avatarUluc Aydemir

Free AI web copilot to create summaries, insights and extended knowledge, download it at here

2445

Abstract

e Lancet</b> dergisinde yayınlanan bir makale okudu. Kısa süre içerisinde tüm dünyayı etkisi altına alacak ve global salgına evrilecek yeni koronavirüsün bu olduğuna karar verdi. Aynı ay içerisinde çalışmalara başladı.</p><p id="36d6"><b>BioNTech</b> firması tüm çalışanlarının izinlerini iptal etti ve adını <i>“Işık Hızı”</i> koyduğu yeni aşı projesine başladı. Bu sırada — Amerikan Başkanı dahil — dünyanın geri kalanıysa; haberlerde adını yeni yeni duymaya başladığı virüsle, Çinlilerin yarasa yemesi odağında dalga geçecek kadar ilgilendi.</p><p id="e3b2">Uğur Şahin’in kendisi de yunan göçmeni olan Pfizer CEO’su Albert Bourla yakın ilişkisi bulunuyordu. Hâlihazırda grip aşısı üzerine ortak çalışma yürüten iki firma, CEO’ların göçmen geçmişlerinden gelen yakınlığın da katkısıyla yeni koronavirüse karşı beraber aşı geliştirme konusunda hızlıca karar aldılar.</p><figure id="4984"><img src="https://cdn-images-1.readmedium.com/v2/resize:fit:800/1*xKUllhc_wca_pCC6X79gxg.jpeg"><figcaption>Uğur Şahin (En Sağda) Ailesiyle Almanya’daki Evinde</figcaption></figure><p id="478d" type="7">“Ben Türk, Albert ise Yunan göçmeniydi. Başlangıçtan itibaren bu konu bizim için kişisel oldu.” — Uğur Şahin</p><p id="c35d">Koronavirüs için aşıyı bulmadan önce BioNTech zaten ivme kazanmaya başlamıştı.</p><p id="672b">Birden fazla girişim sermayesinden yüz milyonlarca dolar doğrudan yatırım aldılar. 1800 kişi istihdam ettiler.</p><p id="0d25">Son olarak Bill & Melinda Gates Vakfı, HIV (AIDS) tedavi çalışmalarında kullanmaları için 55 milyon dolar bağışladı.</p><p id="2f8c">Geçtiğimiz sene hisse senetlerini borsada satışa çıkaran <b><i>(IPO)</i></b> BioNTech firması son haftalarda yaşanan gelişmelerle şirket değerlemesini 21 milyar dolar seviyesinin üstüne çıkardı. Böylece Özlem Türeci ve Uğur Şahin çifti en zengin 50 Türk ve en zengin 100 Alman isim arasına adlarını yazdırdılar.</p><h2 id="65f5">Tüm Bunlar Göçmenler İçin Ne İfade Ediyor?</h2><p id="f43b">Türk çiftin başarısı birçok otorite tarafından dünya genelindeki göçmenler için son yıllarda yaşanan en olumlu gelişme olarak değerlendirildi.</p><p id="98b9">Göçmen hakları uğruna milyonlarca — belki de milyarlarca — dolar değerinde reklamlar yapılsa BioNTech ve Türeci-Şahin çiftinin başarısı kadar büyük bir etki yaratılamayacağı konuşuldu.</p><p id="fbed">Amerika’da Trump’ın 2016 yılı seçimlerini kazanması ve Avrupa genelinde kafatası fetişisti olan aşırı sağcı partilerin oyl

Options

arını ikiye katlamasıyla son yılları acı ve hüsranla geçiren göçmenlerin yüzü bu iki türk göçmen sayesinde bir nebze güldü.</p><p id="a104">Çünkü bu başarı sadece Özlem ve Uğur’un değil tüm göçmenlerin başarısı olarak algılandı.</p><p id="38ec">Doğup büyüdükleri, alıştıkları yerleri, ailelerini, akrabalarını ve arkadaşlarını terk ederek daha iyi bir gelecek uğruna <b><i>“konfor alanından”</i></b> vazgeçenlerin gittikleri ülkelerden, sadece almaya değil vermeye de geldiklerini tekrar herkese hatırlattılar.</p><p id="8f2b">Kimse severek isteyerek vatanını, doğup büyüdüğü toprakları terk etmez.</p><p id="fb70">Amerika’nın en büyük, en başarılı, en çok istihdam, en fazla ekonomik değer yaratan şirketlerinin neredeyse tamamı ya bir göçmen tarafından ya da birinci kuşak olarak adlandırılan bir göçmenin Amerika doğumlu çocukları tarafından kurulmuştur.</p><p id="3832">Yani Amerika’yı çok sevdiklerini iddia eden <i>“vatanseverlerin”</i> Ford markalı kamyonetleriyle Walmart’a giderek, yarı otomatik tüfek almaktan öteye geçmeyen <b>MAGA</b> (Make America Great Again) güdümlü katkılarından katbekat fazlasını — hain oldukları iddia edilen — göçmenler, yarattıkları istihdamla, ekonomik değerlerle yapmışlardır.</p><p id="0063">Peki bunca zalimliğe maruz kalmalarına rağmen koca ulusları, <b>Atlas </b>misali sırtlarında taşıyan göçmenler neden asla vazgeçmezler ve bu derece başarılı olurlar?</p><p id="f726">Çünkü hayata 1–0 değil 5–0 geride başlarlar.</p><p id="3cf5">Birçoğumuz için doğal olan, umursanmayan, <i>“basit”</i> şeyleri elde etmek için ciddi mücadele vermeleri gerekir.</p><p id="411a">Hayatın acımasızlığıyla çok erken tanışırlar.</p><p id="78f1">Dünya’nın toz pembe bir yer olmadığını öğrenmek için 30 yaşına gelmeyi beklemezler.</p><p id="f095">İstediklerini elde etmek için çok çalışmaları gerektiğini bilirler.</p><p id="4ad0">Vazgeçmeyi ise bilmezler. Çünkü vazgeçmek çoğu zaman yok olmak — ölmek — anlamına gelir.</p><p id="dd1a">Bundan belki de 100 sene sonra dünyanın sonunu getirecek başka bir felaketin çaresini bugün Suriye’deki savaştan kaçmak zorunda kalan göçmen bir bebeğin çocuğu bulacaktı.</p><p id="f600">Ama biz bunu asla öğrenemeyeceğiz.</p><p id="966d">Çünkü o bebek Ege’de öldü!</p><p id="ef19">Ufacık bedeninden sıyrılan ruhuysa melek oldu.</p><p id="5937">Hayal dünyamızda çizdiğimiz sınırlar uğruna daha kaç bebeğin ölmesine izin vereceğimizi görmek için göklerden bizi izliyor.</p></article></body>

Göçmenlerin Son Gurur Kaynağı

Özlem Türeci ve Uğur Şahin

Uğur Şahin, annesi ve babasıyla Köln’deki Evlerinde

Uğur Şahin, 29 Eylül 1965'te İskenderun’da dünyaya geldi. 4 yaşında ailesiyle Almanya’nın Köln şehrine göç etti. Babası Ford fabrikasında işçi, annesi ev hanımıydı.

Özlem Türeci, 1967 yılında Almanya’nın kuzeybatısında yer alan Lower Saxony eyaletinde dünyaya geldi. Babası İstanbul’dan Almanya’ya göç eden bir doktordu.

Özlem Türeci ile Uğur Şahin Saarland Üniversite’nde çalışırken birbirleriyle tanıştılar. 2002 yılında evlenmeye karar verdiler. Düğün günü, seremoni sonrası beraber laboratuvara dönüp çalışmaya devam ettiler.

Türk çiftin evlenmeden önce 2001 yılında birlikte kurdukları Ganymed isimli ilk biotech girişimleri, sağlıklı hücrelere zarar vermeden kanserli hücreleri yok eden tedavileriyle 2016 yılında Japon ilaç firması Astellas tarafından 1.4 milyar dolara satın alındı.

Bundan 2 sene önce 2018 yılındaysa Berlin’de salgın hastalıklarla mücadele konulu bir konferansta konuşmacı olarak sahneye çıkan Uğur Şahin cesur yorumlarda bulundu.

Şirketi BioNTech’in — geliştirdiği mRNA teknolojisiyle — önümüzdeki yıllarda ortaya çıkabilecek global bir salgını çok kısa sürede durdurabilecek aşıyı üretmeye haiz olduğunu belirtti.

O tarihlerde Avrupa genelinde sadece biotech startup dünyası tarafından tanınan bu küçük firmanın kurucusunun sözleri pek de ciddiye alınmadı.

2020 Kasım ayının sonlarına geldiğimizde BioNTech firması, yeni koronavirüse karşı %90 etkili aşıyı Pfizer ile birlikte geliştirdiğini duyurdu.

Tüm dünyayı kasıp kavuran, Aralık 2020 itibariyle 1.5 milyondan fazla insanın vefat etmesine sebep olan bu tehlikeli virüse karşı Uğur Şahin, Berlin’deki konferansta verdiği sözü tuttu ve 8 ay gibi inanılması güç bir sürede en etkili aşıyı geliştirmeyi başardı.

Peki Nasıl?

Uğur Şahin, Ocak ayının başında Çin’de inanılmaz hızlı şekilde yayılan virüse dair The Lancet dergisinde yayınlanan bir makale okudu. Kısa süre içerisinde tüm dünyayı etkisi altına alacak ve global salgına evrilecek yeni koronavirüsün bu olduğuna karar verdi. Aynı ay içerisinde çalışmalara başladı.

BioNTech firması tüm çalışanlarının izinlerini iptal etti ve adını “Işık Hızı” koyduğu yeni aşı projesine başladı. Bu sırada — Amerikan Başkanı dahil — dünyanın geri kalanıysa; haberlerde adını yeni yeni duymaya başladığı virüsle, Çinlilerin yarasa yemesi odağında dalga geçecek kadar ilgilendi.

Uğur Şahin’in kendisi de yunan göçmeni olan Pfizer CEO’su Albert Bourla yakın ilişkisi bulunuyordu. Hâlihazırda grip aşısı üzerine ortak çalışma yürüten iki firma, CEO’ların göçmen geçmişlerinden gelen yakınlığın da katkısıyla yeni koronavirüse karşı beraber aşı geliştirme konusunda hızlıca karar aldılar.

Uğur Şahin (En Sağda) Ailesiyle Almanya’daki Evinde

“Ben Türk, Albert ise Yunan göçmeniydi. Başlangıçtan itibaren bu konu bizim için kişisel oldu.” — Uğur Şahin

Koronavirüs için aşıyı bulmadan önce BioNTech zaten ivme kazanmaya başlamıştı.

Birden fazla girişim sermayesinden yüz milyonlarca dolar doğrudan yatırım aldılar. 1800 kişi istihdam ettiler.

Son olarak Bill & Melinda Gates Vakfı, HIV (AIDS) tedavi çalışmalarında kullanmaları için 55 milyon dolar bağışladı.

Geçtiğimiz sene hisse senetlerini borsada satışa çıkaran (IPO) BioNTech firması son haftalarda yaşanan gelişmelerle şirket değerlemesini 21 milyar dolar seviyesinin üstüne çıkardı. Böylece Özlem Türeci ve Uğur Şahin çifti en zengin 50 Türk ve en zengin 100 Alman isim arasına adlarını yazdırdılar.

Tüm Bunlar Göçmenler İçin Ne İfade Ediyor?

Türk çiftin başarısı birçok otorite tarafından dünya genelindeki göçmenler için son yıllarda yaşanan en olumlu gelişme olarak değerlendirildi.

Göçmen hakları uğruna milyonlarca — belki de milyarlarca — dolar değerinde reklamlar yapılsa BioNTech ve Türeci-Şahin çiftinin başarısı kadar büyük bir etki yaratılamayacağı konuşuldu.

Amerika’da Trump’ın 2016 yılı seçimlerini kazanması ve Avrupa genelinde kafatası fetişisti olan aşırı sağcı partilerin oylarını ikiye katlamasıyla son yılları acı ve hüsranla geçiren göçmenlerin yüzü bu iki türk göçmen sayesinde bir nebze güldü.

Çünkü bu başarı sadece Özlem ve Uğur’un değil tüm göçmenlerin başarısı olarak algılandı.

Doğup büyüdükleri, alıştıkları yerleri, ailelerini, akrabalarını ve arkadaşlarını terk ederek daha iyi bir gelecek uğruna “konfor alanından” vazgeçenlerin gittikleri ülkelerden, sadece almaya değil vermeye de geldiklerini tekrar herkese hatırlattılar.

Kimse severek isteyerek vatanını, doğup büyüdüğü toprakları terk etmez.

Amerika’nın en büyük, en başarılı, en çok istihdam, en fazla ekonomik değer yaratan şirketlerinin neredeyse tamamı ya bir göçmen tarafından ya da birinci kuşak olarak adlandırılan bir göçmenin Amerika doğumlu çocukları tarafından kurulmuştur.

Yani Amerika’yı çok sevdiklerini iddia eden “vatanseverlerin” Ford markalı kamyonetleriyle Walmart’a giderek, yarı otomatik tüfek almaktan öteye geçmeyen MAGA (Make America Great Again) güdümlü katkılarından katbekat fazlasını — hain oldukları iddia edilen — göçmenler, yarattıkları istihdamla, ekonomik değerlerle yapmışlardır.

Peki bunca zalimliğe maruz kalmalarına rağmen koca ulusları, Atlas misali sırtlarında taşıyan göçmenler neden asla vazgeçmezler ve bu derece başarılı olurlar?

Çünkü hayata 1–0 değil 5–0 geride başlarlar.

Birçoğumuz için doğal olan, umursanmayan, “basit” şeyleri elde etmek için ciddi mücadele vermeleri gerekir.

Hayatın acımasızlığıyla çok erken tanışırlar.

Dünya’nın toz pembe bir yer olmadığını öğrenmek için 30 yaşına gelmeyi beklemezler.

İstediklerini elde etmek için çok çalışmaları gerektiğini bilirler.

Vazgeçmeyi ise bilmezler. Çünkü vazgeçmek çoğu zaman yok olmak — ölmek — anlamına gelir.

Bundan belki de 100 sene sonra dünyanın sonunu getirecek başka bir felaketin çaresini bugün Suriye’deki savaştan kaçmak zorunda kalan göçmen bir bebeğin çocuğu bulacaktı.

Ama biz bunu asla öğrenemeyeceğiz.

Çünkü o bebek Ege’de öldü!

Ufacık bedeninden sıyrılan ruhuysa melek oldu.

Hayal dünyamızda çizdiğimiz sınırlar uğruna daha kaç bebeğin ölmesine izin vereceğimizi görmek için göklerden bizi izliyor.

Özlem Türeci
Uğur Şahin
Türkçe
Biontech
Göçmen
Recommended from ReadMedium