avatarUluc Aydemir

Free AI web copilot to create summaries, insights and extended knowledge, download it at here

3551

Abstract

onra ilk defa kâra geçip 112 milyon doları kasasına koydu.</p><p id="db74">1988 Temmuz’unda İrlandalı bira devi <b>Guinness</b>’i ikna etmeyi başaran Bernard bünyesinde <b>Möet & Chandon</b> <i>(fransız şampanya devi)</i> ve <b>Hennessy</b> <i>(fransız konyak devi)</i> içki markalarını da barındıran <b>LVMH</b> şirketinin çoğunluk hissesini ele geçirmek için 1.5 milyar dolarlık hisse satın aldı. %24'lük LVMH hissesine denk gelen bu miktarın üzerine Bernard, kendi adına yaptığı ekstra 1.1 milyar dolarlık alımla beraber %43 hisseye sahip oldu ve LVMH grubunun çoğunluk hissesiyle beraber yönetimini ele geçirdi.</p><p id="f57a">Bu saldırgan alım işlemi <i>(hostile takeover)</i> sırasında da kuzu postuna bürünmüş kurt lakabının hakkını fazlasıyla verdi. İlk olarak <b>Louis Vuitton</b> yönetimini <b>Möet & Chandon</b> yönetimi aleyhine doldurdu ve onlardan kolaylıkla kurtuldu. Sonra yalnızlaşan Vuitton yönetimini bir hamlede al aşağı etti.</p><h2 id="ac44">LVMH İmparatorluğu</h2><p id="1580">Bu denli büyük bir holdingin yönetimini ele geçirmek birçokları için başarmış olmak manasına gelirken Bernard için sadece başlangıç manasına geliyordu.</p><p id="77bf">Ses getiren ilk adımı 1988 yazında <b>Céline </b>ile attı. Bunu 1993'te <b>Berluti</b> ve <b>Kenzo</b>, 1994'te <b>Guerlain</b>, 1996'da <b>Loewe</b>, 1997'de <b>Marc Jacobs</b> ve <b>Sephora</b>, 2000'de <b>Emilio Pucci</b>, 2001'de <b>Fendi</b> ve <b>DKNY </b>satın almaları izledi.</p><p id="d853">Bu süreçteki “başarısız” tek girişimi; <b>Tom Ford</b> ve <b>Demonico De Sole</b>’un inanılmaz dik duruşuyla <b>Gucci</b> oldu. Şirketi ele geçiremeyen Bernard topladığı hisseleri — 700 milyon dolar kâr ile — satıp işin peşini bıraktı.</p><p id="ac47">Her krizi fırsat olarak gören Bernard, Gucci <i>“hezimeti”</i> sonrası sessiz geçirdiği birkaç yılın ardından 2008 global finans kriziyle beraber yeniden atağa kalktı. O günden bugüne 20 şirketi daha bünyesine katan LVMH toplam marka sayısını 79'a çıkardı.</p><p id="132b">En dikkat çekici işlemler 2011 yılında 5 milyar dolara satın alınan italyan mücevher devi <b>Bulgari, </b>2016 yılında 1 milyar dolara alınan <b>Rimowa </b>ve pandeminin ortasında oldukça sıkıntılı bir süreç sonunda 16 milyar dolara satın alınan <b>Tiffany</b> oldu.</p><h2 id="4214">Pandemi Etkisi</h2><p id="1e12">Bernard’ın sahibi olduğu <b>Fendi</b>, <b>Dior</b> ve <b>Dom Pérignon</b> gibi markalar — bütçesini gereksiz yere zorlayan istisnaları saymazsak — dilediğini, dilediği an ve dilediği kadar alabilecek kişilere hitap ediyor.</p><p id="21f8">Bunların arzuladıkları çantayı <b>Rodeo Drive</b>’daki devasa mağazadan almak yerine yazı bekleyip <b>Mykonos</b>’daki ufacık butikten almaya çalışmalarının tek sebebi: hayatlarına biraz heyecan katabilme ihtimali.</p><p id="1b5c">Pandemi — en azından belirli bir süreliğine — seyahet etme özgürlüklerini ellerinden almanın yanı sıra; onlara aslında yarın diye bir şey olmadığını ve harcayarak paraları varsa onu harcamak için en iyi zamanın bugün olduğunu yeniden hatırlattı.</p><p id="db91">Bu bilgilerle ertelenmiş taleplerini öne çeken dünyanın süper zenginleri 15 ay gibi kısa bir süre içerisinde — insanlar işlerini ve hayatlarını kaybederken — Bernard Arnault’un servetini 76 milyar dolardan 186 milyar dolara çıkartarak 110 milyar dolarlık — sebepli — zenginleşmeye sebep oldular. Bu yükselişle <b>Elon Musk</b> ve <b>Jeff Bezos</b> gibi devleri geride bırakan Bernard dünyanın en zengin insanı oldu.</p><p id="65b9">Arnault’un zenginleşmesinin tesadüf olmadığını ve yukarıda belirtile

Options

n sebeplerden kaynaklandığını kanıtlamak için bir de kendisinin rakiplerine bakalım.</p><p id="d0fe">Aynı dönem içerisinde <b>Bottega Veneta, Balenciaga </b>ve <b>Gucci</b> gibi markaları bünyesinde barındıran <b>Kering</b> grubun sahibi <b>François Pinault</b>’nun serveti 27 milyar dolardan 55 milyar dolara yükseldi. <b>Chanel</b>’in sahibi <b>Wertheimer</b> kardeşlerin servetiyse 17 milyar dolardan 35 milyar dolara çıktı.</p><p id="8c52">Her ne kadar Forbes listesi; hisse senedi fiyatlarında yaşanan değişikliklerle hemen hemen her gün güncellense de <b>Bernard Arnault</b> pandemi döneminde kendini — Real Madrid’in efsane kadrosuna atıfla— <b>Los Galácticos</b> olarak adlandırabileceğimiz en zenginler ligine en tepeden sokmayı ve orada kalıcı olmayı başardı.</p><h2 id="4126">Esaretin Bedeli</h2><p id="a0de">Başarılı zenginleri sevebilir ya da onlardan nefret edebilirsiniz ama bir noktada onlara saygı duymanız gerekir.</p><p id="1d46">Bernard, uzaya roket gönderenlerle aynı sosyoekonomik sınıfa, umutsuz ev kadınlarına çanta satarak ulaştı. Bu cümle bile neyi başardığını anlamamız için bence yeterli.</p><p id="fad1">Ama nasıl başardığını pekiştirmek adına bir de en yakınlarına kulak verelim.</p><p id="e127">Bernard’ın ilk evliliğinden olan kızı ve <b>Louis Vuitton</b> tepe yöneticisi <b>Delphine</b>; babasının 24 saat boyunca çalıştığını, uyuduğu nadir zamanlarda ise sadece yeni fikirlerle ilgili rüyalar gördüğünü iddia ediyor.</p><p id="e932">Ünlü saat markası <b>TAG Hauer</b>’in başındaki oğlu <b>Frédéric</b>; her Cumartesi sabahı — rakiplerinki dahil — en az 25 mağazayı ziyaret etmesini klasik bir hafta sonu ritüeli olarak tanımlıyor.</p><p id="da5f">1980'den beri yakın dostu ve Louis Vuitton CEO’su <b>Michael Burke</b>, Paris’te ziyaret ettiği mağazalardan birinde çok revaçta olan <b>Onthego</b> çantasının stokta olmaması sebebiyle kendisini azarladığını söylüyor.</p><p id="b530"><b>Vogue</b>’un efsanevi editörü ve yakın arkadaşı <b>Anna Wintour </b>ise<b> </b>Bernard’ın dağarcığında <i>“hayır”</i> kelimesinin bulunmadığını belirtiyor.</p><h2 id="a315">Sonuç</h2><p id="c790">Bernard Arnault — yazının başında da belirttiğim gibi — tüm dünya, tarihin gördüğü en büyük sosyal, ekonomik ve daha da önemlisi sağlık krizlerinden biriyle boğuşurken; insanlar işlerini, eşlerini ve hayatlarını kaybederken servetine servet katmış, ailesi ve yakınlarıyla ömrünün en güzel, en mutlu ve en başarılı anlarını yaşamış olabilir.</p><p id="c4d8">Her ne kadar bu durum yadırganmaması güç bir garipliği beraberinde getirse de yaşananların sebebi Bernard olmadığı gibi yakaladığı başarının da insanların çektiği acı ve ızdırap ile doğrudan bir bağlantısı yok.</p><p id="e224">Bernard 22 yaşından bugüne kadar 50 sene boyunca gecesini gündüzüne katıp çalıştı. Varlıklı bir aileden geliyorum elimdekiler bana yeter demedi. Çalışmasam da iyi bir hayat sürerim diye düşünmedi. Hayalperestlikten hiç vazgeçmeden; hep bir fazlasını nasıl yaparım diye kafa patlattı.</p><p id="7bb8">Bütün bu kan, ter ve gözyaşının sonunda da — doğal olarak — başarılı giden işleri; ürünlerini sattığı hedef kitlenin — pandemi kaynaklı psikolojik etkenlerle — satın alma davranışlarını değiştirmesi sonucu daha da iyiye giderek bir yıl gibi kısa bir sürede 2 kattan fazla büyüdü ve ona <b><i>“Dünyanın En Zengin İnsanı”</i></b> ünvanını kazandırdı.</p><p id="e21a">Eğer yazımı beğendiyseniz; yenilerinden yayınlandıkları an haberdar olmak için <a href="https://uluc.substack.com">buradan ücretsiz mail listeme</a> üye olabilirsiniz.</p></article></body>

Bernard Arnault: Dünyanın En Zengin İnsanı

Photo by Kyre Song on Unsplash

Hayat her zamanki gibi çok garip…

Geçtiğimiz sene Mart ayında Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından pandemi olarak tanımlanan yeni koronavirüs salgını geride kalan 1,5 yılın ardından birçoğumuzun hayatında kapanması zor yaralar, kayıplar ve acılar yaratsa da küçük bir azınlığın hayatına neşe, mutluluk ve zenginlik getirdi.

Bu yazının konusu salgınla geçen sürede zenginliğine en fazla zenginlik katan ve Forbes Dünyanın En Zenginleri Listesi’nde birinci sıraya yükselen LVMH (Louis Vuitton Moët Hennessy) şirketinin sahibi ve CEO’su Bernard Arnault üzerine…

Bernard Arnault 5 Mart 1949'da Fransa’da dünyaya geldi. Babası müteahhitlik şirketi olan bir inşaat mühendisi, annesi Dior tutkunu bir ev hanımıydı.

Bernard üniversiteyi bitirir bitirmez — 1971 yılında — babasının şirketinde çalışmaya başladı. Oldukça hırslı ve rekabetçi yapısıyla sürekli şirketi büyütmenin yollarını aradı. 1978 yılında şirketin başına geçti ve 1984 yılına kadar bu görevini başarıyla sürdürdü.

Müteahhitlik firmasını büyütme çalışmaları sırasında New York’a yaptığı iş gezilerinden birinde, kendisini havalimanından otele götüren taksiciyle girdiği sohbet hayatının dönüm noktalarından oldu. Taksiciye tanıdığı ünlü fransızları sordu. Olumlu bir cevap alamayınca en azından dönemin cumhurbaşkanı olan Georges Pompidou’yu tanıması gerektiğini belirtti. “Hayır, tanımıyorum.” dedi taksici önce umursamaz bir tavırla; “Buldum, Christian Dior” dedi sonra büyük bir heyecanla. Bu hikaye Bernard’ın aklının bir köşesinde yer edindi yıllarca.

1984 yılında aile şirketinin Amerika pazarında büyümesi üzerine çalışırken; Fransız hükümetinin Christian Dior’u da bünyesinde barındıran Boussac tekstil ve perakende imparatorluğunu iflas sebebiyle satışa çıkardığını öğrendi.

Tüm borçları üstlenecek yatırımcıya holding — sembolik — bir frank karşılığı satılığa çıkarılmıştı. İçinde bir şeyler kıpırdadı. Taksiciyle neredeyse 10 sene önce yaptığı konuşma saklandığı yerden çıkıp; Christian Dior gibi zamansız ve global bir markayla neler başarabileceğini hayal ettirdi.

Ailesini de hayallerine ortak etmeyi başarınca hayatının en büyük kumarını oynadı ve yaklaşık 115 milyon dolarlık borç yükü altına girerek Dior ile beraber birçok perakende ve lüks markasının yeni sahibi oldu.

Terminatör

Boussac imparatorluğunu satın aldıktan iki yıl içerisinde holding çalışanlarından 9000 kişinin işine son verdi. Bu acımasız tavrı nedeniyle birçokları tarafından terminatör ve kuzu postuna bürünmüş kurt olarak anıldı.

Christian Dior ve Le Bon Marché mağaza zinciri dışında şirketin hemen hemen bütün mal varlığını sattı.

Bir nevi yüklerinden kurtulan şirket 1987 yılında yarattığı 1.9 milyar dolarlık gelirle uzun yıllar sonra ilk defa kâra geçip 112 milyon doları kasasına koydu.

1988 Temmuz’unda İrlandalı bira devi Guinness’i ikna etmeyi başaran Bernard bünyesinde Möet & Chandon (fransız şampanya devi) ve Hennessy (fransız konyak devi) içki markalarını da barındıran LVMH şirketinin çoğunluk hissesini ele geçirmek için 1.5 milyar dolarlık hisse satın aldı. %24'lük LVMH hissesine denk gelen bu miktarın üzerine Bernard, kendi adına yaptığı ekstra 1.1 milyar dolarlık alımla beraber %43 hisseye sahip oldu ve LVMH grubunun çoğunluk hissesiyle beraber yönetimini ele geçirdi.

Bu saldırgan alım işlemi (hostile takeover) sırasında da kuzu postuna bürünmüş kurt lakabının hakkını fazlasıyla verdi. İlk olarak Louis Vuitton yönetimini Möet & Chandon yönetimi aleyhine doldurdu ve onlardan kolaylıkla kurtuldu. Sonra yalnızlaşan Vuitton yönetimini bir hamlede al aşağı etti.

LVMH İmparatorluğu

Bu denli büyük bir holdingin yönetimini ele geçirmek birçokları için başarmış olmak manasına gelirken Bernard için sadece başlangıç manasına geliyordu.

Ses getiren ilk adımı 1988 yazında Céline ile attı. Bunu 1993'te Berluti ve Kenzo, 1994'te Guerlain, 1996'da Loewe, 1997'de Marc Jacobs ve Sephora, 2000'de Emilio Pucci, 2001'de Fendi ve DKNY satın almaları izledi.

Bu süreçteki “başarısız” tek girişimi; Tom Ford ve Demonico De Sole’un inanılmaz dik duruşuyla Gucci oldu. Şirketi ele geçiremeyen Bernard topladığı hisseleri — 700 milyon dolar kâr ile — satıp işin peşini bıraktı.

Her krizi fırsat olarak gören Bernard, Gucci “hezimeti” sonrası sessiz geçirdiği birkaç yılın ardından 2008 global finans kriziyle beraber yeniden atağa kalktı. O günden bugüne 20 şirketi daha bünyesine katan LVMH toplam marka sayısını 79'a çıkardı.

En dikkat çekici işlemler 2011 yılında 5 milyar dolara satın alınan italyan mücevher devi Bulgari, 2016 yılında 1 milyar dolara alınan Rimowa ve pandeminin ortasında oldukça sıkıntılı bir süreç sonunda 16 milyar dolara satın alınan Tiffany oldu.

Pandemi Etkisi

Bernard’ın sahibi olduğu Fendi, Dior ve Dom Pérignon gibi markalar — bütçesini gereksiz yere zorlayan istisnaları saymazsak — dilediğini, dilediği an ve dilediği kadar alabilecek kişilere hitap ediyor.

Bunların arzuladıkları çantayı Rodeo Drive’daki devasa mağazadan almak yerine yazı bekleyip Mykonos’daki ufacık butikten almaya çalışmalarının tek sebebi: hayatlarına biraz heyecan katabilme ihtimali.

Pandemi — en azından belirli bir süreliğine — seyahet etme özgürlüklerini ellerinden almanın yanı sıra; onlara aslında yarın diye bir şey olmadığını ve harcayarak paraları varsa onu harcamak için en iyi zamanın bugün olduğunu yeniden hatırlattı.

Bu bilgilerle ertelenmiş taleplerini öne çeken dünyanın süper zenginleri 15 ay gibi kısa bir süre içerisinde — insanlar işlerini ve hayatlarını kaybederken — Bernard Arnault’un servetini 76 milyar dolardan 186 milyar dolara çıkartarak 110 milyar dolarlık — sebepli — zenginleşmeye sebep oldular. Bu yükselişle Elon Musk ve Jeff Bezos gibi devleri geride bırakan Bernard dünyanın en zengin insanı oldu.

Arnault’un zenginleşmesinin tesadüf olmadığını ve yukarıda belirtilen sebeplerden kaynaklandığını kanıtlamak için bir de kendisinin rakiplerine bakalım.

Aynı dönem içerisinde Bottega Veneta, Balenciaga ve Gucci gibi markaları bünyesinde barındıran Kering grubun sahibi François Pinault’nun serveti 27 milyar dolardan 55 milyar dolara yükseldi. Chanel’in sahibi Wertheimer kardeşlerin servetiyse 17 milyar dolardan 35 milyar dolara çıktı.

Her ne kadar Forbes listesi; hisse senedi fiyatlarında yaşanan değişikliklerle hemen hemen her gün güncellense de Bernard Arnault pandemi döneminde kendini — Real Madrid’in efsane kadrosuna atıfla— Los Galácticos olarak adlandırabileceğimiz en zenginler ligine en tepeden sokmayı ve orada kalıcı olmayı başardı.

Esaretin Bedeli

Başarılı zenginleri sevebilir ya da onlardan nefret edebilirsiniz ama bir noktada onlara saygı duymanız gerekir.

Bernard, uzaya roket gönderenlerle aynı sosyoekonomik sınıfa, umutsuz ev kadınlarına çanta satarak ulaştı. Bu cümle bile neyi başardığını anlamamız için bence yeterli.

Ama nasıl başardığını pekiştirmek adına bir de en yakınlarına kulak verelim.

Bernard’ın ilk evliliğinden olan kızı ve Louis Vuitton tepe yöneticisi Delphine; babasının 24 saat boyunca çalıştığını, uyuduğu nadir zamanlarda ise sadece yeni fikirlerle ilgili rüyalar gördüğünü iddia ediyor.

Ünlü saat markası TAG Hauer’in başındaki oğlu Frédéric; her Cumartesi sabahı — rakiplerinki dahil — en az 25 mağazayı ziyaret etmesini klasik bir hafta sonu ritüeli olarak tanımlıyor.

1980'den beri yakın dostu ve Louis Vuitton CEO’su Michael Burke, Paris’te ziyaret ettiği mağazalardan birinde çok revaçta olan Onthego çantasının stokta olmaması sebebiyle kendisini azarladığını söylüyor.

Vogue’un efsanevi editörü ve yakın arkadaşı Anna Wintour ise Bernard’ın dağarcığında “hayır” kelimesinin bulunmadığını belirtiyor.

Sonuç

Bernard Arnault — yazının başında da belirttiğim gibi — tüm dünya, tarihin gördüğü en büyük sosyal, ekonomik ve daha da önemlisi sağlık krizlerinden biriyle boğuşurken; insanlar işlerini, eşlerini ve hayatlarını kaybederken servetine servet katmış, ailesi ve yakınlarıyla ömrünün en güzel, en mutlu ve en başarılı anlarını yaşamış olabilir.

Her ne kadar bu durum yadırganmaması güç bir garipliği beraberinde getirse de yaşananların sebebi Bernard olmadığı gibi yakaladığı başarının da insanların çektiği acı ve ızdırap ile doğrudan bir bağlantısı yok.

Bernard 22 yaşından bugüne kadar 50 sene boyunca gecesini gündüzüne katıp çalıştı. Varlıklı bir aileden geliyorum elimdekiler bana yeter demedi. Çalışmasam da iyi bir hayat sürerim diye düşünmedi. Hayalperestlikten hiç vazgeçmeden; hep bir fazlasını nasıl yaparım diye kafa patlattı.

Bütün bu kan, ter ve gözyaşının sonunda da — doğal olarak — başarılı giden işleri; ürünlerini sattığı hedef kitlenin — pandemi kaynaklı psikolojik etkenlerle — satın alma davranışlarını değiştirmesi sonucu daha da iyiye giderek bir yıl gibi kısa bir sürede 2 kattan fazla büyüdü ve ona “Dünyanın En Zengin İnsanı” ünvanını kazandırdı.

Eğer yazımı beğendiyseniz; yenilerinden yayınlandıkları an haberdar olmak için buradan ücretsiz mail listeme üye olabilirsiniz.

Lvmh
Bernard Arnault
Girişimcilik
Türkçe
Pandemi
Recommended from ReadMedium