; Aradığı sorunun cevabını bulmuştu.
İyi bir hikaye anlatıcısı olmalıydı…”
Yazıya girişi absürt bir hikaye ile yapmak istedim. Merak duygunuza hitap ederek kahramanımızın başına ilginç bir olay gelmemesine rağmen çok sıradan bir durumu hikâyeleştirerek anlatmayı denedim. Birkaç dakikanızı “hikaye anlatıcılığı” ile ilgili düşünmeye ayırmak isterseniz bu yazıyı okumaya devam edin.
Hikaye anlatıcılığını merak ettiğim ve bu özelliğimi geliştirmek istediğim için yaptığım araştırmalardan elde ettiğim sonuçları sizlere aktarmak niyetindeyim.
Çok fazla anlatan, uzun uzun konuşan bir insan hiç olmadım. Genelde söyleyeceklerimi bir çırpıda söyleyip dinleme tarafına geçmeyi tercih ederim. Anlatacaklarımı konuşarak değil de yazılı olarak daha iyi anlatabildiğime inanırım. Buna karşın iyi konuşan ve kendini dinleten insanlara karşı da içimde her zaman büyük bir hayranlık beslerim.
Bazı insanların çok iyi birer hikaye anlatıcısı olduğunu gözlemledim. Bu insanların anlattıkları kesintisiz bir ilgiyle dinleniyordu. İyi hikaye anlatan insanları gözlemlediğimde aralarında bazı ortak yönlerin olduğunu fark ettim. İyi hikaye anlatıcılar;
- Giriş, gelişme, sonuç şeklinde konuşuyorlar
- Konuşmalarına mizah katıyorlar
- Kendilerini eleştirebiliyorlar
- Başka olaylarla bağlantı kuruyorlar
Yukarıda bahsettiğim ortak özellikleri sözlü iletişimde hikayelere başvuran insanlarda gözlemledim. İyi hikaye anlatıcılığı yalnızca sözlü iletişimde önemli değil elbette yazı dünyasında da çok önemlidir. Hikâyeleştirmeye başvurulduğunda verilmek istenen mesaj veya açıklanmak istenen konu okuyucunun zihin dünyasında daha somut hale gelir. Yazının akılda kalıcılığı ve sürükleyiciliği artar.
Niçin Hikaye Anlatıcılığı?
Bir konuyu kaleme alırken kendime sorduğum sorularla ilerlediğimde yazının da alt metni ortaya çıkmış oluyor. İncelediğim konu önemli mi ve okuyan kişi anlattıklarımdan öğrenecekleriyle farklı bir deneyim elde etmiş olacak mı? Bu sorular benim için oldukça kritik. Hikaye anlatıcılığı başlığı altında cevabını merak ettiğim ilk soru şu oldu;
Niçin iyi bir hikaye anlatıcısı olmalıyız? Bu bize ne katar?
Hepimiz söylediklerimiz dinlensin, yazdıklarımız okunsun, görüşlerimize değer verilsin isteriz. Bunlar bizim kendimizi değerli hissetme ve kabul görme ihtiyaçlarımızın birer sonucu olabilir. Peki iyi hikaye anlatıcısı olduğumuzda ne gibi muhtemel faydalar oluşur?
- İyi bir hikaye anlatıcısı akılda kalıcıdır
- Söyledikleri değer görür
- İletişimi kuvvetlidir
- Daha ikna edicidir
- Hem kendi enerjisini hem muhatabının enerjisini yükseltir
- İlham verici insanlardır.

Nasıl İyi Bir Hikaye Anlatıcısı Olunur?
Aklıma gelen ikinci soru ise “Nasıl iyi bir hikaye anlatıcısı olunur?” oldu. Burada biraz araştırmayı derinleştirmem gerekti. Bu özelliği kazanmak için iyi bir gözlemci olmak, çok okumak ve sürekli uygulama yapmak gerektiğini araştırma yapmadan önce tahmin edebiliyordum. İyi bir hikaye anlatıcısı olabilmek için çıkardığım bir kaç notu aşağıda özetliyor olacağım.
Önce kendi hikayeni oluştur
Her yaşam bir hikayedir. Doğumumuz, büyüdüğümüz mahalle, çocukluğumuz, ailemiz, eğitim hayatımız, mezuniyetimiz, başarılarımız, alışkanlıklarımız… Yaşamımızdaki pek çok aşama ve deneyim bizi biz yapan hikayenin birer parçalarıdır.
Kendimizi tanıtırken memleketimiz, mesleğimiz, yaşımız gibi bir kaç kelime ile koskoca bir hayatı anlatmaya çalışıyor olduğumuzu farkettim. Bana sorarsanız insan önce kendi hikayesini yazmalı, içselleştirmeli ve karşı tarafa aktarabilmelidir.
Samimi ol
Detaylı bir dil bilgisine, çeşitli edebi söz sanatlarına başvurmadan da hikaye anlatabiliriz. Tok bir ses tonu ve kitabi cümleler değildir bir hikayeyi ilgi çekici yapan. Anlatımdaki samimiyet dinleyiciler üzerinde daha etkilidir.
Samimi ve içten bir üslup bazen kusursuz cümlelerden çok daha etkileyici olabiliyor. İletişimde en önemli kurallardan bir tanesi kişiler arasında samimiyeti tesis etmektir. İyi hikaye anlatıcıları da bu kuraldan hareketle genelde samimi bir üslubu tercih ederler.
İstanbul türkçesi ile konuşan bir Sakıp Sabancı, bu kadar sevilebilir miydi?
Mizah yap
İyi hikaye anlatıcıları mizahtan fazlaca yararlanırlar. Mizah sevmeyen yoktur. En stresli zamanlarda, en hararetli tartışmalarda, en üzücü durumlarda bile yerinde, tatlı bir mizah ortamın havasını anında değiştirir. Mizah bir zeka işi olsa da, mizah yeteneğinin gelişebilen bir şey olduğu da açıktır; karamsar insanlarla vakit geçirmektense mizah seviyesi yüksek olan insanlarla olmak bu yönümüzü geliştirecektir.
Olumsuz yürüyen bir iletişime biraz mizah katmayı denediğinizde buzların çok hızlı bir şekilde eridiğini fark edeceksiniz.
Empatiyi geliştir
Şimdiye kadar sizi en çok etkileyen hikaye hangisiydi? Sizde etki bırakan şey onun olay örgüsü müydü, dili miydi, yazarın betimlemeleri miydi? Yoksa sizi içine çeken ve kendinizi o hikayenin bir parçası olarak hissetmenizi sağlayan empati duygusu muydu?
Bunların hepsi geçerli sebepler olabilir ama bir hikayede okuyucuyu en çok yakalayan şeyin hikayenin içinde okuyucunun kendinden bir şeyler bulması olduğuna eminim. Biraz daha açacak olursam, karşınızda mütevazı hayatlar yaşayan muhafazakar insanlar varken Steve Jobs’un bir barda birasını yudumlarken başına gelen ilginç bir olayı anlattığınızda orada empati seviyesi düşer, samimiyet de azalır. Dolayısıyla anlattıklarınız etkisiz olur.
İnanmadığın hiçbir hikâyeyi anlatma
Yıl sonu toplantısında Elon Musk’un hikayesi yerine iş arkadaşınız Ahmet Bey’in hikâyesini anlatmanız daha etkili olacaktır.
Her insan özeldir ve onun hikâyesi dünyanın en muhteşem hikâyesidir. Bu yüzden en etkili hikâye, sizin hayalleriniz ve hayal kırıklıklarınızla, yenilgileriniz ve zaferlerinizle örülmüş hikâyenizdir. Çok marjinal sonuçlar, üst düzey başarı hikayeleri anlatmamıza gerek yok, inandığın ve gerçek olan en iyi hikayedir.
İyi hikaye anlatanları gözlemle
İnsan hem hal olduğu şey üzere yetenekleri gelişen muazzam bir varlıktır. Hayatta en iyi yaptığımız, yeteneklerimiz diye bahsettiğimiz şeyler, aslında üzerinde en çok emek, zaman ve para harcadıklarımızdır. Bu sebeple bir şeyi öğrenmek için o işi iyi yapan insanları araştırmak, gözlemlemek yani o işe zaman ve dikkat ayırmak gereklidir.

Merak etmesini sağla
Son olarak iyi bir hikaye anlatıcısı olmak için merak duygusuna hitap etmek çok önemlidir. En sürükleyici romanlar, en iyi gişe yapan filmler, en etkili konuşmacılar genelde sonucu en baştan vermezler. Hikayenin en başından itibaren sizi merak ettirmek üzerine kurarlar senaryolarını. Başımızdan geçen bir olayı anlatırken de bu durum geçerlidir. Karşınızdakine sonucu baştan verip merak duygusunu giderirseniz sonraki detayları dikkatle dinlemeyecektir.
“Hız ve haz çağı” olarak tanımlanan günümüzde hikayelere belki de eskisinden daha çok ihtiyacımız var. Hızlanan yaşantılarımızda her birimiz bir konuşma uzadığında “Bana hikaye anlatma, sadede gel” deme eğilimindeyiz. Biraz yavaşlamak, her şeyin sonuçtan ibaret olmadığını, sonuca giden yoldaki güzelliklerin de önemli olduğunu idrak etmek zorundayız. Ve unutmamak gerekir;
Ne söylediğinden ziyade onu nasıl söylediğin önemlidir.
Sizler de bu konuya katkı koymak isterseniz veya farklı geri bildirimleriniz olursa sosyal medya hesaplarım üzerinden ya da [email protected] mail adresimden benimle iletişime geçebilirsiniz. Yazıyı beğendiyseniz “Alkışla” butonuna birkaç kez tıklamayı lütfen unutmayın.
Diğer yazılarıma da göz atabilirsiniz;
