64040d3dc5c07&type=text%2Fhtml&schema=youtube" allowfullscreen="" frameborder="0" height="480" width="640">
</div>
</div>
</figure></iframe></div></div></figure><p id="3474">Dönemin bir diğer önemli özelliği de, %107 kuralının devreye girmiş olması. Bu kural izleyicileri, 70 ve 80'li yıllarda bolca izlediğimiz saçma sapan sürücülerden ve fazlasıyla yavaş araçlardan kurtardı.</p><h2 id="098d">2003–2005:</h2><p id="b044">Bu yıllarda, iki seanslı ve tek kurşunlu bir formata geçildi. Buna göre, ilk seans sıralama turlarının sıralamasını (daha doğrusu piste çıkış sıralamasını) belirlerken, ikinci seansta sürücüler yarışta kullanacakları yakıt yüküyle piste çıkarak grid pozisyonları için savaşıyordu.</p><p id="3b41">2005'te, ufak bir değişiklik denenerek iki seanstaki sürelerin toplamı alındı, ancak karmaşıklığı sebebiyle rafa kaldırıldı.</p><figure id="4a62"><img src="https://cdn-images-1.readmedium.com/v2/resize:fit:800/1*050yBGhNQ6RUgGwNbuhu4A.jpeg"><figcaption>Michael Schumacher breaks Senna’s pole record — 2006 San Marino Grand Prix</figcaption></figure><h2 id="1385">2006–2009:</h2><p id="2196">Günümüzdeki sisteme benzer bir eliminasyon sistemi getirildi, ve kısa seanslarla grid parça parça şekillenmeye başladı. İlk uygulanmaya başlandığında, son mini-seansın ardından atılan tur kadar yakıt ekleme gibi bir kural vardı. Dolayısıyla bütün takımlar 15 dakika boyunca dönüp durarak, seans sonuna en hafif depoyla çıkmayı hedefliyordu.</p><p id="ccc5">2008'de, yakıt ekleme kuralı kaldırıldı ve boş boş atılan turlar sona erdi.</p><p id="7628">Genel olarak eğlenceli bir formattı, zira ilk dakikalarda önde bir pist üstü pozisyon alıp, daha fazla tur atabilmek için birbiriyle mücadeleye girişen araçlar mini yarışlar sergilediler.</p><h2 id="e71c">2010-Günümüz:</h2><p id="e628">Üç seanslı format korundu, ancak yakıt ikmali yasaklanınca, yakıt yükü üzerinden yapılan strateji savaşları son buldu. Böylece, boş depoyla atılan sıralama turları daha zorlayıcı bir hale büründü.</p><p id="953a">2014'ten itibaren, bir sezonda en çok pol pozisyonu kazanan isme FIA Pole Trophy ödülü veriliyor. Bugüne kadar, Lewis Hamilton 5, Nico Rosberg ve Charles Leclerc birer kez bu ödülü kazandı.</p><h1 id="70dd">Realizm</h1><figure id="c268"><img src="https://cdn-images-1.readmedium.com/v2/resize:fit:800/1*HaUjPYmfEUrFvGTpSaDLCw.jpeg"><figcaption></figcaption></figure><h2 id="f207">AWS Analizi</h2><p id="240a">1–2 ay önce, Formula 1 Data ekibi, Amazon Web Services (AWS) ortaklığıyla bir yıldır üzerinde çalıştıkları bir analizi yayınladı. Senna, Schumacher ve Hamilton’ın ilk 3'te olduğu “en hızlı pilotlar” sıralamasında asıl dikkat çekici olan ise, Heikki Kovalainen ve Jarno Trulli gibi G.O.A.T tartışmasından fazlasıyla uzak iki ismin listede sekiz ve dokuzuncu sıralarda kendilerine yer bulabilmiş olmasıydı.</p><p id="29f8">Sadece sıralama turları verilerini inceleyen çalışmanın yaklaşımını biliyoruz. 1982'den beri düzenlenen bütün sıralama seansları dahil edilirken, takım arkadaşlığı yapmış isimler üzerinden bir network kurulmuş. Böylece griddeki tüm isimler arasında ikinci, üçüncü, hatta daha ileri derecedeki ilişkiler üzerinden şekillenen genel bir sıralama elde edilmiş.</p><p id="ca55">Geliştirilen model ve kullanılan metodları anlamak ise oldukça zor. Göze ilk çarpan detay, bunun bir “graph problem” olarak ele alınmış olması. Lakin bu analizde zamanın modellemesi yapılmış mı, orası net değil. Zira, yıllar geçtikçe artan tecrübeye karşılık azalan refleks yetileri bazı durumlarda belirli pilotları adil olmayacak şekilde öne çıkarıyor, ya da bir kısmını geri plana atıyor olabilir.</p><p id="01bc">Bir örnek üzerinden ele alalım.</p><p id="461f">Hamilton, farklı dönemlerde Alonso ve Rosberg’le takım arkadaşlığı yaptığı için, bu üç ismi kıyaslayabiliyoruz. Schumacher’in de ikinci döneminde Rosberg’e net bir şekilde kaybettiğini düşünürsek, onun listede daha alt sıralarda bulunması beklenebilirdi. Fakat bu durum, 41 yaşında emeklilikten dönen biri adına yanıltıcı olurdu. Görünen o ki, bu örnekte yukarıda bahsettiğimiz durum yaşanmış, ve analiz yapılırken modellemedeki eksiklik elle düzeltilmiş. Veri analizcilerin, kendi ön bilgilerini geliştirilen modele yansıtmaları oldukça popüler ve bilimsel olarak geçerli bir metod, fakat bunun el yordamıyla yapılması, model üzerine adil olmayan ekstra varsayımlar yükleme olasılığı barındırıyor.</p><figure id="71f1"><img src="https://cdn-images-1.readmedium.com/v2/resize:fit:800/1*VM2e-Iw1D0TU_EXyOAcuLw.jpeg"><figcaption>Michael Schumacher, 2012 Brazilian Grand Prix</figcaption></figure><p id="246a">Öte yandan, çalışma yalnızca sıralama seanslarını kapsıyor, ve pol pozisyonu almanın şampiyonada tek bir puanlık getirisi dahi yok. Ayrıca, analiz sadece 82'den itibaren yapılan seansları kapsadığı için, bütün dönemleri göstermediğini de unutmamak gerekir.</p><p id="c2f7">Bir diğer soru işareti ise, sürücülerin form durumları, bulundukları araca olan uyumları, çalıştıkları yarış mühendisi gibi performanslarını etkileyen etmenlerin ne ölçüde ve şekilde denkleme dahil edildiği.</p><p id="57f3">Daha net değerlendirebilmek adına, bir de Jarno Trulli örneğini ele alalım.</p><p id="5a29">“Jarno” isimli bir şarap markasının da sahibi olan İtalyan sürücü, kariyeri boyunca Alonso, Frentzen, R. Schumacher, ve Button da dahil olmak üzere önemli isimlerle takım arkadaşı oldu, ve sıralama hızında bu isimlerin tamamına üstünlük kurdu <i>(sırasıyla 16–15, 11–6, 37–16 ve 12–5 şeklinde)</i>.</p><figure id="1973"><img src="https://cdn-images-1.readmedium.com/v2/resize:fit:800/1*giE_zcUEeXBp_OhB9uFVEA.jpeg"><figcaption>Trulli Train, 2001 Canadian Grand Prix</figcaption></figure><p id="b403">Siz muhtemelen, <b>Trulli Treni</b> olarak F1 lugatına giren terimi bugüne kadar olumsuz bir repütasyon olarak düşündünüz. Fakat işin aslı biraz farklı.</p><p id="24ba">Trulli’nin gerçekten de başarılı bir sıralama performansı olduğu açık, bu yüzden de aracın hak ettiğinden daha iyi performanslarla önden başlayıp, arkasındaki isimleri tutarak Pazar günlerini mahvettiğini söyleyebiliriz.</p><p id="f72c">Bilemediğimiz kısım ise, onun sıralama turlarına nasıl bir yakıt yüküyle çıktığı. O dönemki format nedeniyle, kesin bir sonuca varmak pek kolay değil.</p><p id="e0b1">Yine Kovalainen’in başarısında da, Trulli’yle aynı takımda yarıştığı dönem etkili olmuş gibi duruyor. 2010 ve 11 yıllarında takım arkadaşına 23–14'lük bir üstünlük kurmuştu.</p><p id="1842">Nihayetinde, analiz tek başına en iyiyi veya en hızlıyı belirlemek konusunda yetersiz kalıyor, bize göre.</p><h2 id="b6e1">F1Metrics</h2><p id="bf5c">Konuyla ilgili çok daha kapsamlı bir analiz <a href="https://f1metrics.wordpress.com/2019/11/22/the-f1metrics-top-100/">F1Metrics</a> tarafından yapıldı. 2014'te ilk versiyonu çalışıldıktan sonra, 5 yıl boyunca birçok veri eklenerek ve yeni parametreler dahil edilerek, 2019'da güncel sonuçlar yayınlandı.</p><p id="f4b1">Buna göre, <b>Objektif İstatistiksel Model</b> kullanılarak, pilot performanslarını araç performansından ve diğer önemli faktörlerden izole edecek bir yaklaşım geliştirilmiş. Böylece, her sürücü için sezon bazında Ppr (points per race) denilen bir ortalama skor ortaya çıkarılmış.</p><p id="7044">1950–2019 Japonya arasındaki bütün yarışlara aynı puan formatıyla uygulanan ve sigmoid denilen bir fonksiyonla oluşturulan bu modelin, 6 temel parametresi var:</p><ul><li>Sürücü performansı</li><li>Takım (araç) performansı</li><li>Müşteri aracı statüsü (1950–80 arası)</li><li>Sezona dair veriler</li><li>Yaş</li><li>Tecrübe.</li></ul><p id="ad49">Diğer yanda, sürücülerin kaza ve sürücü hataları da hesaplamaya dahil edilirken, mekanik arıza gibi teknik sebeplerle bitiremediği yarışlar hariç tutulmuş.</p><figure id="44b9"><img src="https://cdn-images-1.readmedium.com/v2/resize:fit:800/1*nH4wTaaJjS3S37D-REgiJg.jpeg"><figcaption>Fernando Alonso, 2018 Azerbaijani Grand Prix</figcaption></figure><p id="649e">Ancak, yarış
Options
dışı bırakmayan mekanik sorunlarla ilgili bir girdi yok. Bu açıdan, 91 Brezilya’daki Senna, 94 İspanya’daki Schumacher, 12 Brezilya’daki Vettel, 18 Azerbaycan’daki Alonso, veya 19 Bahreyn’deki Leclerc performansları yok sayılmış.</p><p id="6216">Sürücü ve sezon bazında oluşan Ppr skorlarının sonucunda, her sürücünün en başarılı olduğu 3 üst üste yıla bakılarak, zirve performanslarının esas alındığı bir sıralama oluşturulmuş. Mesela, <b>Sebastian Vettel</b>’in skoru için, zirve performansını sergilediği 2015–17 aralığı söz konusu. Haliyle, kendisinin 2018 Almanya’dan beri düşüşe geçen formunun çalışmada bir önemi yok. Bu açıdan, kariyer boyu süregelen istikrarın ödüllendirilmediğini de söyleyebiliriz.</p><p id="7693">İstikrar demişken, farklı serilerde başarılar elde eden isimler de var F1 tarihinde. <b>Graham Hill</b>, farklı serilerdeki en prestijli 3 yarışı (F1 Monaco Grand Prix, WEC Le Mans 24H, IndyCar 500) birden kazanan tek isimken, <b>John Surtees</b> hem 4 tekerlek, hem de 2 tekerlekte en repütasyonlu serilerde şampiyon oldu. Haliyle, bunun gibi durumlar da denklem dışında kalıyor.</p><p id="e566">Sonuçta ortaya çıkan, <b>F1 tarihinin en iyileri</b> sıralaması şu şekilde:</p><ol><li>Michael Schumacher (8.91 ppr, 2000–2002)</li></ol><figure id="bcb3"><img src="https://cdn-images-1.readmedium.com/v2/resize:fit:800/1*BLqgL1Uz6OHcTbRbgR1dOQ.jpeg"><figcaption>Michael Schumacher</figcaption></figure><p id="5c24">2. Jackie Stewart (8.85 ppr, 1969–1971)</p><p id="2abe">3. Fernando Alonso (8.80 ppr, 2012–2014)</p><p id="d2fc">4. Juan Manuel Fangio (8.67 ppr, 1953–1955)</p><p id="7106">5. Alberto Ascari (8.66 ppr, 1950–1952)</p><p id="4072">6. Jim Clark (8.58 ppr, 1962–1964)</p><figure id="6a05"><img src="https://cdn-images-1.readmedium.com/v2/resize:fit:800/1*CKXphHrQ_5y07NZFOy5-Mw.jpeg"><figcaption>Lewis Hamilton</figcaption></figure><p id="4eb2">7. Lewis Hamilton (8.48 ppr, 2017–2019)</p><p id="1947">8. Sebastian Vettel (8.38 ppr, 2015–2017)</p><p id="5203">9. Max Verstappen (8.10 ppr, 2017–2019)</p><p id="c7bf">10. Stirling Moss (7.96 ppr, 1959–1961)</p><p id="d484">11. Jenson Button (7.95 ppr, 2011–2013)</p><p id="64b1">12. Niki Lauda (7.84 ppr, 1976–1978)</p><figure id="7668"><img src="https://cdn-images-1.readmedium.com/v2/resize:fit:800/1*Gd7GUaF2P2dTjXgHQyAHlw.jpeg"><figcaption>Niki Lauda</figcaption></figure><p id="c227">13. Carlos Sainz Jr. (7.84 ppr, 2017–2019)</p><p id="0103">14. Sergio Pérez (7.81 ppr, 2016–2018)</p><p id="668d">15. Daniel Ricciardo (7.76 ppr, 2017–2019)</p><p id="772f">16. Kimi Räikkönen (7.71 ppr, 2004–2006)</p><p id="f71e">17. Nico Hülkenberg (7.68 ppr, 2017–2019)</p><p id="ab05">18. Nico Rosberg (7.64 ppr, 2013–2015)</p><figure id="86d2"><img src="https://cdn-images-1.readmedium.com/v2/resize:fit:800/1*9z-Vev7CjM6WSawxzHNliw.jpeg"><figcaption>Alain Prost & Ayrton Senna</figcaption></figure><p id="1fc9">20. Alain Prost (7.35 ppr, 1984–1986)</p><p id="1e2d">21. Ayrton Senna (7.29 ppr, 1989–1991)</p><p id="80b0">23. Robert Kubica (7.19 ppr, 2008–2010)</p><p id="98ac">25. Rubens Barrichello (7.08 ppr, 2007–2009)</p><p id="7161">26. Felipe Massa (7.04 ppr, 2008–2010)</p><p id="ce93">28. Valtteri Bottas (6.92 ppr, 2015–2017)</p><figure id="728d"><img src="https://cdn-images-1.readmedium.com/v2/resize:fit:800/1*9zkSH9bvVbJg0uSiPIwxuQ.jpeg"><figcaption>James Hunt</figcaption></figure><p id="2300">29. James Hunt (6.87 ppr, 1975–1977)</p><p id="9054">32. Emerson Fittipaldi (6.73 ppr, 1974–1976)</p><p id="a000">36. Nelson Piquet (6.56 ppr, 1982–1984)</p><p id="5482">37. Jacques Villeneuve (6.55 ppr, 2000–2002)</p><p id="8f66">38. Jarno Trulli (6.52 ppr, 2002–2004)</p><p id="58da">39. Giuseppe Farina (6.51 ppr, 1950–1952)</p><p id="7888">40. Keke Rosberg (6.51 ppr, 1983–1985)</p><p id="9069">41. Juan Pablo Montoya (6.50 ppr, 2002–2004)</p><p id="0f88">45. Mika Häkkinen (6.48 ppr, 1998–2000)</p><p id="6f58">48. Nigel Mansell (6.42 ppr, 1989–1991)</p><p id="0e39">49. Graham Hill (6.40 ppr, 1964–1966)</p><p id="1f47">58. Mario Andretti (6.11 ppr, 1977–1979)</p><p id="d91a">62. Bruce McLaren (6.04 ppr, 1963–1965)</p><p id="2287">68. Damon Hill (5.87 ppr, 1994–1996)</p><p id="e39d">73. Jack Brabham (5.76 ppr, 1959–1961)</p><p id="8aae">74. Mike Hawthorn (5.71 ppr, 1952–1954)</p><p id="a2d9">78. Gilles Villeneuve (5.55 ppr, 1979–1981)</p><p id="88cb">79. Pastor Maldonado (5.54 ppr, 2013–2015)</p><p id="ffd3">86. John Surtees (5.42 ppr, 1966–1968)</p><h2 id="83f1">Yorum</h2><p id="7a6a">İlk 100 sıralamasında, 2000'lerden sonra yarışan çok fazla isim var. Bunun ana sebebi, -yazının girizgahında da değindiğimiz gibi- bugünkü sürücülerin sahip olduğu ekstra imkanlar. Max Verstappen’in ilk yarışına çıktığı ve o güne kadar da birçok karting, alt seri ve simülatör deneyimi kazandığı 16 yaş seviyesinde, Fangio, Clark ve Stewart amatör yarışlara bile başlamamış olabilir.</p><p id="55b0">Zaten, Formula 1 zaman eğrisi ilerledikçe, sürücülerin spora başlama yaşlarının düştüğü ve 90'lardan itibaren gridin yetenek seviyesinin yukarılara çıktığı gözlemlenmiş:</p><figure id="ed2f"><img src="https://cdn-images-1.readmedium.com/v2/resize:fit:800/1*_mtOTDp4H-czWrNGTFiyEw.png"><figcaption>Şampiyonaya başlama yaşı</figcaption></figure><figure id="acfe"><img src="https://cdn-images-1.readmedium.com/v2/resize:fit:800/1*2hE1AyJMv8F6UmkixwMynQ.png"><figcaption>Performans/yetenek dağılımı</figcaption></figure><p id="7360">Sıralamada itiraz edilecek yegane kısım, Senna, Prost, Mansell ve Piquet’den oluşan 80 jenerasyonunun çok gerilerde kalmış olması. Bu konuya getirilen açıklama pek yeterli olmasa da, o dönemki pilotların 90'lı yıllardaki takım arkadaşları karşısında nispeten düşük performanslar göstermiş olması şeklinde. Modelin 70 yıllık kapsamı birbirine zincir gibi bağlı olduğu için, böyle bir sonuç ortaya çıkmış.</p><figure id="5925"><img src="https://cdn-images-1.readmedium.com/v2/resize:fit:800/1*NxGDZq2eNEbpZXsPtFF6Xg.png"><figcaption></figcaption></figure><p id="2189">Çalışma yalnızca en iyi 3 yıla bakıyor, ve bu açıdan kariyer boyu süregelen performansı da farklı bir şekilde değerlendirmek gerekir. Nihayetinde varılan en özet tablo, her bir sezon sürücüler tamamen eşit araçlarla ve eşit şartlarda yarışsaydı, kim ne kadar şampiyonluk kazanırdı sorusunun cevabı niteliğinde. Schumacher, Alonso, ve Fangio’nun 69 yılın 29'unu domine ettiğini görüyoruz.</p><p id="df61">Eğer tarih adil bir şekilde zuhur etseydi, sadece 21 ismin olduğu bir şampiyonlar mazisi görebilirdik, ki bunların 6'sı gerçek dünyada ünvanı olmayan isimlerden oluşuyor.</p><p id="7e14">Diğer taraftan, bugün şampiyonluğu olan 33 isimden 18'i, aslında tek bir sezonda bile en iyi performansı sergilememiş. Bunlar arasında Jack Brabham, Kimi Raikkonen, Mika Hakkinen, Keke Rosberg, Nelson Piquet, Graham Hill, James Hunt gibi isimler de var.</p><p id="40f8">Elbette, tüm bunlar sadece birer varsayım. İzleyebildiğimiz ve izleyemediğimiz her şampiyonun kıymetini bilmek ve zevkini çıkarmak da seçeneklerimiz arasında. Bunu yapmaya çalıştığımız ikinci kısımda, daha romantik bir derlemeyle sporun önemli isimlerinden bahsedeceğiz.</p><p id="3e26">…</p><h2 id="5cbb">Okura Not</h2><p id="6e44"><i>Değerli okur, bu yazıyı beğendiyseniz, Facebook Login ile saniyeler içinde Medium’a üye olup clap atarak çalışmalarıma destek olabilirsiniz.</i></p><p id="28a8"><i>Ayrıca, kısa süre önce <b>Formula 1 </b>ve <b>Motorsporları </b>konusunda kaliteli yazılar okumak ve hatta yazmak isteyen herkesin katkıda bulunabileceği bir <b>Publication </b>açtım. Sayfayı veya beni takip edebilir, yazar olmak isterseniz <a href="https://twitter.com/talharslan22">Twitter</a>’dan ulaşabilirsiniz.</i></p><p id="e4b8"><a href="https://twitter.com/talharslan22">https://twitter.com/talharslan22</a></p><p id="a582"><a href="https://talha-arslan.medium.com/">https://talha-arslan.medium.com/</a></p><p id="5914"><a href="https://medium.com/formula-1-tr">https://medium.com/formula-1-tr</a></p></article></body>
Formula 1'de G.O.A.T Tartışması
71 yıllık yapıtın en iyisi kim, ve buna cevap verebilecek kadar ukala olmalı mıyız?
“Formula 1'de her yıl, 25 isim sezona başlar ve ikisi hayatını kaybeder. Ne biçim insanlar böyle bir işi yapar ki?
Normal olmadıkları kesin. İsyankarlar, çılgınlar, hayalperestler. Bir iz bırakmaya muhtaç, ve denerken de ölmeye hazır olanlar.”
— Niki Lauda
92 yılında, Muhammed Ali’nin varlıklarını yönetebilmek adına, eşi Lonnie bir şirket kuruyor. Bu şirketin ismini, Ali’nin imzalı söylemi olan “I am the greatest!”tan esinlenerek “Greatest of All Time, Inc.” şeklinde belirleyince, “G.O.A.T.” kelimesi lügata ilk kez dahil oluyor.
Bu kavram zamanla, hemen her olimpik spor dalında ısrarlı ve anlamsız bir en iyiyi seçme tartışmasına evrildi. Genellikle de, insanlar sporu izlemeye başladıkları dönemdeki isimleri ön plana çıkarma eğilimindeler.
İşin özü, yıllar geçtikçe antrenman metodları, beslenme şekilleri, mental gelişim süreçleri, psikolojik destek ve medya iletişimi gibi konulardaki profesyonel ilerlemeleri göz önüne aldığımızda, Tyson’ın Ali’ye, LeBron’ın Jordan’a, Messi’nin Maradona’ya, ve Federer’in Becker’a eşit şartlarda üstünlük kurması çok muhtemel. Bu açıdan, “G.O.A.T.” kavramının bir anlam kazanabilmesi için, sporcuların bulundukları döneme bıraktıkları etki de ister istemez denklemin bir parçası. Sonuçta ortaya, ölçemeyeceğimiz parametrelerin bulunduğu, daha geniş ve değerlendirmesi zor bir terim çıkıyor.
Buna, Niki Lauda’nın tanımıyla “iz” de diyebiliriz.
“Sadece üç tane gerçek spor var: araba yarışları, boğa güreşi ve dağcılık. Geriye kalanlar ancak birer oyundan ibaret.”
― Ernest Hemingway
Formula 1 gibi bir spor dalında ise, dinamikler biraz farklı. Eski zamanlarda yaşanan ölümler beklendik olma derecesinde doğal karşılanıyordu. O günlerde hayatını riske eden isimlerle, günümüz güvenlik standartlarında yarışan sporcuları kıyaslamak, pek de adil sayılmaz.
Ayrton Senna, 1991 Brazilian Grand Prix
Belki, bugünün araçlarını sürmek önemli bir mental efor gerektiriyor, fakat eski araçların kontrolünün fiziksel anlamda çok daha zorlayıcı olduğu da bir gerçek. Ayrton Senna, 91 Brezilya Grand Prix’sini 6. viteste takılı kalıp kazandığında, galibiyet kupasını kaldırırken nasıl zorlanmıştı, hatırlayın.
Bu dönemler arası kıyaslamaya, Formula 1'in ikonik yüzü Bernie Ecclestone da, Schumacher ve Hamilton hakkındaki yorumlarıyla dahil oldu.
“Michael Schumacher, tek başına yarışıyordu. Lewis’in döneminde ise, Tanrı bilir kaç kişi lastik basıncından, hangi virajda ne kadar kaybettiğinden bahsediyor. Bu konuda Alain Prost’a saygı duyardım. Yarışta her şeyi kendisi hallederdi.
Lewis açısından yanlış bir şey yok, ama Schumacher’den daha mı iyiydi? Bunu kimse söyleyemez.”
F1'de, dönemsel şartları yok saydığımız sade bir bakış açısıyla bile, fiziksel, mental ve duygusal olarak muhteşem bir seviyede olmak, başarı için yeterli olmayabiliyor. Haliyle, aracınız kadar “iz” bırakabildiğiniz sporun 70 yıllık tarihinde, Fangio, Clark, Lauda, Senna, Prost, Schumacher, Hamilton gibi isimler öne çıksa da, otoritelerin hemfikir olduğu, baskın bir G.O.A.T adayından bahsedemiyoruz.
Cevap arayışının asla son bulmayacağı bu tartışmada, kapsamlı bir araştırma, saatlerce izlenen F1 arşivi ve okunan hikayelerle birlikte elimizdeki bulguları birleştirmeye karar verdik. İlk olarak bir zaman yolculuğuna çıkıp, sıralama turları tarihine nostaljik bir bakış atacağız. Bu temel üzerinden, yakın dostum Semih Akbayrak’la birlikte, birkaç ay önce Formula 1-AWS ortaklığında yapılan çalışmanın sonuçlarını irdeleyeceğiz. Devamında ise, F1Metrics tarafından yayınlanan, çok geniş ölçekli bir modeli inceleyeceğiz.
Jackie Stewart & Graham Hill, 1965
Ancak, spora romantik bir pencereden bakıyorsanız, eski Formula 1 logosu size bir şeyler ifade ediyorsa, bugünlerde yarışlara yerleştirilen sanal fan videolarını aptalca buluyorsanız -özetle, eski kafalıysanız- asıl seveceğiniz kısmı kısa bir süre sonra yayınlayacağız. Sporun tarihinde unutulmayacak izler bırakan isimlere, geniş bir bölüm ayrıldı.
Nostalji
Grid ve pol pozisyonu kavramlarının kökeni at yarışlarına dayanıyor, ve geçmişten günümüze en iç kulvardaki pozisyon 1. sıra olarak kabul ediliyor. Teorik olarak, bütün kulvarlar aynı uzunlukta olsa da, bugüne kadar 145 kez koşulan Kentucky Derby’sinde, en çok galibiyet 2. sıradan kalkan atlar ve jokeyleri tarafından alınmış.
Tazio Nuvolari & Achille Varzi, 1933 Monaco Grand Prix
Grand Prix yarışlarında ise, şampiyona düzenlenmeyen ve bağımsız yarışların koşulduğu 1950'den önceki dönemde, yarışa başlangıç sıraları kura çekimiyle belirleniyormuş. 1933 Monaco Grand Prix’sinde ilk kez denenen sıralama turları seansını, İtalyan sürücü Achille Varzi kazanarak ilk pol pozisyonunu elde ediyor. Bugatti T11'de yarışan Varzi, Ferrari’nin desteklediği Alfa Romeo’yu kullanan Tazio Nuvolari karşısında liderliği kaybetse de, yarışta gülmeyi başarıyor.
Formula 1 şampiyonasına start verildiğinde ise, sıralama turları kavramı da sporun rutinleri arasına kalıcı olarak giriyor.
1950–1995:
Formatta ufak değişimlerle birlikte, sıralama turlarına özel lastiklerin ve tek kullanımlık motorların hunharca tüketildiği ve saf hızın öne çıktığı uzun bir dönem yaşanmış. Bugünlerde tüm sezon boyunca 3 motor kullanıldığını düşünürsek, fazla cömert bir yaklaşım.
Formula 1 Qualifying, 1950–1995
İki farklı seansta atılan turlardan hızlı olanın esas alındığı sistemde, bir dönem aynı çizgideki araçlar yarışa aynı hizada başlıyorlardı. İlk viraja kadar olan kapışmaların nasıl bir heyecan bıraktığını hayal edebilirsiniz, özellikle de Monaco’da tren gibi geçilen Sainte Dévote’u düşününce.
1996–2002:
46 yıl kullanılan eski sistemin yerine, 1 saatlik tek seansta her sürücünün 12 tur hakkının olduğu sisteme geçiliyor. Ancak, pistin temizlenmesini ve kauçuk kaplamasını uzun dakikalar boyunca garajda bekleyen pilotlar yüzünden, format kalıcı olamıyor.
Aslında, bazı harika sıralama turu savaşlarına bu dönemde tanıklık ettik. 97 sezonunun son yarışında, Schumacher, Villeneuve ve Frentzen’in aynı bindelik dilimde attığı turlar ve Hakkinen ile Schumacher’in 2000 Japonya’daki çekişmesi bunlardan bazılarıydı.
Dönemin bir diğer önemli özelliği de, %107 kuralının devreye girmiş olması. Bu kural izleyicileri, 70 ve 80'li yıllarda bolca izlediğimiz saçma sapan sürücülerden ve fazlasıyla yavaş araçlardan kurtardı.
2003–2005:
Bu yıllarda, iki seanslı ve tek kurşunlu bir formata geçildi. Buna göre, ilk seans sıralama turlarının sıralamasını (daha doğrusu piste çıkış sıralamasını) belirlerken, ikinci seansta sürücüler yarışta kullanacakları yakıt yüküyle piste çıkarak grid pozisyonları için savaşıyordu.
2005'te, ufak bir değişiklik denenerek iki seanstaki sürelerin toplamı alındı, ancak karmaşıklığı sebebiyle rafa kaldırıldı.
Michael Schumacher breaks Senna’s pole record — 2006 San Marino Grand Prix
2006–2009:
Günümüzdeki sisteme benzer bir eliminasyon sistemi getirildi, ve kısa seanslarla grid parça parça şekillenmeye başladı. İlk uygulanmaya başlandığında, son mini-seansın ardından atılan tur kadar yakıt ekleme gibi bir kural vardı. Dolayısıyla bütün takımlar 15 dakika boyunca dönüp durarak, seans sonuna en hafif depoyla çıkmayı hedefliyordu.
2008'de, yakıt ekleme kuralı kaldırıldı ve boş boş atılan turlar sona erdi.
Genel olarak eğlenceli bir formattı, zira ilk dakikalarda önde bir pist üstü pozisyon alıp, daha fazla tur atabilmek için birbiriyle mücadeleye girişen araçlar mini yarışlar sergilediler.
2010-Günümüz:
Üç seanslı format korundu, ancak yakıt ikmali yasaklanınca, yakıt yükü üzerinden yapılan strateji savaşları son buldu. Böylece, boş depoyla atılan sıralama turları daha zorlayıcı bir hale büründü.
2014'ten itibaren, bir sezonda en çok pol pozisyonu kazanan isme FIA Pole Trophy ödülü veriliyor. Bugüne kadar, Lewis Hamilton 5, Nico Rosberg ve Charles Leclerc birer kez bu ödülü kazandı.
Realizm
AWS Analizi
1–2 ay önce, Formula 1 Data ekibi, Amazon Web Services (AWS) ortaklığıyla bir yıldır üzerinde çalıştıkları bir analizi yayınladı. Senna, Schumacher ve Hamilton’ın ilk 3'te olduğu “en hızlı pilotlar” sıralamasında asıl dikkat çekici olan ise, Heikki Kovalainen ve Jarno Trulli gibi G.O.A.T tartışmasından fazlasıyla uzak iki ismin listede sekiz ve dokuzuncu sıralarda kendilerine yer bulabilmiş olmasıydı.
Sadece sıralama turları verilerini inceleyen çalışmanın yaklaşımını biliyoruz. 1982'den beri düzenlenen bütün sıralama seansları dahil edilirken, takım arkadaşlığı yapmış isimler üzerinden bir network kurulmuş. Böylece griddeki tüm isimler arasında ikinci, üçüncü, hatta daha ileri derecedeki ilişkiler üzerinden şekillenen genel bir sıralama elde edilmiş.
Geliştirilen model ve kullanılan metodları anlamak ise oldukça zor. Göze ilk çarpan detay, bunun bir “graph problem” olarak ele alınmış olması. Lakin bu analizde zamanın modellemesi yapılmış mı, orası net değil. Zira, yıllar geçtikçe artan tecrübeye karşılık azalan refleks yetileri bazı durumlarda belirli pilotları adil olmayacak şekilde öne çıkarıyor, ya da bir kısmını geri plana atıyor olabilir.
Bir örnek üzerinden ele alalım.
Hamilton, farklı dönemlerde Alonso ve Rosberg’le takım arkadaşlığı yaptığı için, bu üç ismi kıyaslayabiliyoruz. Schumacher’in de ikinci döneminde Rosberg’e net bir şekilde kaybettiğini düşünürsek, onun listede daha alt sıralarda bulunması beklenebilirdi. Fakat bu durum, 41 yaşında emeklilikten dönen biri adına yanıltıcı olurdu. Görünen o ki, bu örnekte yukarıda bahsettiğimiz durum yaşanmış, ve analiz yapılırken modellemedeki eksiklik elle düzeltilmiş. Veri analizcilerin, kendi ön bilgilerini geliştirilen modele yansıtmaları oldukça popüler ve bilimsel olarak geçerli bir metod, fakat bunun el yordamıyla yapılması, model üzerine adil olmayan ekstra varsayımlar yükleme olasılığı barındırıyor.
Michael Schumacher, 2012 Brazilian Grand Prix
Öte yandan, çalışma yalnızca sıralama seanslarını kapsıyor, ve pol pozisyonu almanın şampiyonada tek bir puanlık getirisi dahi yok. Ayrıca, analiz sadece 82'den itibaren yapılan seansları kapsadığı için, bütün dönemleri göstermediğini de unutmamak gerekir.
Bir diğer soru işareti ise, sürücülerin form durumları, bulundukları araca olan uyumları, çalıştıkları yarış mühendisi gibi performanslarını etkileyen etmenlerin ne ölçüde ve şekilde denkleme dahil edildiği.
Daha net değerlendirebilmek adına, bir de Jarno Trulli örneğini ele alalım.
“Jarno” isimli bir şarap markasının da sahibi olan İtalyan sürücü, kariyeri boyunca Alonso, Frentzen, R. Schumacher, ve Button da dahil olmak üzere önemli isimlerle takım arkadaşı oldu, ve sıralama hızında bu isimlerin tamamına üstünlük kurdu (sırasıyla 16–15, 11–6, 37–16 ve 12–5 şeklinde).
Trulli Train, 2001 Canadian Grand Prix
Siz muhtemelen, Trulli Treni olarak F1 lugatına giren terimi bugüne kadar olumsuz bir repütasyon olarak düşündünüz. Fakat işin aslı biraz farklı.
Trulli’nin gerçekten de başarılı bir sıralama performansı olduğu açık, bu yüzden de aracın hak ettiğinden daha iyi performanslarla önden başlayıp, arkasındaki isimleri tutarak Pazar günlerini mahvettiğini söyleyebiliriz.
Bilemediğimiz kısım ise, onun sıralama turlarına nasıl bir yakıt yüküyle çıktığı. O dönemki format nedeniyle, kesin bir sonuca varmak pek kolay değil.
Yine Kovalainen’in başarısında da, Trulli’yle aynı takımda yarıştığı dönem etkili olmuş gibi duruyor. 2010 ve 11 yıllarında takım arkadaşına 23–14'lük bir üstünlük kurmuştu.
Nihayetinde, analiz tek başına en iyiyi veya en hızlıyı belirlemek konusunda yetersiz kalıyor, bize göre.
F1Metrics
Konuyla ilgili çok daha kapsamlı bir analiz F1Metrics tarafından yapıldı. 2014'te ilk versiyonu çalışıldıktan sonra, 5 yıl boyunca birçok veri eklenerek ve yeni parametreler dahil edilerek, 2019'da güncel sonuçlar yayınlandı.
Buna göre, Objektif İstatistiksel Model kullanılarak, pilot performanslarını araç performansından ve diğer önemli faktörlerden izole edecek bir yaklaşım geliştirilmiş. Böylece, her sürücü için sezon bazında Ppr (points per race) denilen bir ortalama skor ortaya çıkarılmış.
1950–2019 Japonya arasındaki bütün yarışlara aynı puan formatıyla uygulanan ve sigmoid denilen bir fonksiyonla oluşturulan bu modelin, 6 temel parametresi var:
Sürücü performansı
Takım (araç) performansı
Müşteri aracı statüsü (1950–80 arası)
Sezona dair veriler
Yaş
Tecrübe.
Diğer yanda, sürücülerin kaza ve sürücü hataları da hesaplamaya dahil edilirken, mekanik arıza gibi teknik sebeplerle bitiremediği yarışlar hariç tutulmuş.
Fernando Alonso, 2018 Azerbaijani Grand Prix
Ancak, yarış dışı bırakmayan mekanik sorunlarla ilgili bir girdi yok. Bu açıdan, 91 Brezilya’daki Senna, 94 İspanya’daki Schumacher, 12 Brezilya’daki Vettel, 18 Azerbaycan’daki Alonso, veya 19 Bahreyn’deki Leclerc performansları yok sayılmış.
Sürücü ve sezon bazında oluşan Ppr skorlarının sonucunda, her sürücünün en başarılı olduğu 3 üst üste yıla bakılarak, zirve performanslarının esas alındığı bir sıralama oluşturulmuş. Mesela, Sebastian Vettel’in skoru için, zirve performansını sergilediği 2015–17 aralığı söz konusu. Haliyle, kendisinin 2018 Almanya’dan beri düşüşe geçen formunun çalışmada bir önemi yok. Bu açıdan, kariyer boyu süregelen istikrarın ödüllendirilmediğini de söyleyebiliriz.
İstikrar demişken, farklı serilerde başarılar elde eden isimler de var F1 tarihinde. Graham Hill, farklı serilerdeki en prestijli 3 yarışı (F1 Monaco Grand Prix, WEC Le Mans 24H, IndyCar 500) birden kazanan tek isimken, John Surtees hem 4 tekerlek, hem de 2 tekerlekte en repütasyonlu serilerde şampiyon oldu. Haliyle, bunun gibi durumlar da denklem dışında kalıyor.
Sonuçta ortaya çıkan, F1 tarihinin en iyileri sıralaması şu şekilde:
Michael Schumacher (8.91 ppr, 2000–2002)
Michael Schumacher
2. Jackie Stewart (8.85 ppr, 1969–1971)
3. Fernando Alonso (8.80 ppr, 2012–2014)
4. Juan Manuel Fangio (8.67 ppr, 1953–1955)
5. Alberto Ascari (8.66 ppr, 1950–1952)
6. Jim Clark (8.58 ppr, 1962–1964)
Lewis Hamilton
7. Lewis Hamilton (8.48 ppr, 2017–2019)
8. Sebastian Vettel (8.38 ppr, 2015–2017)
9. Max Verstappen (8.10 ppr, 2017–2019)
10. Stirling Moss (7.96 ppr, 1959–1961)
11. Jenson Button (7.95 ppr, 2011–2013)
12. Niki Lauda (7.84 ppr, 1976–1978)
Niki Lauda
13. Carlos Sainz Jr. (7.84 ppr, 2017–2019)
14. Sergio Pérez (7.81 ppr, 2016–2018)
15. Daniel Ricciardo (7.76 ppr, 2017–2019)
16. Kimi Räikkönen (7.71 ppr, 2004–2006)
17. Nico Hülkenberg (7.68 ppr, 2017–2019)
18. Nico Rosberg (7.64 ppr, 2013–2015)
Alain Prost & Ayrton Senna
20. Alain Prost (7.35 ppr, 1984–1986)
21. Ayrton Senna (7.29 ppr, 1989–1991)
23. Robert Kubica (7.19 ppr, 2008–2010)
25. Rubens Barrichello (7.08 ppr, 2007–2009)
26. Felipe Massa (7.04 ppr, 2008–2010)
28. Valtteri Bottas (6.92 ppr, 2015–2017)
James Hunt
29. James Hunt (6.87 ppr, 1975–1977)
32. Emerson Fittipaldi (6.73 ppr, 1974–1976)
36. Nelson Piquet (6.56 ppr, 1982–1984)
37. Jacques Villeneuve (6.55 ppr, 2000–2002)
38. Jarno Trulli (6.52 ppr, 2002–2004)
39. Giuseppe Farina (6.51 ppr, 1950–1952)
40. Keke Rosberg (6.51 ppr, 1983–1985)
41. Juan Pablo Montoya (6.50 ppr, 2002–2004)
45. Mika Häkkinen (6.48 ppr, 1998–2000)
48. Nigel Mansell (6.42 ppr, 1989–1991)
49. Graham Hill (6.40 ppr, 1964–1966)
58. Mario Andretti (6.11 ppr, 1977–1979)
62. Bruce McLaren (6.04 ppr, 1963–1965)
68. Damon Hill (5.87 ppr, 1994–1996)
73. Jack Brabham (5.76 ppr, 1959–1961)
74. Mike Hawthorn (5.71 ppr, 1952–1954)
78. Gilles Villeneuve (5.55 ppr, 1979–1981)
79. Pastor Maldonado (5.54 ppr, 2013–2015)
86. John Surtees (5.42 ppr, 1966–1968)
Yorum
İlk 100 sıralamasında, 2000'lerden sonra yarışan çok fazla isim var. Bunun ana sebebi, -yazının girizgahında da değindiğimiz gibi- bugünkü sürücülerin sahip olduğu ekstra imkanlar. Max Verstappen’in ilk yarışına çıktığı ve o güne kadar da birçok karting, alt seri ve simülatör deneyimi kazandığı 16 yaş seviyesinde, Fangio, Clark ve Stewart amatör yarışlara bile başlamamış olabilir.
Zaten, Formula 1 zaman eğrisi ilerledikçe, sürücülerin spora başlama yaşlarının düştüğü ve 90'lardan itibaren gridin yetenek seviyesinin yukarılara çıktığı gözlemlenmiş:
Sıralamada itiraz edilecek yegane kısım, Senna, Prost, Mansell ve Piquet’den oluşan 80 jenerasyonunun çok gerilerde kalmış olması. Bu konuya getirilen açıklama pek yeterli olmasa da, o dönemki pilotların 90'lı yıllardaki takım arkadaşları karşısında nispeten düşük performanslar göstermiş olması şeklinde. Modelin 70 yıllık kapsamı birbirine zincir gibi bağlı olduğu için, böyle bir sonuç ortaya çıkmış.
Çalışma yalnızca en iyi 3 yıla bakıyor, ve bu açıdan kariyer boyu süregelen performansı da farklı bir şekilde değerlendirmek gerekir. Nihayetinde varılan en özet tablo, her bir sezon sürücüler tamamen eşit araçlarla ve eşit şartlarda yarışsaydı, kim ne kadar şampiyonluk kazanırdı sorusunun cevabı niteliğinde. Schumacher, Alonso, ve Fangio’nun 69 yılın 29'unu domine ettiğini görüyoruz.
Eğer tarih adil bir şekilde zuhur etseydi, sadece 21 ismin olduğu bir şampiyonlar mazisi görebilirdik, ki bunların 6'sı gerçek dünyada ünvanı olmayan isimlerden oluşuyor.
Diğer taraftan, bugün şampiyonluğu olan 33 isimden 18'i, aslında tek bir sezonda bile en iyi performansı sergilememiş. Bunlar arasında Jack Brabham, Kimi Raikkonen, Mika Hakkinen, Keke Rosberg, Nelson Piquet, Graham Hill, James Hunt gibi isimler de var.
Elbette, tüm bunlar sadece birer varsayım. İzleyebildiğimiz ve izleyemediğimiz her şampiyonun kıymetini bilmek ve zevkini çıkarmak da seçeneklerimiz arasında. Bunu yapmaya çalıştığımız ikinci kısımda, daha romantik bir derlemeyle sporun önemli isimlerinden bahsedeceğiz.
…
Okura Not
Değerli okur, bu yazıyı beğendiyseniz, Facebook Login ile saniyeler içinde Medium’a üye olup clap atarak çalışmalarıma destek olabilirsiniz.
Ayrıca, kısa süre önce Formula 1 ve Motorsporları konusunda kaliteli yazılar okumak ve hatta yazmak isteyen herkesin katkıda bulunabileceği bir Publication açtım. Sayfayı veya beni takip edebilir, yazar olmak isterseniz Twitter’dan ulaşabilirsiniz.