avatarAli Elmalı

Free AI web copilot to create summaries, insights and extended knowledge, download it at here

3426

Abstract

ağını çekip göndermesini sağlayan bir servis imiş.</p><p id="d2e7">Bu uygulama, Mike ve dersi alan diğer bir kısmetli kişinin yani <a href="https://en.wikipedia.org/wiki/Kevin_Systrom">Kevin Systrom</a>’un detaylı olarak konuya eğilmelerini sağlamış. Hani insan psikolojisi için iyi ama bu resim paylaşma konusunda internette bu işin etkilerini irdelemeye başlamışlar, bir adım bir sonraki büyük adımın habercisi olmuş. Bu işler demek hep küçük adımlar ile böyle oluyor.</p><p id="b152">Biz, birkaç yıl önce çalışırken, teknoloji ekipleri olarak yeni teknolojilerde yetkin kaynak bulmadaki zorlukları görünce ki bunlar OCP/K8S platform admin, ya da DevOps admin gibi rollerdi. Uzun süre beklemek yerine bu süreyi, üniversitelere gidip gerçekten bu işe meyili olan heyecanlı gençlere ulaşabilir miyiz onlara emek verip ekiplere dahil edip beklemek yerine bunu süreç ve döngü içinde (LCM) yani life cycle management mantığı ile periyodik olarak yapıp, farklı bir bakış açısı ile ilerleyebilir miyiz diye bootcamp lere başlamıştık. Pek çok üniversiteye gittikten sonra da onlara daha faydalı olabilmek adına <a href="https://bulutbilisimciler.com/en">bulutbilisimciler.com </a>fikri çıktı. Tüm gençlere meraklılara yeni teknojileri deneyimle fırsatını sürdürülebilir olarak verme bir fikir olarak ortaya çıktı ve bunu bir yıldan az bir sürede hayata geçirdik. Hem kendi ekiplerimizin de gelişimlerine katkı sağlama adına hem de tüm gençlere böyle sürdürülebilir bir teknolojileri deneyimleme platformu sağlamak benzersiz güzel bir yolculuk oldu diyebilirim. Bu adım adım ilerledi. Benim de kendi kariyerim açısından hem sonuçları hem çalışma arkadaşlarımla harcadığımız emek, adım adım giderek gelişen, hem de bir fikri daha iyisini nasıl yapabiliriz diye yola çıkıp geliştirip, birlikte öğrenip, güzel bir ürüne dönüştürebilme adına mutluluk verici bir hikaye olarak anılarımda kalacaktır.</p><p id="73c2">Neyse, asıl konuya gelecek olursak, burada hatta kitapta en çok beni etkileyen hikayeye devam edeyim. Mike ve Kevin kafa kafaya verip, fotoğraf paylaşımının gücü, internette bunun kullanımı ve aziz gibi gördükleri B.F.Skinner’ın anında pekiştirme fikri üzerinde çalışmışlar. Ana gaye kullanıcı davranışını manüple etmek istersen yada şekillendirmek istersen hemen kalpler veya işte şekiller ile anında beğeni almasını sağlamak üzerine yoğunlaşmışlar ve sonunda bu iki sihirbaz bir iksir geliştirmişler adını da Instagram koymuşlar :). Ben bu konuyu ilk kez okudum, Instagram’ın çıkış hikayesini üniversitenin bu yazılımcılara kattığı katma değeri çok ilginç ve çarpıcı buldum. Gerçekten bunu böyle okuyunca coğrafya kaderdir söylemini insan bir kez daha düşünüyor.</p><p id="bb1d">Tristan burada yani bu dersleri alırken sihir olarak insanları hack lemeyi öğrendiğini ve bundan da bir süre sonra rahatsızlık hissettiğini belirtiyor, ama belki harikalar diyarındaki Alis gibi devam da etmiş, kafasında deli sorular ile:) Yani burada biz bu teknikleri öğreniyoruz ama başka kullandığımız yazılımlar ile biz çoktan hacklenmiş de olabilir miyiz gibi sorularla kursu bitirmiş.</p><p id="97f3">Dersin sonunda nedense gelecekte bu ikna teknolojileri nereye gidecek diye konu ortaya atılıyor, orada altın vuruş babında sanırım şunu ortaya koyuyorlar, data lake ler çılgın veri toplama ve günümüzün hyperscaler ve AI ürünleri ile tüm insan profillerini elimizde olsa, sosyal medya mecralarında saçıp savurduğumuz bilgiler ile a

Options

yrıntılı profiller oluşturulsa daha derinlerde kişiliklerimizi ortaya koyan profiller oluşturma fikrini konuşuyorlar. Neye yatkınız, optimistmiyiz, intihara meyilli miyiz, depresif miyiz vs bunları da içeren bir profil çalışması. Böylece bilgisayarda yaratılan oyundaki bir karekter gibi bizimle oynayabilme esnekliği sağlamak mümkün olacak. Sınıfta bunu oldukça konuşmuşlar olurunu olmazını. Tristan yıllar sonra Amerikan seçimlerinde Analytica diye bir şirketin bunu yapması için para aldığına dair iddaları okuyor var acaba diyor:), kitap böyle enteresan konulara değiniyor.</p><p id="afe8">Tristan kendisi teknolojinin Game Of Thrones’u gibi ortamda dersler almış:) da olsa Jon Snow gibi kalmış ve güzel çalışmalar yapmış insanlık lehine. Bir uygulama geliştirmiş. Internette bir araştırma yapınca yeni bir pence açıp araştırma yaparsınız ve sonra pek çok konu dallanıp budaklanır gider siz farklı bilgiler ve görsellere boğulursunuz. Tristan bunu engellemek için basit bir şekilde o sözcük öbeğini düz etin sunan bir pencere açılmasını sağlıyormuş ve dikkatini dağıtmıyormuş böylece. New York Times ve binlerce site bunu kullanmaya başlamış, Google aramış ve kendilerinin Chrome browserlerine eklenti olarak eklemek istediklerini birlikte çalışma önerisini getirmişler. 2011’de Google’da başlamış.</p><p id="23f8">Gmail’i geliştiren ekipte çalışmış. Orada şunu gördüm diyor, burada temel felsefe kullanıcıyı mümkün olduğu kadar uygulamanın başında tutmak. Böylece o kadar çok reklama maruz kalacak, o kadar çok para kazanılacak.</p><p id="1290">Dolayısı ile motto kullanıcıyı daima daha çok meşgul edecek bir yapıda olmalı. Her eposta gelince telefonun ötmesi fikrini geliştirmişler, mail yetmiyor daha fazla insan milyarlarca insana bir de bunu çıkardık diyor.</p><p id="c18e">Tristan ise iki milyar insanı nasıl daha fazla meşgul ederiz değil etik olarak nasıl ikna ederize bakmalıyız gibi bir duruş geliştiriyor, dikkat dağınıklığının büyük şirketler için bir yakıt bir ana amaç olduğunu vurguluyor. Bu daha kötüye gider iyiye gitmez diyor. Pek çok eleştirileri sıralıyor Google’da dikkat dağınılıklığına sebep veren pek çok şeyi ortaya koyuyor, henüz 29 yaşında bir mühendis olarak bunları sunum olarak hazırlayıp Google’da yayınlamış, pek çok çalışandan destek gelmeye başlamış, hatta Google’daki çalışanlar bu dikkat dağınıklığının kendilerini de vurduğunu dile getirmişler. Suçlayanlar da olmuş, Sokrates’in bir savı varmış kitaptan öğrendim. Yazının insanların hafızasın mahvedeceğini savunmuş. Bunu söyleyerek eleştirmişler:). Olaylar olayları takip etmiş, buna yeni bir rol bulmuşlar, rol icat etmişler firmada. Tasarım etikçisi olmuş:).</p><p id="0d86">Diyor ki tüm büyük oyuncular (Google ve diğerleri) kullanıcıların dikkat aralığına hükmetmek istiyor, olay burada patlıyor belki art niyet ile yapmıyorlar ama buraya evriliyor. Mevcut iş modelleri ile bu oluyor, dikkat dağınıklığı toplumları vuruyor. Tristen 2 yıl sonra ayrılmış işten.</p><p id="3e88">Notları aktarırken dinlediğim müziğide aşağıda paylaşıyorum. Sonraki yazıda görüşmek üzere…</p><p id="8895">Link:</p><p id="8ae8"><a href="https://www.youtube.com/watch?v=zg8dgqBS6aA">https://www.youtube.com/watch?v=zg8dgqBS6aA</a></p><p id="76b7">Önceki yazı:</p><p id="d04a"><a href="https://medium.com/@alielmali/%C3%A7al%C4%B1nan-dikkat-iii-df5e977a7b5e">https://medium.com/@alielmali/%C3%A7al%C4%B1nan-dikkat-iii-df5e977a7b5e</a></p></article></body>

Çalınan Dikkat-IV “The real question is not whether machines think but whether men do. The mystery which surrounds a thinking machine already surrounds a thinking man”

Önceki yazımda belirttiğim gibi Tristan çocukluğunda sihirbaz olmayı istiyor. Küçük numaralar ile başlıyor küçük yaşlarında sonra işi ilerletiyor, kurslar alıyor, sihirbazlığın ana numarası bizi asıl odağımızdan farklı bir odağa yönlendirme sanatı olduğunu belirtiyor.

Sihirbazlık sizin dikkatinizle oynama sanatıdır diyor, yani insanın odak noktasını yönetebilen bir sihirbazın isteği sihiri:) yapabileceğini belirtiyor. İnsanların eğitimli ya da çok zeki olmalarından farklı olarak, manüplasyon noktası olarak kullanılabilecek zaaflarımız, gri alanlarımız, saplantılarımız yani daha ince noktalarımız olduğunu belirtiyor, bunla ilgili pek çok detay örnekler sunuyor kitapta.

İnsanoğlu için, kendisini çok dikkatli zanneder oysa diyor bu yanılgısı ile sihirbazların tuzağına düşer deniyor kitapta. Yani insanlar kendi iradeleri ile yaptıkları pek çok davranış için sihirbazlar tarafından bazen göz hareketleri gibi çok ince hareketler ile bizzat kendisi de sihirbazlar ile deneyimliyor yönlendirildiklerine şahit olunca şaşkınlığını paylaşıyor. Açıkçası bunları okuyunca benim de aklıma yattı. Zira ben de aynı şekilde bu işleri nasıl yapıp insanları etkilediklerini hep merak etmişimdir.

İnsanların zaaflarına yöneliyorlar, sihirbazlarla görüşmesinde soruyorlar yazara sen ne kadar zaaflarını biliyorsun diye, o da bu soruyu manidar buluyor, eğer zaaflarını insan bilseydi sihirbazlık olmazdı:) diyor.

Hikaye burada daha da şenleniyor, Tristan Harris üniversitede yani Stanford’da iken bir şey duyuyor, “İkna Teknolojileri Labı” diye bir bölümde ikna üzerine dersler veriliyor diye bir şey duyuyor, meraklı bir de, kursa devam eden öğrenci bulup edip dahil oluyor bu derslere. Burası çok önemli, burada biliminsanlarının insan davranışlarını değiştirme konusunda bu yüzyılda bulunan her şeyle ve katılımcıların bu ikna tekniklerini kodlarına nasıl dahil edebilecekleri üzerine çalışıyorlar. Burada ders veren B.J.Fogg isimli bir profesör. Zihin denetiminin psikolojisi gibi insan psikolojisi ve manüplasyon üzerine pek çok bilgileri aktarıyor, profesörün B.F.Skinner’dan çokça etkilendiğini anlatıyor yazar. İnsanın ne yaptığını belirleyen görünmez kuralları irdeliyorlar:).Yani sihirbazlık okulu gibi bir cümbüşün içindeler. Yazar diyor ki, o ara hiç işin etik boyutu aklımızda da gündemimizde de yoktu diyor:).

O dersi alanlardan biri de Mike Krieger imiş, birlikte yazılım geliştimeye başlamışlar, “mevsime bağlı duygudurum bozukluğu” üzerine yani kasvetli havlarada depresyona girme ihtimalinin arttığını ele alarak teknoloji ile bunu engellemek için ne yapabiliriz diye çalışma başlatmışlar, “ Send the Sunshine” diye bir yazılım geliştirmişler, uygulama kabaca söylemek gerekirse iki uygulamayı kullanan arkadaşı birbirine bağlıyor, bulundukları yerlerdeki çevrimiçi hava durumunu kontrol edip, eğer güneş ışından mahrumsa bir tanesi ve diğeri de güneşli bir havada ise güneşin fotoğrağını çekip göndermesini sağlayan bir servis imiş.

Bu uygulama, Mike ve dersi alan diğer bir kısmetli kişinin yani Kevin Systrom’un detaylı olarak konuya eğilmelerini sağlamış. Hani insan psikolojisi için iyi ama bu resim paylaşma konusunda internette bu işin etkilerini irdelemeye başlamışlar, bir adım bir sonraki büyük adımın habercisi olmuş. Bu işler demek hep küçük adımlar ile böyle oluyor.

Biz, birkaç yıl önce çalışırken, teknoloji ekipleri olarak yeni teknolojilerde yetkin kaynak bulmadaki zorlukları görünce ki bunlar OCP/K8S platform admin, ya da DevOps admin gibi rollerdi. Uzun süre beklemek yerine bu süreyi, üniversitelere gidip gerçekten bu işe meyili olan heyecanlı gençlere ulaşabilir miyiz onlara emek verip ekiplere dahil edip beklemek yerine bunu süreç ve döngü içinde (LCM) yani life cycle management mantığı ile periyodik olarak yapıp, farklı bir bakış açısı ile ilerleyebilir miyiz diye bootcamp lere başlamıştık. Pek çok üniversiteye gittikten sonra da onlara daha faydalı olabilmek adına bulutbilisimciler.com fikri çıktı. Tüm gençlere meraklılara yeni teknojileri deneyimle fırsatını sürdürülebilir olarak verme bir fikir olarak ortaya çıktı ve bunu bir yıldan az bir sürede hayata geçirdik. Hem kendi ekiplerimizin de gelişimlerine katkı sağlama adına hem de tüm gençlere böyle sürdürülebilir bir teknolojileri deneyimleme platformu sağlamak benzersiz güzel bir yolculuk oldu diyebilirim. Bu adım adım ilerledi. Benim de kendi kariyerim açısından hem sonuçları hem çalışma arkadaşlarımla harcadığımız emek, adım adım giderek gelişen, hem de bir fikri daha iyisini nasıl yapabiliriz diye yola çıkıp geliştirip, birlikte öğrenip, güzel bir ürüne dönüştürebilme adına mutluluk verici bir hikaye olarak anılarımda kalacaktır.

Neyse, asıl konuya gelecek olursak, burada hatta kitapta en çok beni etkileyen hikayeye devam edeyim. Mike ve Kevin kafa kafaya verip, fotoğraf paylaşımının gücü, internette bunun kullanımı ve aziz gibi gördükleri B.F.Skinner’ın anında pekiştirme fikri üzerinde çalışmışlar. Ana gaye kullanıcı davranışını manüple etmek istersen yada şekillendirmek istersen hemen kalpler veya işte şekiller ile anında beğeni almasını sağlamak üzerine yoğunlaşmışlar ve sonunda bu iki sihirbaz bir iksir geliştirmişler adını da Instagram koymuşlar :). Ben bu konuyu ilk kez okudum, Instagram’ın çıkış hikayesini üniversitenin bu yazılımcılara kattığı katma değeri çok ilginç ve çarpıcı buldum. Gerçekten bunu böyle okuyunca coğrafya kaderdir söylemini insan bir kez daha düşünüyor.

Tristan burada yani bu dersleri alırken sihir olarak insanları hack lemeyi öğrendiğini ve bundan da bir süre sonra rahatsızlık hissettiğini belirtiyor, ama belki harikalar diyarındaki Alis gibi devam da etmiş, kafasında deli sorular ile:) Yani burada biz bu teknikleri öğreniyoruz ama başka kullandığımız yazılımlar ile biz çoktan hacklenmiş de olabilir miyiz gibi sorularla kursu bitirmiş.

Dersin sonunda nedense gelecekte bu ikna teknolojileri nereye gidecek diye konu ortaya atılıyor, orada altın vuruş babında sanırım şunu ortaya koyuyorlar, data lake ler çılgın veri toplama ve günümüzün hyperscaler ve AI ürünleri ile tüm insan profillerini elimizde olsa, sosyal medya mecralarında saçıp savurduğumuz bilgiler ile ayrıntılı profiller oluşturulsa daha derinlerde kişiliklerimizi ortaya koyan profiller oluşturma fikrini konuşuyorlar. Neye yatkınız, optimistmiyiz, intihara meyilli miyiz, depresif miyiz vs bunları da içeren bir profil çalışması. Böylece bilgisayarda yaratılan oyundaki bir karekter gibi bizimle oynayabilme esnekliği sağlamak mümkün olacak. Sınıfta bunu oldukça konuşmuşlar olurunu olmazını. Tristan yıllar sonra Amerikan seçimlerinde Analytica diye bir şirketin bunu yapması için para aldığına dair iddaları okuyor var acaba diyor:), kitap böyle enteresan konulara değiniyor.

Tristan kendisi teknolojinin Game Of Thrones’u gibi ortamda dersler almış:) da olsa Jon Snow gibi kalmış ve güzel çalışmalar yapmış insanlık lehine. Bir uygulama geliştirmiş. Internette bir araştırma yapınca yeni bir pence açıp araştırma yaparsınız ve sonra pek çok konu dallanıp budaklanır gider siz farklı bilgiler ve görsellere boğulursunuz. Tristan bunu engellemek için basit bir şekilde o sözcük öbeğini düz etin sunan bir pencere açılmasını sağlıyormuş ve dikkatini dağıtmıyormuş böylece. New York Times ve binlerce site bunu kullanmaya başlamış, Google aramış ve kendilerinin Chrome browserlerine eklenti olarak eklemek istediklerini birlikte çalışma önerisini getirmişler. 2011’de Google’da başlamış.

Gmail’i geliştiren ekipte çalışmış. Orada şunu gördüm diyor, burada temel felsefe kullanıcıyı mümkün olduğu kadar uygulamanın başında tutmak. Böylece o kadar çok reklama maruz kalacak, o kadar çok para kazanılacak.

Dolayısı ile motto kullanıcıyı daima daha çok meşgul edecek bir yapıda olmalı. Her eposta gelince telefonun ötmesi fikrini geliştirmişler, mail yetmiyor daha fazla insan milyarlarca insana bir de bunu çıkardık diyor.

Tristan ise iki milyar insanı nasıl daha fazla meşgul ederiz değil etik olarak nasıl ikna ederize bakmalıyız gibi bir duruş geliştiriyor, dikkat dağınıklığının büyük şirketler için bir yakıt bir ana amaç olduğunu vurguluyor. Bu daha kötüye gider iyiye gitmez diyor. Pek çok eleştirileri sıralıyor Google’da dikkat dağınılıklığına sebep veren pek çok şeyi ortaya koyuyor, henüz 29 yaşında bir mühendis olarak bunları sunum olarak hazırlayıp Google’da yayınlamış, pek çok çalışandan destek gelmeye başlamış, hatta Google’daki çalışanlar bu dikkat dağınıklığının kendilerini de vurduğunu dile getirmişler. Suçlayanlar da olmuş, Sokrates’in bir savı varmış kitaptan öğrendim. Yazının insanların hafızasın mahvedeceğini savunmuş. Bunu söyleyerek eleştirmişler:). Olaylar olayları takip etmiş, buna yeni bir rol bulmuşlar, rol icat etmişler firmada. Tasarım etikçisi olmuş:).

Diyor ki tüm büyük oyuncular (Google ve diğerleri) kullanıcıların dikkat aralığına hükmetmek istiyor, olay burada patlıyor belki art niyet ile yapmıyorlar ama buraya evriliyor. Mevcut iş modelleri ile bu oluyor, dikkat dağınıklığı toplumları vuruyor. Tristen 2 yıl sonra ayrılmış işten.

Notları aktarırken dinlediğim müziğide aşağıda paylaşıyorum. Sonraki yazıda görüşmek üzere…

Link:

https://www.youtube.com/watch?v=zg8dgqBS6aA

Önceki yazı:

https://medium.com/@alielmali/%C3%A7al%C4%B1nan-dikkat-iii-df5e977a7b5e

Türkçe
Teknoloji
Dikkat Eksikliği
Recommended from ReadMedium